وَيُحِقُّ اللّهُ الْحَقَّ بِكَلِمَاتِهِ وَلَوْ كَرِهَ الْمُجْرِمُونَ
Veyuhikku(A)llâhu-lhakka bikelimâtihi velev kerihe-lmucrimûn(e)
1
ve yuhikku allâhu
ve Allah gerçekleştirecek
2
el hakka
hakkı
3
bi kelimâti-hi
kelimeleri ile, sözleri ile
4
ve lev kerihe
ve kerih görse de (istemese de), hoşlanmasa da
5
el mucrimûne
mücrimler (suçlular)
Diyanet Isleri
Suçluların hoşuna gitmese de, Allah, hakkı sözleriyle gerçekleştirecektir.”
Elmalılı (sadelestirilmis - 2)
Allah, hakkın hak ve gerçek olduğunu kelimeleriyle ispat eder, günahkârların hoşuna gitmese de
Elmalılı (sadelestirilmis)
Allah kendi sözleriyle gerçeği ispat eder, suçlular hoşlanmasalar bile.
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah, kelimatiyle hakkı ihkak edecek, isterse mücrimler hoşlanmasınlar
Diyanet Vakfı
«Suçluların hoşuna gitmese de Allah, sözleriyle gerçeği açığa çıkaracaktır.»
Abdulbaki Gölpınarlı
Suçluların zoruna gitse de Allah, sözleriyle gerçeğin gerçek olduğunu izhâr eder.
Adem Uğur
Suçluların hoşuna gitmese de Allah, sözleriyle gerçeği açığa çıkaracaktır.
Ahmed Hulusi
Allâh, Kelimeleri olarak, Hakk'ı gerçekleştirecektir! Suçluların hiç hoşuna gitmese de!
Ahmet Tekin
'Siz İslâm’a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsilerin, suçluların, günahkârların hoşuna gitmese de, Allah emri, vahyi ve icraatı ile toplumda hakça düzeni gerçekleştirecektir.' dedi.
Ahmet Varol
Suçlular hoşlanmasalar da Allah sözleriyle hakkı ortaya çıkarır.'
Ali Bulaç
Allah, suçlu günahkarlar istemese de, hakkı (hak olarak) kendi kelimeleriyle gerçekleştirecektir.
Ali Fikri Yavuz
Günahkârlar hoşlanmasalar bile, Allah emir ve hükümleriyle hakkı gerçekleştirir.
Bekir Sadak
(81-82) Attiklarinda, Musa: «Yaptiginiz sihirdir, fakat Allah onu bosa cikaracaktir. Allah bozguncularin isini elbette duzeltmez. Suclular istemese de Allah sozleriyle hakki gerceklestirecektir", dedi. *
Celal Yıldırım
Suçlu günahkârlar hoşlanmasa bile Allah hakkı kendi sözleriyle gerçekleştirir.
Diyanet Isleri (eski)
(81-82) Attıklarında, Musa: 'Yaptığınız sihirdir, fakat Allah onu boşa çıkaracaktır. Allah bozguncuların işini elbette düzeltmez. Suçlular istemese de Allah sözleriyle hakkı gerçekleştirecektir' dedi.
Fizilal-il Kuran
Suçluların hoşuna gitmese de, Allah sözleri ile direktifleri ile gerçeği üstün getirir.
Gültekin Onan
Tanrı, suçlu günahkarlar istemese de, hakkı (hak olarak) kendi kelimeleriyle gerçekleştirecektir.
Hasan Basri Çantay
Allah, günahkârların hoşuna gitmese de, hakkın hak olduğunu kelimeleriyle isbat eder.
Hayrat Nesriyat
'Ve günahkârlar istemese de Allah, sözleriyle (hükümleriyle) hakkı gerçekleştirecektir.'
Ibni Kesir
Ve suçlular istemese de Allah, hakkı sözleriyle gerçekleştirir.
Muhammed Esed
Tersine, kelimeleriyle ancak hakkın ortaya çıkmasını sağlar; günaha gömülüp giden insanlar bundan hoşnut olmasalar da!"
Ömer Nasuhi Bilmen
«Ve Allah Teâlâ, hakkı kelimeleriyle izhar eder, velev ki günahkârlar hoşlanmasınlar.»
Ömer Öngüt
“Günahkârlar istemese de Allah, sözleriyle hakkı ortaya çıkaracaktır. ”
Şaban Piriş
Günahkarlar hoşlanmasa da Allah sözleriyle hakkı ortaya koyacaktır.
Suat Yıldırım
(81-82) Onlar iplerini ve değneklerini atınca Mûsâ şöyle dedi: "Yaptığınız şey, sihirdir. Allah onu boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah bozguncuların işini düzeltmez. Mücrimler hoşlanmasa da, Allah sözleriyle gerçeği ortaya çıkaracaktır."
Tefhim-ul Kuran
Allah, suçlu günahkârlar istemese de, hakkı (hak olarak) kendi kelimeleriyle gerçekleştirecektir.
Ümit Şimsek
'Mücrimler hoşlanmasa da, Allah sözleriyle gerçeği ortaya çıkarır.'
