Konum: Anasayfa » Dünyevi Mes'eleler » İslamiyet’te Tedavi Olmak Neden İbadettir? Hadislerle Tedavi Yöntemleri

İslamiyet’te Tedavi Olmak Neden İbadettir? Hadislerle Tedavi Yöntemleri

İslamiyet'te Tedavi Olmak Neden İbadet

İslamiyet’te Tedavi Olmak Neden İbadet

Kainatta her şey Allah’ın mahlukudur ve tüm mahlukların sahibi Allah’tır. İnsan vücudu Allah’ın insana verdiği bir emanettir. İnsan, vücudunun hakiki sahibi değildir. Vücut insana bu kısa imtihan dünyasında belli bir müddet için emanet olarak verilmiştir. İnsanın görevi kendisine emanet olarak verilen vücudunu korumaktır. Bu sebeple kişinin hayatını koruması ve kendisine zarar verecek tehlikelerden uzak durması farz bir ameldir.

Mesela tıbben insan vücuduna zarar veren gıdaları tüketmek haramdır. Ayrıca kişinin bedenen sağlıklı olması neticesinde kişi ibadetlerini daha kolay bir şekilde yapar ve sağlıklı olan kişi Allah’ın yasaklarına karşı daha güçlü bir şekilde mücadele eder.

İnsan bazen hastalıklardan korunmaya çalışsa da hastalığa yakalanabilir. Hasta olan bir Müslümanın tedavi olması gerekir. Tedavi olmak hastalıklardan kurtulmak, sağlığa kavuşmak için fiili olarak dua etmek anlamına gelir. Mesela bir insanın rızkını elde etmek için çalışması fiili duadır. İşte tedavi olmak da bir fiili duadır.

Tedavi olması kişiye farz olacak kadar hastalanan bir insan tedavi olduğunda farz bir ameli gerçekleştirmiş olur. Farzı yerine getirmek ise ibadettir.

Hazreti Peygamber’in (Sav) hadislerini göz önüne alan pek çok Müslüman bilim adamı Orta Çağ’da tıp alanında yaptığı çalışmalarla günümüz tıp dünyasının bu seviyeye gelmesine katkıda bulunmuşlardır. Batı dünyasında da çok ünlü olan İbni Sina ve onun gibi pek çok Müslüman âlim tıp alanında önemli çalışmalar yapmışlardır. Bu konuda yüzlerce örnek verilebilir. Örneğin dünyada ilk katarakt ameliyatını 10. yüzyılda yaşayan Ebu’l-Kasım Ammâr b. Ali el-Mevsılî yapmıştır.

Şu bilgiyi de verelim: Zaruret durumlarında tedavi maksadıyla doktorun hastanın avret yerlerine bakması caizdir. Ancak hastaların hemcinsleri olan doktorlara gitmeleri önceliklidir.

Tedavinin Önemi

İnsanların en hayırlısı Hazreti Muhammed (Sav) şöyle buyurmuştur:

“Ey Allah’ın kulları, tedavi olunuz.” (bk. Tirmizî, Tıbb, 2; Ebû Dâvud, Tıbb, 1, II; İbn Mâce, Tıbb, 1; Ahmed b. Hanbel, III/156, IV/278) ”

Allah, derdi de çareyi de verdiği gibi, her dert için bir ilaç yaratmıştır. Bu sebeple tedaviye devam ediniz. Fakat haramla tedavi etmeyiniz.” (Ebu Davud, Tıb 11)

Sad İbn Vakkas hastalandığı zaman Hz. Peygamber (Sav) onun ziyaretine gitmiştir. Sad’ı evinde hasta yatar gören Efendimiz (Sav) “Haris bin Kelde’yi çağırın, O iyi bir hekimdir, sizi tedavi etsin.” buyurmuştur. (Ebu Davud, Tıb 12)

“Kim bilgisi olmadığı halde hekimlik yapmaya kalkışırsa, sebeb olacağı zararı öder.” (Ebu Davud, Diyat 23; Nesai, Kasame 41; İbni Mace, Tıb 16)

 

