وَلَكُمْ فِيهَا جَمَالٌ حِينَ تُرِيحُونَ وَحِينَ تَسْرَحُونَ
Velekum fîhâ cemâlun hîne turîhûne vehîne tesrahûn(e)
1
ve lekum
ve sizin için
2
fî-hâ
içinde, onlarda vardır
3
cemâlun
güzellik
4
hîne
o zaman, olduğu zaman
5
turîhûne
(hayvanları) akşamleyin otlaktan döndürüyorsunuz
6
ve hîne
ve o zaman, olduğu zaman
7
tesrehûne
(hayvanları) otlatmaya çıkarıyorsunuz
Diyanet Isleri
Onları akşamleyin getirirken, sabahleyin salıverirken de sizin için bir güzellik (ve zevk) vardır.
Elmalılı (sadelestirilmis - 2)
O hayvanları, akşam vakti getirirken ve sabahleyin salarken, onlarda sizin için bir güzellik ve zevk vardır.
Elmalılı (sadelestirilmis)
Akşam getirip sabah salarken onlarda sizin için bir güzellik vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Akşam getirir, sabah salarken onlarda sizin için bir cemal de vardır.
Diyanet Vakfı
Sizin için onlardan ayrıca akşamleyin getirirken, sabahleyin salıverirken bir güzellik (bir zevk) vardır.
Abdulbaki Gölpınarlı
Akşamleyin yayımdan getirir, sabahleyin yayıma götürürken de güzellikleri var, zevk alırsınız onlardan.
Adem Uğur
Sizin için onlardan ayrıca akşamleyin getirirken, sabahleyin salıverirken bir güzellik (bir zevk) vardır.
Ahmed Hulusi
Akşamları (otlağından) getirdiğinizde ve sabahları (o otlağa) saldığınızda onlarda sizin için bir güzellik vardır.
Ahmet Tekin
Akşamleyin getirirken, sabahleyin salıverirken, onlardaki güzellik ve verdikleri zevk sizi cezbeder.
Ahmet Varol
Akşamleyin (otlaktan) getirirken ve sabah salarken onlarda sizin için güzellik vardır.
Ali Bulaç
Akşamları getirir, sabahları götürürken onlarda sizin için bir güzellik vardır.
Ali Fikri Yavuz
O hayvanları, akşam vakti getirirken ve sabahleyin salarken, onlarda sizin için bir zevk ve güzellik var.
Bekir Sadak
Onlari getirirken de, gonderirken de zevk alirsiniz.
Celal Yıldırım
Onları (ağıllarına) sürüp getirdiğinizde ve (otlaklara) sürüp götürdüğünüzde, sizin için onlarda içinizi açan güzellik ve çekicilik vardır.
Diyanet Isleri (eski)
Onları getirirken de, gönderirken de zevk alırsınız.
Edip Yüksel
Ayrıca boş zamanlarınızda ve seyahatlerinizde sizin için onlarda bir konfor ve zevk vardır.
Fizilal-il Kuran
Bu hayvanlar, onları sabahleyin otlağa salarken ve akşam geri getirirken, size göz zevki sağlarlar.
Gültekin Onan
Akşamları getirir, sabahları götürürken onlarda sizin için bir güzellik vardır.
Hasan Basri Çantay
Akşamlayın getirirken, sabahlayın salıverirken onlarda sizin için (ne) güzel bir zînet (ve zevk) vardır!
Hayrat Nesriyat
Ve akşamleyin getirirken, sabahleyin de salıverirken onlarda sizin için bir (zevk ve)güzellik vardır.
Ibni Kesir
Akşamleyin getirir, sabah salarken onlarda sizin için bir güzellik vardır
Muhammed Esed
akşam eve getirirken, sabah otlağa çıkarırken onlarda bir güzellik bulursunuz.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve sizin için onları akşamleyin getirdiğiniz ve sabahleyin salıverdiğiniz sırada bir ziynet vardır
Ömer Öngüt
Akşamları getirirken, sabahları salıverirken de sizin için bir güzellik vardır (zevk alırsınız).
