قُلْ مَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ وَمَا أَنَا مِنَ الْمُتَكَلِّفِينَ
Kul mâ es-elukum ‘aleyhi min ecrin vemâ enâ mine-lmutekellifîn(e)
1
kul
de
2
mâ es’elu-kum
sizden istemiyorum
3
aleyhi
ona, buna karşı
4
min
den
5
ecrin
ecir, ücret
6
ve mâ ene
ve ben değilim
7
min
den
8
el mutekellifîne
mütekelliflerden (mükellefiyet koyanlardan)
Diyanet Isleri
(Ey Muhammed!) De ki: “Bundan (tebliğ görevinden) dolayı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Ben kendiliğinden yükümlülük altına girenlerden değilim.”
Elmalılı (sadelestirilmis - 2)
Ey Muhammed! De ki: «Ben o Kur'ân'a karşı sizden bir ücret istemiyorum. Ve ben kendiliğimden bir şey de teklif etmiyorum.»
Elmalılı (sadelestirilmis)
De ki: «Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum ve ben yapmacık davrananlardan da değilim.
Elmalılı Hamdi Yazır
De ki: bir ecir istemiyorum sizden ona karşı ve ben o tekellüfcilerden değilim
Diyanet Vakfı
(Resûlüm!) De ki: Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Ve ben olduğundan başka türlü görünenlerden de değilim.
Abdulbaki Gölpınarlı
De ki: Ben, tebliğime karşılık, sizden bir ücret istemiyorum ve ben, kendiliğimden bir şey de istememekteyim.
Adem Uğur
(Resûlüm!) De ki: Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Ve ben olduğundan başka türlü görünenlerden de değilim.
Ahmed Hulusi
De ki: "Bildirdiklerim için sizden karşılık istemiyorum ve ben size asılsız iddialarla da gelmedim. "
Ahmet Tekin
Rasûlüm:
'Tebliğ ile görevli olduğum dine, Kur’ân âyetlerine karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Ben olduğundan başka türlü görünenlerden, görevinin dışına çıkanlardan değilim.' de.
Ahmet Varol
De ki: 'Ben buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum ve ben kendiliğimden bir yükümlülük getirenlerden (öylesine kuruntuya girenlerden) değilim.
Ali Bulaç
(Ey Peygamber) De ki: "Ben, buna karşı sizden bir ücret istemiyorum ve (kendiliğinden) bir yükümlülük getirenlerden de değilim."
Ali Fikri Yavuz
(Ey Rasûlüm) de ki: “- Ben tebliğime karşı sizden bir ücret istemiyorum, (ey Mekke halkı); ve ben düzenbazlardan değilim.
Bekir Sadak
De ki: «Buna karsilik sizden bir ucret istemiyorum. Kendiligimden bir sey iddia eden kimselerden de degilim.»
Celal Yıldırım
(Ey Peygamber!) De ki: Buna (bu uyarı ve öğütlere) karşı sizden bir ücret istemiyorum ve ben kendiliğimden bir teklîf getirenlerden de değilim.
Diyanet Isleri (eski)
De ki: 'Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Kendiliğimden bir şey iddia eden kimselerden de değilim.'
Fizilal-il Kuran
Ey Muhammed! De ki; «Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum, kendimden bir şey teklif edenlerden de değilim.»
Gültekin Onan
(Ey Peygamber) De ki: "Ben, buna karşı sizden bir ücret istemiyorum ve (kendiliğinden) bir yükümlülük getirenlerden de değilim."
Hasan Basri Çantay
(Habîbim) de ki: «Ben buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum ve ben (size) kendiliğimden (bir şey) teklif edenlerden de değilim».
Hayrat Nesriyat
(Ey Resûlüm!) De ki: '(Ben) buna (bu tebliğ vazîfeme) karşılık, sizden hiçbir ücret istemiyorum ve ben (size kendiliğimden Kur’ân’ı uydurup) külfet çıkaranlardan değilim.'