Burun Tedavisi

Peygamber Efendimiz (Sav) kesilmiş burnun tamiri mülahazasıyla altından burun yapılmasına müsaade etmiştir.” {Tirmizi, Libas 31)

 

Göz Tedavisi

“İsmid (sürme taşı) çekin. O gözü açar ve kirpikleri besler.” (Tirmizi Libas 23; Ahmet bin Hanbel, Müsned 3/476)

“Gözü ağrıyan birisine Hz. Peygamber Efendimiz (sas) “Sabur ile tedavi et” buyurdu.” (Müslim, Hac 89, 90)

 

Boğaz Tedavisi

“Ud-u hindi (kustu hindi) kullanmaya devam ediniz. Onda yedi türlü şifa vardır. Uzre, (bademcik iltihabında) boğaza üflenir. Zatülcenbde hastaya içirilir.” (Buhari, Tıb 10; Müslim, Selam 86,87; İbn Mace, Tıb 12, 17)

“Umeys’in kızı Esma müshil olarak şubrun kullanıyordu. Hz. Peygamber Efendimiz (sas) keskin ve ağırdır, buyurdu. Sonra Esma sena otu kullandı.” (Tirmizi, Tıb 30)

 

 

Kan Aldırmak

“Aç karınla kan aldırmak daha uygundur. Bunda şifâ ve bereket vardır. Diğer yandan kan aldırmak aklı ve hafızayı güçlendirir.” (İbn Mace, Tıbb, 22)

“Peygamber Efendimiz (Sav) baş ağrısından şikâyet eden bir kimseye kan aldırmasını tavsiye etti.” (Müslim, Selam 71)

“Resulullah (sav)’in kanının durdurulması şu şekilde yapıldı. Hz. Ali kalkanın içinde su getirdi. Hz. Fatıma O’nun kanını yıkadı, sonra bir hasır yakıldı ve onun külü ile yara kapatıldı.” (Buhari, Vudu 72; Tirmizi, Tıb 34, İbn Mace, Tıb 15; Ahmet bin Hanbel, Müsned 5/330, 334)

 

Temizlik

“Lanetlenmiş iki şeyden sakının:

- “Ya Rasulallah o iki şey nedir?” dediler. Peygamber Efendimiz (Sav):

-”İnsanların gelip geçtiği yola ve gölgelendiği yere abdest bozmaktır.” buyurdu. (Müslim, Taharet 68; Ebu Davud, Taharet 15; Ahmet bin Hanbel, Müsned 2/372)

“Sizden biriniz durgun suya bevl etmesin.” (Buhari, Vudu 68; Müslim, Taharet 94; 96; Ebu Davud, Taharet 36)

“Köpek bir kabı yalarsa onu yedi defa yıkayın. O yedinin birinde toprakla temizleyin.” (Buhari, Vudu 33; Davud, Taharet 37; Tirmizi, Taharet 68)

“Size ne oluyor ki, dişleriniz sararmış olduğu halde yanıma geliyorsunuz. Misvak kullanınız.” (A. b. Hanbel, Müsned 1/214)

“Misvak hakkında tavsiyelerimi size çok tekrarladım.” (Buhari, cuma 8; Nesai, Taharet 5; A.b. Hanbel, Müsned 3/143; Darimi, Vudu 18)

“Allah temizdir, temizi sever. Etrafınızı temizleyiniz.” (Tirmizi, Edeb 41)

“Temizlik imanın yarısıdır.” (Müslim, Taharet, 1; Tirmizi, Daavat 86; A.b. Hanbel Müsned 4/260, 5/342, 343, 344, 363, 370, 372; Darimi, vudu 2)

“Yiyecek ve içeceklerinizin kaplarının ağzını açık bırakmayınız.” (Müslim, Eşribe 96, 98; Ebu Davud, Eşribe 22; Tirmizi Et’ime 15)

“Hz. Peygamber (sas) dövme (tatuağe) yaptırmayı yasaklamıştır.” (Buhari Tıb 26, Libas 86; Ebu Davud Libas 8)

 

Karantina

Orta Çağ Avrupasında veba salgını sebebiyle Avrupa nüfusunun yarıya yakını ölmüştür. O zamanlar karantinayı bilmeyen Avrupa, karantina uygulamasını doğudaki İslam devletleri ile ilişkiler sonucunda öğrenmiştir. Günümüzde de tıp alanında karantina uygulaması yapılmaktadır. Peygamber Efendimiz (Sav) veba hastalığının yayılmasını önlemede karantina uygulanması gerektiğini belirtmiştir.

