Kuran Mealleri ve Tefsiri

  • Sayfa :
  • Sure :
  • ◄ Sonraki Sayfa 526 Önceki Sayfa ►
    Necm Suresi
    (1) İnmekte olan necme (yıldıza, Kur'an'ın inen miktarına) yemin ederim ki, (2) arkadaşınız şaşırmadı, azıtmadı da! (3) Hevadan (arzusuna göre) söylemiyor. (4) O (Kur'an) sadece vahyolunan bir vahiydir. (5) Ona, kuvvetleri çok güçlü olan öğretti. (6) Bir kuvvet sahibi; hemen duruklandı (doğruldu). (7) O en yüksek ufukta idi. (8) Sonra yaklaştı ve sarktı. (9) Aradaki mesafe iki yay boyu oldu, hatta daha yakın; (10) kuluna verdiği vahyi verdi. (11) Gözün gördüğüne kalp yalan demedi. (12) Gördüğü hakkında şimdi siz, onunla tartışıyor musunuz? (13) Andolsun ki, o onu bir kez daha inişinde gördü; (14) Sidretu'l-Munteha'nın yanında. (15) ki, Cennetu'l-Me'va onun yanındadır. (16) O zaman ki, o Sidre'yi bürüyen bürüyordu. (17) Göz ne şaştı, ne (de sınırı) aştı. (18) Andolsun ki, Rabbinin ayetlerinden en büyüğünü gördü. (19) Siz de gördünüz değil mi Lat ve Uzza'yı? (20) Üçüncü olarak da öteki Menat'ı? (21) Size erkek, O'na dişi öylemi? (22) Öyle ise bu çok hayıflı (haksız) bir taksim! (23) Onlar hiçbir şey değil, sırf sizin ve babalarınızın taktığı kuru isimlerdir. Allah onlara öyle bir saltanat indirmedi. Onlar yalnız zanna ve nefislerinin sevdasına uyuyorlar. Oysa Rablerinden kendilerine doğru yolu gösteren geldi. (24) Yoksa insana her kurduğu hülya mı var? (25) Ama ahiret ve dünya Allah'ındır. (26) Göklerde nice melekler vardır ki, Allah'ın dileyip razı olduğuna izin vermeden önce şefaatleri hiçbir işe yaramaz.
    سُورَةُ  النَّجْمِ
    وَالنَّجْمِ إِذَا هَوَى (١) مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوَى (٢) وَمَا يَنطِقُ عَنِ الْهَوَى (٣) إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَى (٤) عَلَّمَهُ شَدِيدُ الْقُوَى (٥) ذُو مِرَّةٍ فَاسْتَوَى (٦) وَهُوَ بِالْأُفُقِ الْأَعْلَى (٧) ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّى (٨) فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَى (٩) فَأَوْحَى إِلَى عَبْدِهِ مَا أَوْحَى (١٠) مَا كَذَبَ الْفُؤَادُ مَا رَأَى (١١) أَفَتُمَارُونَهُ عَلَى مَا يَرَى (١٢) وَلَقَدْ رَآهُ نَزْلَةً أُخْرَى (١٣) عِندَ سِدْرَةِ الْمُنْتَهَى (١٤) عِندَهَا جَنَّةُ الْمَأْوَى (١٥) إِذْ يَغْشَى السِّدْرَةَ مَا يَغْشَى (١٦) مَا زَاغَ الْبَصَرُ وَمَا طَغَى (١٧) لَقَدْ رَأَى مِنْ آيَاتِ رَبِّهِ الْكُبْرَى (١٨) أَفَرَأَيْتُمُ اللَّاتَ وَالْعُزَّى (١٩) وَمَنَاةَ الثَّالِثَةَ الْأُخْرَى (٢٠) أَلَكُمُ الذَّكَرُ وَلَهُ الْأُنثَى (٢١) تِلْكَ إِذًا قِسْمَةٌ ضِيزَى (٢٢) إِنْ هِيَ إِلَّا أَسْمَاء سَمَّيْتُمُوهَا أَنتُمْ وَآبَاؤُكُم مَّا أَنزَلَ اللَّهُ بِهَا مِن سُلْطَانٍ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا الظَّنَّ وَمَا تَهْوَى الْأَنفُسُ وَلَقَدْ جَاءهُم مِّن رَّبِّهِمُ الْهُدَى (٢٣) أَمْ لِلْإِنسَانِ مَا تَمَنَّى (٢٤) فَلِلَّهِ الْآخِرَةُ وَالْأُولَى (٢٥) وَكَم مِّن مَّلَكٍ فِي السَّمَاوَاتِ لَا تُغْنِي شَفَاعَتُهُمْ شَيْئًا إِلَّا مِن بَعْدِ أَن يَأْذَنَ اللَّهُ لِمَن يَشَاء وَيَرْضَى (٢٦)

    İçerik orjinal haline bağlı kalmak koşuluyula izinsiz alınabilir.

    MektebiSuffa.com DerinDusun.com HerseyOgren.com YakinTarihimiz.org