Şaban Piriş
Ve onların gidiş gelişlerinde ayrı bir güzellik bulursunuz.
Suat Yıldırım
Onları akşamleyin ağıllarına getirir, sabahleyin otlaklara götürürken bambaşka bir zevk alırsınız!
Süleyman Ateş
Ve akşamleyin mer'adan getirdiğiniz, sabahleyin mer'aya götürdüğünüz zaman onlarda sizin için bir güzellik de vardır. (Onların gidiş gelişleri size ayrı bir güzellik ve zevk verir.)
Tefhim-ul Kuran
Akşamları getirir, sabahları götürürken onlarda sizin için bir güzellik vardır.
Ümit Şimsek
Onları akşam ağıla getirirken ve sabah çayıra salarken seyretmek size haz verir.
Diyanet Tefsiri
Sûrenin ilk âyetinde yüce Allah’ın, putperestlerce ileri sürülen ortaklardan münezzeh olduğu, 2. âyetinde O’ndan başka tanrı bulunmadığı ifade buyurulduktan sonra 18. âyete kadar olan bölümde de bu gerçeği kanıtlamak üzere O’nun varlığının, birliğinin ve yaratıcı kudretinin bazı delilleri gösterilmekte, insanın yararlanmakta olduğu ilâhî lutuf ve nimetler hatırlatılmakta, nimetin sahibini tanıyıp O’na şükretmek gerektiği uyarısında bulunulmaktadır. Tasavvuf ve felsefe kültüründe “büyük âlem” denilen yer ve göklerle “küçük âlem” denilen insanın yaratılması ve yaratılış keyfiyeti, insanı kuşatan canlı ve cansız tabiatın ona yararlı olacak şekilde nimet ve imkânlarla donatılması hep Allah’ın varlığına ve hikmetli yaratıcılığına delâlet etmektedir. 8. âyette Allah’ın, burada sayılanlar dışında, o günkü insanların veya her devirde yaşayanların bilmedikleri daha başka şeyler de yaratmakta olduğu ifade edilmek suretiyle hem yaratılışın akıp giden bir süreç olduğu belirtiliyor hem de insanlarda, gördükleriyle yetinmeyip tabiatın gizliliklerini keşfetme merakı uyandırılması hedefleniyor, bu keşiflerin Allah inancının gelişip güçlenmesine katkıda bulunacağına işaret ediliyor. Yeryüzünde insandan başka hiçbir varlık Allah’a karşı gelme gücüne ve özgürlüğüne sahip değildir. Bu sebeple 3. âyette insanın yaratılış sürecine dikkat çekilerek (bu hususta geniş bilgi için bk. Mü’minûn 23/12-14), “bir damla su”dan, bir spermden yaratılan insanın, yaratanına karşı çıkacak kadar irade ve eylem gücüyle, özgürlüğüyle donatıldığına, “alelâde bir nesne iken böylesine yüksek ve şerefli bir düzeye ulaşması”na (Râzî, XIX, 226); bunun da ilim ve hikmet sahibi yüce yaratıcının varlığı, birliği ve ulu kudretinin delili olduğuna dikkat çekilmesi son derece anlamlıdır. Müfessirler, 5 ve 6. âyetlerde, diğer maddî ve psikolojik faydaları yanında bilhassa tüylerinden, sütlerinden ve etlerinden istifade edilmek üzere yaratıldığı bildirilen ve en‘âm kelimesiyle ifade edilen hayvanların koyun, keçi, sığır ve deveden ibaret olduğunu belirtirler. 8. âyette ise at, katır ve eşek cinsinin diğerlerinden ayrı zikredilmiş; bunların taşıma aracı ve ziynet olarak yaratıldığı bildirilirken etlerinden ve sütlerinden söz edilmemiştir. Bazı fakihler bu ifadeleri de dikkate alarak, bu üç hayvanın etlerinin ve sütlerinin haram olduğunu belirtmişlerdir. Ancak âlimlerin çoğunluğu bu âyetlerin Allah’ın yaratıcılığı ve nimetleriyle ilgili olduğu, buradan hareketle etleri yenen ve yenmeyen hayvanlar hakkında hüküm çıkarmanın isabetli olmayacağı kanaatindedirler (Ebû Bekir İbnü’l-Arabî, III, 1145 vd.; Râzî, XIX, 229-230; İbn Âşûr, XIV, 107-110).
