وَلَا أَنتُمْ عَابِدُونَ مَا أَعْبُدُ
Velâ entum ‘âbidûne mâ a’bud(u)
1
ve lâ entum
ve siz değilsiniz
2
âbidûne
kul olanlar, tapanlar
3
mâ a’budu
benim kul olduğuma
Diyanet Isleri
“Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz.”
Elmalılı (sadelestirilmis - 2)
Siz de benim taptığıma tapıcılar değilsiniz.
Elmalılı (sadelestirilmis)
Siz de benim kulluk ettiğime tapanlardan değilsiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Siz de tapanlardan değilsiniz benim ma'buduma
Diyanet Vakfı
Siz de benim taptığıma tapmıyorsunuz.
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve siz de tapmazsınız benim taptığıma.
Adem Uğur
Siz de benim taptığıma tapmıyorsunuz.
Ahmed Hulusi
"Siz de benim ibadet ettiğime abidler (ibadet eden kullar) değilsiniz. "
Ahmet Tekin
'Siz de benim ilâh tanıdığım, candan müslüman olarak kendisine, şeriatına bağlandığım, saygıyla kulluk ve ibadete devam ettiğim hak mâbuda kulluk ve ibadet etmiyorsunuz, benim boyun eğdiğim şeriata bağlanmıyorsunuz.'
Ahmet Varol
Siz de benim taptığıma tapıyor değilsiniz.
Ali Bulaç
"Benim taptığıma siz tapacak değilsiniz."
Ali Fikri Yavuz
Siz de, benim ibadet etmekte olduğuma (Allah’a) ibadet ediciler değilsiniz.
Bekir Sadak
«Benim taptigima da sizler tapmazsiniz.»
Celal Yıldırım
Benim taptığıma da sizler tapıcılar değilsiniz.
Diyanet Isleri (eski)
'Benim taptığıma da sizler tapmazsınız.'
Fizilal-il Kuran
Siz de benim taptığıma tapmazsınız.
Gültekin Onan
"Benim taptığıma siz tapacak değilsiniz."
Hasan Basri Çantay
«Benim (kendisine) ibâdet (de devam) edeceğime de siz kulluk ediciler değilsiniz».
Hayrat Nesriyat
'Siz de (benim) ibâdet etmekte olduğum (Allah)’a ibâdet ediciler değilsiniz!'
Ibni Kesir
Benim taptığıma da sizler tapmazsınız.
Muhammed Esed
siz de tapmazsınız benim taptığıma.
Ömer Nasuhi Bilmen
«Siz de benim ibadet ettiğime ibadet ediciler değilsiniz.»
Ömer Öngüt
Benim taptığıma da siz tapmazsınız.
Şaban Piriş
Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edenler değilsiniz.
Suat Yıldırım
Siz de benim ibadet ettiğime ibadet etmiyorsunuz.
Tefhim-ul Kuran
«Benim taptığıma da siz tapacak değilsiniz.»
Ümit Şimsek
Benim taptığıma da siz tapacak değilsiniz.
Diyanet Tefsiri
Tevhid ilkesinin sembolü olarak Mekke döneminin ilk yıllarında inen bu sûrede Mekkeli müşriklerin şahsında bütün putperestlere ilân edilmek üzere iman ile şirkin ayrı şeyler olduğu, bu iki inanç sistemi arasında bir benzerlik bulunmadığı, dolayısıyla ikisinin birlikte bulunmasının, iki inanç arasında bir uzlaşmaya gidilmesinin mümkün olmadığı kesin olarak ifade edilmiştir. Bazı müfessirlere göre 2-3. âyetlerde, gelecekte Hz. Peygamber’in müşriklerin taptığına tapmayacağı, onların da Hz. Peygamber’in taptığına tapmayacakları ifade edilmiş; 4-5. âyetlerde ise halihazırda da onların tutumlarının farklı olmadığı bildirilmiştir. Ancak Şevkânî bu yorumu reddetmekte, 4-5. âyetlerin 2-3. âyetlerdeki gerçeği pekiştirdiğini söylemekte; bu tekrarlara dil kurallarından ve Arap şiirinden örnekler getirmekte, Hz. Peygamber’in hadislerinde de benzer tekrarların bulunduğunu ifade etmektedir (bk. V, 599-600). Bizim tercihimiz de bu yöndedir. Zira 2-3. âyetlerde Hz. Peygamber’in şahsında müminlerin sadece bir Allah’a kulluk etmeleri emredilmiş, Allah’a ortak koşanlarla gerek inanç gerekse ibadet bakımından hiçbir şekilde benzerliklerinin bulunmadığı vurgulanmıştır. 4-5. âyetlerde ise Hz. Peygamber’i kendi dinlerine döndürmek isteyen putperestlerin ümidini kırmak maksadıyla söz tekrar edilmiştir. “Sizin dininiz size, benim dinim banadır” şeklinde tercüme ettiğimiz 6. âyet, daha geniş kapsamlı ve daha vurgulu bir şekilde önceki âyetleri tekit eder ve bu iki din arasında uzlaşmanın olamayacağını gösterir. Zira bu iki dini uzlaştırmak, hak ile bâtılı uzlaştırmak anlamına gelir. Son âyetten din, vicdan ve ibadet özgürlüğünün esas olduğu, kimsenin herhangi bir dine girmeye zorlanamayacağı anlamının da çıkarılabileceğini düşünen bir kısım müfessirler bu âyetin müşriklere karşı savaşılmasını emreden âyetle (bk. Tevbe 9/36) neshedildiğini yani hükmünün kaldırıldığını ileri sürmüşlerdir. Ancak bizim de katıldığımız görüşe göre âyetin hükmü kaldırılmamıştır; çünkü burada bir emir veya yasak değil, bir vâkıanın tesbiti ve ifade edilmesi (haber) söz konusudur; haber ise Allah’tan olduğu için gerçektir, hükmü değişmez (bk. Şevkânî, V, 600). Bu âyet, bir vâkıa tesbiti olduğu ve müslümanların zayıf durumda bulundukları bir dönemde indiği için ondan din ve vicdan özgürlüğü anlamının çıkarılamayacağı da düşünülebilir. Kuşkusuz İslâm’da din, vicdan ve ibadet özgürlüğü vardır; ancak bu özgürlükler Medine döneminde inen âyetlerde ifade edilmiş, müslümanların hâkim oldukları zaman ve mekânlarda uygulanmış, hayata geçirilmiştir.