Ibni Kesir
De ki: Ben, buna karşı sizden bir ücret istemiyorum ve ben, kendiliğimden bir şey iddia edenlerden de değilim.
Muhammed Esed
De ki (ey Peygamber!): "Bu (mesaj) için sizden hiçbir karşılık istemiyorum; ve ben sahip olmadığı şeyleri iddia edenlerden değilim.
Ömer Nasuhi Bilmen
(84-86) (Hak Teâlâ da) buyurdu ki: «İmdi bu doğru ve şu hakikati söyleyeyim ki, elbette cehennemi senden ve onlardan, sana tâbi olanlardan, hepsinden dolduracağım.» De ki: «Onun üzerine sizden bir ücret istemiyorum ve ben tekellüfçülerden de değilim.»
Ömer Öngüt
Resulüm! Onlara de ki: "Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Kendiliğimden bir şey iddiâ edenlerden de değilim. "
Şaban Piriş
De ki: -Ben sizden bir ücret istemiyorum. Kendiliğimden bir şey de uydurmuyorum
Suat Yıldırım
De ki: "Ben de irşad ve risalet hizmetinden dolayı sizden bir ücret istemiyorum ve ben size kendiliğinden bir iddia içinde bulunan biri de değilim!"
Tefhim-ul Kuran
(Ey Peygamber) De ki: «Ben, buna karşı sizden bir ücret istemiyorum ve (kendiliğinden) bir yükümlülük getirenlerden de değilim.»
Ümit Şimsek
De ki: Tebliğim karşılığında sizden bir ücret istemiyorum. Ben kendiliğimden peygamberlik de taslamıyorum.
Diyanet Tefsiri
Temel gayesi nübüvvetin ispatı olan sûrenin bu son âyetlerinde bu gerçek üzerine son bir defa daha dikkat çekilmekte, Hz. Muhammed’in hak peygamber olduğunun kanıtları onun dilinden ifade edilmektedir. Buna göre Hz. Peygamber, görevini sürdürmek için muhataplarından kişisel bir çıkar, maddî veya mânevî bir karşılık beklememektedir; şayet gerçekten peygamber olmasaydı bir çıkar sağlamak için bu işe kalkışması gerekirdi. Böyle olmadığına göre o davetinde samimidir, söyledikleri gerçektir; sahte bir misyon üstlenen, peygamberlik taslayan biri değildir; tebliğ ettiği Kur’an da onun yakıştırması değil, bütün âlemlere, yani bütün akıllı ve yükümlü varlıklara gönderilen ilâhî bir öğüt ve uyarıdır. Burada “bütün âlemlere” kaydı, Kur’an mesajının ve Hz. Muhammed’in peygamberliğinin evrenselliğini gösteren en kesin delillerdendir. Son âyette geçen nebe’ kelimesi “haber” anlamına gelir. Haber, “realiteye uygun bildirim” demektir; nitekim asılsız bildirime “yalan haber” denir. Şu halde haberde asıl olan, duyurulan bilginin gerçekliğidir. Bu sebeple âyetteki nebe’ kelimesini “bildirdiklerinin gerçekliği” şeklinde çevirdik. “Onun bildirdiklerinin gerçekliğini bir zaman sonra öğreneceksiniz” ifadesi, müslümanlar için gelecekte İslâm’ın başarıya ulaşacağını bildiren bir müjde, inkârcılar için de bir uyarı anlamı taşımaktadır. Nitekim, müşriklerin bütün karşı çabalarına, mücadelelerine, zulüm ve baskılarına rağmen bu müjde adım adım gerçekleşmiş; daha Resûlullah aleyhisselâm hayattayken Arap yarımadasında şirkin kökü kazınmış; nihayet bir asır gibi kısa bir zamanda İslâm üç kıtaya yayılan, çeşitli milletlerce benimsenen evrensel bir din haline gelmiştir.