Kurdî / کوردی / Kürtçe
Û (hêj) gava (ku hûn ewan tarişan) di sibehê da berdidine çêre û di êvarê da jî (hûn ewan ji çêre) tînin û dadikin, ji bona we ra (xweşî û) rindayî heye.
Sahih International / English / Ingilizce
And for you in them is [the enjoyment of] beauty when you bring them in [for the evening] and when you send them out [to pasture].
M.Pickthall / English / Ingilizce
And wherein is beauty for you, when ye bring them home, and when ye take them out to pasture.
Muhsin Khan / English / Ingilizce
And wherein is beauty for you, when you bring them home in the evening, and as you lead them forth to pasture in the morning.
Yusuf Ali / English / Ingilizce
And ye have a sense of pride and beauty in them as ye drive them home in the evening, and as ye lead them forth to pasture in the morning.(2025)
Shakir / English / Ingilizce
And there is beauty in them for you when you drive them back (to home), and when you send them forth (to pasture).
Dr. Ghali / English / Ingilizce
And wherein is comely (service) for you while you are bringing them home and while you are driving them to pasture.
Albanian / Shqip / Arnavutça
Në to (në kafshët) ju shihni hijeshi (idili) kur në mbrëmje ato i ktheni (nga kullosa) dhe kur në mëngjes i lëshoni (për në kullosë).
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice
Onları səhər naxıra, axşam axura gətirdikdə (səhər otlamaq üçün çölə göndərib axşam tövləyə qaytardıqda) baxıb zövq alırsınız (fərəhlənirsiniz).
Bosnian / Bosanski / Bosnakca
ona vam je ukras kad je sa ispaše vraćate i kad je na pašu izgonite,
Bulgarian / Български / Bulgarca
В него има и хубост за вас, когато го прибирате вечер и когато го подкарвате на паша.
Chinese / 中文 / Çince
你怬漎僖b趕回家或放出去吃草的時唌A牲畜對於你抭ㄕ野m。
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince
你们把牲畜赶回家或放出去吃草的时候,牲畜对于你们都有光彩。
Czech / Česky / Çekçe
a je v nich pro vás krása, když navečer se z pastvy navracíte i když za jitra je vyháníte.
Dutch / Nederlands / Hollandaca
Het is tegelijk eene eer voor u als gij het des avonds naar huis drijft, en als gij het des morgens wegvoert om het te weiden.
Farsi / فارسی / Farsça
و در آنها برای شما (زینت و) زیبائی است ، چون شامگاهان (از صحرا) باز می گردانید، وچون صبحگاهان (به صحرا) می فرستید .
Finnish / Suomi / Fince
Teille on kunniaksi, kun ajatte sitä kotiin ja kun viette sitä laitumelle.
French / Français / Fransızca
Ils vous paraissent beaux quand vous les ramenez, le soir, et aussi le matin quand vous les lâchez pour le pâturage.
German / Deutsch / Almanca
Und ihr habt an ihnen Schönes, wenn ihr (sie abends) eintreibt und wenn ihr (sie) morgens austreibt.
Hausa / Hausa Dili
Kuma kunã da kyau a cikinsu a lõkacin da suke kõmõwa daga kĩwo da maraice da lõkacin da suke sakuwã.
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce
Dan kamu memperoleh pandangan yang indah padanya, ketika kamu membawanya kembali ke kandang dan ketika kamu melepaskannya ke tempat penggembalaan.