“Bir yerde veba olduğunu işitirseniz oraya girmeyiniz. Bulunduğunuz yerde veba vukua gelirse oradan ayrılmayınız.” (Buhari, Tıb 30; Müslim, Selam 92, 93, 94, 98, 100)

“Cüzzamlıyla aranızda bir mızrak boyu mesafe olduğu halde konuşunuz.” (Ramuz el-Ehadis 2/471)

Efendimiz (Sav) hasta olan hayvanların sağlıklı hayvanların yanına getirilmesini yasakladı. Bir hadis-i şerif meali şöyledir: “Hayvanlardan hasta olanlar, sahipleri tarafından sakın sağlıklı olanların yanına iletilmesin.” (Buhari, Müslim, E.Davud, Müsned, Faik)

 

Yiyecek ve İçecekler

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): ‘Sizden birinin içeceğinin içine sinek düştüğü zaman, sineği iyice onun içine daldırsın sonra da onu çıkarsın! Çünkü sineğin iki kanadından birinde hastalık diğerinde de şifa vardır’ buyurdu.” (Buhari, 3098)

Bu konuyu tetkik eden makaleyi yayınlayan Dr. Samahı, mikrobiyologların sineğin midesinin içinde parazit olarak yaşayan uzun hücrelerinin bulunduğunu keşfettiklerini bildiriyor. Bu mantarsı hücreler, kendi üreme döngülerinin bir bölümü olarak, sineğin solunum kanallarına doğru çıkıntı yaparlar. Sinek, sıvının içine tamamen batırılırsa, osmotik basınçta meydana gelen değişiklik hücrelerin çatlamasına yol açmaktadır. Bu hücrelerin muhtevası ise, sineğin vücudunda taşıdığı patojenlere karşı olan bir antidottur; yâni zehire karşı panzehirdir. Yemeğe bulaşan sinekten çıkan zararlı mikropları, sinek batırılınca çatlayarak ortaya çıkan antidot tesirsiz hâle getirmektedir.

Mikrobiyolojideki en son araştırmalar Hz Peygamberin (s.a.v.) XV. asır önce bildirdiği tavsiyenin tıbbî izahını yapmakla, âdeta Onu tasdik etmektedir.

(Dr. Mustafa REYHANLI, Gerçeğe Doğru 5. Cilt Zafer Yayınları)

 

Nu’man bin Beşir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): ‘Üzümden içki yapılır, hurmadan içki yapılır, baldan içki yapılır, buğdaydan içki yapılır, arpadan içki yapılır kuru üzümden içki yapılır, mısırdan içki yapılır. Kuşkusuz ben her sarhoşluk veren şeylerden sizi nehyediyorum!’ buyurdu.” (Ebu Davud 3676, Tirmizi 1934, İbni Mace 3379, Ahmed 4/267, 273, İbni Hibban 5398)

Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi: “Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir şey içtiği zaman üç nefeste içer ve: ‘Bu içiş daha afiyet verici, daha hazmı kolay ve daha şifa vericidir’ buyururdu.” (Ebu Davud 3727)

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): ‘Herhangi biriniz bir şey içtiği zaman kabın içine nefesini vermesin!..’ buyurdu.” (Buhari 302, Müslim 267/65)

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi: “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kırbaların ağızlarından bardağa koymaksızın su içilmesini yasakladı!” Buhari 5675

Yazar Hakkında

Yazı Sayısı : 23

Yorum yaz

Close
Bu sadece siteye ilk girişinizde çıkar.
Beğenerek bize destek çıkabilirsiniz.

Facebook Sayfalarımız
Twitter
Youtube Kanalımız




Yukari