Kurdî / کوردی / Kürtçe
Tu bêje ku: "Ez ne tu destmuzî li serê ji we dixwazim û ne jî ez bi zorê ji ber xwe ve derdixim."
Sahih International / English / Ingilizce
Say, [O Muhammad], "I do not ask you for the Qur'an any payment, and I am not of the pretentious
M.Pickthall / English / Ingilizce
Say (O Muhammad, unto mankind): I ask of you no fee for this, and I am no impostor.
Muhsin Khan / English / Ingilizce
Say (O Muhammad SAW): "No wage do I ask of you for this (the Quran), nor am I one of the Mutakallifun (those who pretend and fabricate things which do not exist).
Yusuf Ali / English / Ingilizce
Say: "No reward do I ask(4238) of you for this (Qur´an), nor am I a pretender.(4239)
Shakir / English / Ingilizce
Say: I do not ask you for any reward for it; nor am I of those who affect:
Dr. Ghali / English / Ingilizce
Say, (This is addressed to the Prophet) "In no way do I ask of you any reward, and in no way am I (one) of the pretenders.
Albanian / Shqip / Arnavutça
Thuaj (Muhammed): “Unë nuk kërkoj pre jush ndonjë shpërblim, dhe unë nuk jam prej atyre që bëjnë trillime”.
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice
(Ya Peyğəmbər!) De: “Mən buna (risaləti, Allahın hökmlərini təbliğ etməyə) görə sizdən heç bir əcr (mükafat) istəmirəm. Və mən özümdən bir şey uydurub deyənlərdən də deyiləm! (Allahdan mənə nə vəhy olunursa, yalnız onu sizə çatdırıram. Bu Qur’an mənim sözüm deyil, Allah kəlamıdır!)
Bosnian / Bosanski / Bosnakca
Reci: "Ne tražim ja od vas za ovo nikakvu nagradu i ja nisam izvještačen,
Bulgarian / Български / Bulgarca
Кажи [о, Мухаммад]: “Не моля от вас отплата за това и не съм от онези, които добавят от себе си.”
Chinese / 中文 / Çince
你說G「我不為傳達使命而向你怉薇籉馧齱酬 ,我不是冒名的。(或弄虛作假的)。
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince
你说:�我不为传达使命而向你们索取任何报酬,我不是造谣的。
Czech / Česky / Çekçe
Rci: "Nežádám od vás za to odměnu žádnou a nejsem z těch, kdož na sebe si berou, co nepřísluší jim.
Dutch / Nederlands / Hollandaca
Zeg tot de bewoners van Mekka: Ik vraag geenerlei belooning van u, voor deze mijne prediking, noch ben ik een van hen, die zich meester maken van een deel van datgene wat hun niet toebehoort.
Farsi / فارسی / Farsça
(ای پیامبر) بگو: «من بر (رساندن) این (دین) هیچ مزدی از شما در خواست نمی کنم، و من از متکلفان نیستم ».
Finnish / Suomi / Fince
Sano: »En pyydä teiltä mitään palkkiota, enkä kuulu niihin, jotka teeskentelevät.
French / Français / Fransızca
Dis : "Pour cela, je ne vous demande aucun salaire; et je ne suis pas un imposteur.
German / Deutsch / Almanca
Sag: Ich verlange von euch keinen Lohn dafür. Und ich gehöre nicht zu denjenigen, die Unzumutbares auferlegen.
Hausa / Hausa Dili
Ka ce: "Bã ni tambayar ku wata ijãra, a kansa kuma bã ni daga mãsu ƙãƙalen faɗarsa."
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce
Katakanlah (hai Muhammad): "Aku tidak meminta upah sedikitpun padamu atas dakwahku dan bukanlah aku termasuk orang-orang yang mengada-adakan.
Italian / Italiano / Italyanca
Di': «Non vi chiedo ricompensa alcuna, né sono fra coloro che vogliono imporsi.