Kurdî / کوردی / Kürtçe
Û hûn jî tişta,ku ez jê ra perestî dikim perestok nînin.
Sahih International / English / Ingilizce
Nor are you worshippers of what I worship.
M.Pickthall / English / Ingilizce
Nor worship ye that which I worship.
Muhsin Khan / English / Ingilizce
"Nor will you worship that which I worship.
Yusuf Ali / English / Ingilizce
Nor will ye worship that which I worship.(6290)
Shakir / English / Ingilizce
Nor do you serve Him Whom I serve:
Dr. Ghali / English / Ingilizce
Nor are you worshiping what I worship,
Albanian / Shqip / Arnavutça
As ju nuk jeni adhurues të Atij që unë e adhuroj!
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice
Siz də mənim ibadət etdiyimə (Allaha) ibadət etməzsiniz!
Bosnian / Bosanski / Bosnakca
a ni vi se nećete klanjati Onome kome se ja klanjam;
Bulgarian / Български / Bulgarca
и вие не служите на това, на което аз служа.
Chinese / 中文 / Çince
你­怳]不崇拜我所崇拜的 ;
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince
你们也不崇拜我所崇拜的 ;
Czech / Česky / Çekçe
a vy nejste ctitelé toho, co já uctívám,
Dutch / Nederlands / Hollandaca
Noch zult gij aanbidden wat ik aanbid.
Farsi / فارسی / Farsça
و شما (نیز) نمی پرستید آنچه را که من می پرستم.
Finnish / Suomi / Fince
ettekä te palvele Häntä, jota minä palvelen.
French / Français / Fransızca
Et vous n'êtes pas adorateurs de ce que j'adore.
German / Deutsch / Almanca
Ihr wollt Gott nicht dienen, Dem ich diene.
Hausa / Hausa Dili
"Kuma kũ, ba ku zama masu bauta wa abin da nake bautã wa ba."
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce
Dan kamu bukan penyembah Tuhan yang aku sembah.
Italian / Italiano / Italyanca
e voi non siete adoratori di quel che io adoro.
Japanese / 日本語 / Japonca
あなたがたは,わたしが崇めるものを,崇める者たちではない。
Korean / 한국어 / Korece
내가 경배하는 분을 너희가 경배하지 아니하고
Malay / Bahasa Melayu / Malayca
"Dan kamu tidak mahu menyembah (Allah) yang aku sembah.
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili
ഞാന്‍ ആരാധിച്ചുവരുന്നതിനെ നിങ്ങളും ആരാധിക്കുന്നവരല്ല.
Maranao / mәranaw
Go da rkano i ba niyo dii zoasoata so gii akn zoasoatn:
Norwegian / Norsk / Norveççe
og ikke kommer dere til å tilbe det jeg tilber.
Polski / Polish / Polonya Dili
Ani wy nie jesteście czcicielami tego, Co ja czczę.
Portuguese / Português / Portekizce
Nem vós adorais o que adoro.
Romanian / Română / Rumence
Nici voi nu sunteţi închinători la ceea ce mă închin eu.
Russian / Россия / Rusça
а вы не поклоняетесь Тому, Кому поклоняюсь я.
Somali / Somalice
Idinna ma caabudaysaan Eebahaan caabudi.
Spanish / Español / Ispanyolca
Y vosotros no servís lo que yo sirvo.
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili
Wala nyinyi hamuabudu ninaye muabudu.
Svenska / Swedish / Isveççe
Inte heller dyrkar ni vad jag dyrkar.
Tatarça / Tatarish / Tatarca
Һәм сез дә мин гыйбадәт кыла торган Аллаһуга гыйбадәт кылмыйсыз.
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili
และพวกท่านก็ไม่ใช่เป็นผู้เคารพภักดีพระเจ้าที่ฉันเคารพภักดี
Urdu / اردو / Urduca
اور جس (خدا) کی میں عبادت کرتا ہوں اس کی تم عبادت نہیں کرتے
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe
Ва сизлар ҳам мен ибодат қиладиганга ибодат қилувчимассиз.
Bengali / বাংলা / Bengalce
এবং তোমরাও এবাদতকারী নও, যার এবাদত আমি করি
Tamil / தமிழர் / Tamilce
இன்னும், நான் வணங்குகிறவனை நீங்கள் வணங்குகிறவர்களல்லர்.