Italian / Italiano / Italyanca
E come è bello per voi, quando le riconducete
Japanese / 日本語 / Japonca
夕方にそれらを(家に)駆り戻す時,また朝に(牧地へ)駆りたてる時,あなたがたはそれらに優美さを感じる。
Korean / 한국어 / Korece
너희가 그 가축들을 집으로 데려올 때와 목장으로 안내하는 그 안에는 너희를 위한 아름다움 이 있으며
Malay / Bahasa Melayu / Malayca
Dan bagi kamu pada binatang-binatang ternak itu, keindahan (yang menarik hati) ketika kamu membawanya balik untuk berihat (pada waktu petang), dan ketika kamu membawanya keluar (pada waktu pagi).
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili
നിങ്ങള്‍ ( വൈകുന്നേരം ആലയിലേക്ക്‌ ) തിരിച്ച്‌ കൊണ്ട്‌ വരുന്ന സമയത്തും, നിങ്ങള്‍ മേയാന്‍ വിടുന്ന സമയത്തും അവയില്‍ നിങ്ങള്‍ക്ക്‌ കൌതുകമുണ്ട്‌.
Maranao / mәranaw
Go adn a rk iyo a matatago on a kataid ko masa a kapkhodala niyo ron, go so masa a kapphakaliyowa niyo ron;
Norwegian / Norsk / Norveççe
De er et vakkert syn for dere når dere driver dem hjem om kvelden, og drar ut med dem om morgenen på beite.
Polski / Polish / Polonya Dili
Widzicie w nich piękno, kiedy przypędzacie je wieczorem na spoczynek, i kiedy je wypędzacie rano na pastwisko.
Portuguese / Português / Portekizce
E tendes nele encanto, quer quando o conduzis ao apriscos, quer quando, pela manhã, os levais para o pasto.
Romanian / Română / Rumence
Ele vă cară poverile către un ţinut ce nu-l atingeţi decât cu multă trudă. Domnul vostru este Bun, Milostiv.
Russian / Россия / Rusça
Они украшают вас, когда вы пригоняете их обратно вечерами и выводите на пастбище по утрам.
Somali / Somalice
quruxbaana idiinku sugan dhexdooda markaad dheelmaysaan iyo markaad foofinaysaan.
Spanish / Español / Ispanyolca
Disfrutáis viéndolos cuando los volvéis por la tarde o cuando los sacáis a pastar por la mañana.
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili
Na wanakupeni furaha pale mnapo warudisha jioni na mnapo wapeleka malishoni asubuhi.
Svenska / Swedish / Isveççe
och ni ser skönheten i dessa [djur], när ni på kvällen driver hem dem [från betet] och när ni på morgonen [åter] släpper ut dem till betesmarkerna.
Tatarça / Tatarish / Tatarca
Ул хайваннарны иртә белән кырга чыгарганда вә кич белән өегезгә кайтарганда сезгә зиннәт вә шатлыктыр.
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili
และในตัวมันมีความสง่างามสำหรับพวกเจ้า ขณะที่มันกลับจากทุ่งหญ้าและขณะที่นำมันออกไปเลี้ยง
Urdu / اردو / Urduca
اور جب شام کو انہیں (جنگل سے) لاتے ہو اور جب صبح کو (جنگل) چرانے لے جاتے ہو تو ان سے تمہاری عزت وشان ہے
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe
Ва сиз учун уларда кечки пайт (ўтлоқдан) қайтаётганларида ва эрталаб (ўтлоққа) кетаётганида чиройли-жамол бор.
Bengali / বাংলা / Bengalce
এদের দ্বারা তোমাদের সম্মান হয়, যখন বিকালে চারণভূমি থেকে নিয়ে আস এবং সকালে চারণ ভূমিতে নিয়ে যাও।
Tamil / தமிழர் / Tamilce
அவற்றை நீங்கள் மாலை நேரத்தில் (வீட்டுக்குத்) திரும்பி ஓட்டி வரும் போதும், காலை நேரத்தில் (மேய்ச்சலுக்காக) அவிழ்த்துவிடும் போதும், அவற்றில் உங்களுக்கு(ப் பொலிவும்) அழகுமிருக்கிறது.