Japanese / 日本語 / Japonca
言え,「わたしはこの(クルアーン) に対し何の報酬もあなたがたに求めない。またわたしは偽善者ではない。
Korean / 한국어 / Korece
일러가로되 내가 이것으로 너희에게 어떠한 보상도 구하지 아니하며 내 또한 위선자가 아니라
Malay / Bahasa Melayu / Malayca
Katakanlah (wahai Muhammad): " Aku tidak meminta kepada kamu sebarang bayaran kerana menyampaikan ajaran Al-Quran ini, dan bukanlah aku dari orang-orang yang mengada-ngada ".
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili
( നബിയേ, ) പറയുക: ഇതിന്‍റെ പേരില്‍ നിങ്ങളോട്‌ ഞാന്‍ യാതൊരു പ്രതിഫലവും ചോദിക്കുന്നില്ല. ഞാന്‍ കൃത്രിമം കെട്ടിച്ചമയ്ക്കുന്നവരുടെ കൂട്ടത്തിലുമല്ല.
Maranao / mәranaw
Tharoang ka a: "Da a phangnin ko rkano sa makapantag saya a sokay, - go kna a ba ako pd ko pphamanangin."
Norwegian / Norsk / Norveççe
Si: «Jeg ber dere ikke om noen lønn for dette, og jeg er ikke av dem som gir seg av med geskjeftighet.»
Polski / Polish / Polonya Dili
Powiedz: "Ja nie żądam od was za to żadnej zapłaty ani też nie jestem spośród tych, którzy biorą na siebie ponad możliwości."
Portuguese / Português / Portekizce
Dize-lhes (ó Mohammad): Não vos exijo recompensa alguma por isto, e não me conto entre os simuladores.
Romanian / Română / Rumence
El este doar amintire pentru lumi,
Russian / Россия / Rusça
Скажи: "Я не прошу у вас за это никакого вознаграждения и не обременяю себя измышлениями.
Somali / Somalice
Waxaad dhahdaa Nabiyow idin kama warsanaayo xaqa ujuuro, mana ibi kuwa is dhiba (isku dhibawaxaan la firin).
Spanish / Español / Ispanyolca
Di: «Yo no os pido, a cambio, ningún salario ni me arrogo nada.
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili
Sema (Ewe Mtume) : Sikuombeni ujira juu ya haya, wala mimi si katika wadanganyifu.
Svenska / Swedish / Isveççe
SÄG [Muhammad:] "Jag begär ingen lön av er för detta [budskap] och jag är inte en av dem som ger sig ut för att vara vad de inte är.
Tatarça / Tatarish / Tatarca
Ий Мухәммәд г-м, кешеләргә әйт: "Ислам динен өйрәткәнем өчен сездән хак сорамыймын, һәм мин Коръәнне үземнән чыгарып сөйләүчеләрдән түгелмен.
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili
จงกล่าวเถิดมุฮัมมัดว่า ฉันมิได้ขอรางวัลค่าตอบแทนจากพวกท่านในการทำหน้าที่นี้แต่อย่างใด และฉันก็มิได้อยู่ในหมู่ผู้หลอกลวงอ้างสิทธิเลย
Urdu / اردو / Urduca
اے پیغمبر کہہ دو کہ میں تم سے اس کا صلہ نہیں مانگتا اور نہ میں بناوٹ کرنے والوں میں ہوں
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe
Сен: «Мен унинг учун сиздан ҳеч ажр-ҳақ сўрамасман. Мен сохтакорлардан ҳам эмасман.
Bengali / বাংলা / Bengalce
বলুন, আমি তোমাদের কাছে কোন প্রতিদান চাই না আর আমি লৌকিকতাকারীও নই।
Tamil / தமிழர் / Tamilce
(நபியே!) நீர் கூறும்; ("இக் குர்ஆனுக்காக) நான் உங்களிடம் யாதொரு கூலியும் கேட்கவில்லை அன்றியும், (இதை இட்டுக் கட்டி) சிரமம் எடுத்துக் கொண்டவனும் அல்லன்.