Diyanet Tefsiri
Mekkeli müşrikler tarafından bilinmekte olan Hz. Mûsâ ile Firavun arasındaki mücadelenin öyküsü Kur’an’ın birçok yerinde değişik yönleriyle ele alınmış, bir yandan bu kıssadan alınacak ibretlere dikkat çekilmiş, diğer yandan da daha çok İsrâiloğulları’nca aktarılagelen yanlış bilgiler düzeltilmiştir. Burada, Hz. Mûsâ’nın, kardeşi Hz. Hârun’la birlikte Firavun’a ve çevresindeki ileri gelenlere açık kanıtlarla gönderildiği belirtilmekte, halktan söz edilmemektedir. Bunu –tarihî bilgiler ve Kur’an’da yer alan açıklamalar ışığında– o dönemde halkın korkunç bir baskı altında bulunmasıyla izah etmek mümkündür. Firavun’un İsrâiloğulları’nın erkek çocuklarını tek tek katlettirdiği bir dönemde, Hz. Mûsâ’nın bizzat onun sarayında ve himayesinde büyütülmüş olması bile başlı başına bir mûcize ve ilâhî iradenin mutlak gücünün açık bir göstergesi olduğu halde, günaha gömülmüş olmaları bu gerçeği görmelerini önlemiş ve iman çağrısını kabullenmeyi kibirlerine yedirememişlerdi. Hz. Mûsâ’nın getirdiği mûcizeleri “sihir” diye itham etmeleri bile aslında bunlardan büyülenmiş gibi etkilendiklerinin ipuçlarını veriyordu. Fakat asıl engel, ellerinde tuttukları nüfuz ve gücün kendilerinden alınması endişesiydi. Güya atalarından aldıkları emanete sahip çıkarak muhafazakâr bir tavır sergilemeye çalışırken dahi “Bu yerde egemenlik ve nüfuz ikinizin olsun diye mi?” sözleriyle gerçek rahatsızlıklarını açığa vurmuş oluyorlardı.Böyle bir durumda yapılan çağrının gerçekliği üzerinde düşünmek yerine ne kadar ön yargılı olduklarını açıkça muhataba hissettirip mâneviyatını kırmak ve onun bu çabadan vazgeçmesini sağlamak en kestirme yol olabilirdi. Nitekim “Biz ikinize de inanacak değiliz” diyerek bunu denediler. Fakat sihrin çok revaçta olduğu böyle bir ortamda hem Mûsâ’nın getirdiklerini sihir olarak niteleyip hem ondan üstününü ortaya koyamamak Firavun’u kendi kamuoyu önünde küçük düşürecekti. Bu sebeple ülkesindeki en hünerli sihirbazları toplatıp Mûsâ’ya dersini vermelerini istedi. Ne var ki asıl sihir işte o büyücülerin ortaya koyduğuydu ve Allah’ın yardımıyla Hz. Mûsâ’nın gösterdiği mûcizeler karşısında bunların ipliğinin pazara çıkması kaçınılmazdı. Başka sûrelerde açıklandığı üzere, Mûsâ’nın mûcizeleri karşısında ilk etkilenenler de bizzat o ünlü sihirbazlar oldu (sihir hakkında bk. Bakara 2/102; Hz. Mûsâ’nın mûcizeleri ve Firavun tarafından düzenlenen sihir yarışmasının daha geniş anlatımı için bk. A‘râf 7/106-126).
Kurdî / کوردی / Kürtçe
Û bi rastî Yezdanê mafê, bi peyvên xwe rast bike, çiqa nûsîtemkar pê xweş nebin jî.
Sahih International / English / Ingilizce
And Allah will establish the truth by His words, even if the criminals dislike it."
M.Pickthall / English / Ingilizce
And Allah will vindicate the Truth by His words, however much the guilty be averse.
Muhsin Khan / English / Ingilizce
"And Allah will establish and make apparent the truth by His Words, however much the Mujrimun (criminals, disbelievers, polytheists, sinners, etc.) may hate it."
Yusuf Ali / English / Ingilizce
"And Allah by His Words(1465) doth prove and establish His truth, however much the sinners may hate it!"
Shakir / English / Ingilizce
And Allah will show the truth to be the truth by His words, though the guilty may be averse (to it).
Dr. Ghali / English / Ingilizce
And Allah (upholds) truthfully the Truth with His Speeches, though the criminals hate (that (."
Albanian / Shqip / Arnavutça
Dhe me argumentet e veta All-llahu e fuqizon të vërtetën, ndonëse e urrejnë të pabesët.
Azerbaijani / Azərbaycanca / Azerice
Günahkarlar istəməsələr də, Allah sözləri (əmr və hökmləri) ilə haqqı gerçəkləşdirəcək (bərqərar edəcəkdir)!”
Bosnian / Bosanski / Bosnakca
Allah će Svojom moći istinu utvrditi, makar što će to nevjernicima krivo biti!"
Bulgarian / Български / Bulgarca
И утвърждава Аллах истината със Своите Слова, дори престъпниците да възненавиждат това.”
Chinese / 中文 / Çince
真主將以他的言語証實真理,即使犯罪的人不願意。
Simplified Chinese / 简体字 / Basit Çince
真主将以他的言语证实真理,即使犯罪的人不愿意。
Czech / Česky / Çekçe
ale Bůh uskutečňuje pravdu slovem Svým, i když se to hříšníkům nelíbí!"
Dutch / Nederlands / Hollandaca
En God wil de waarheid zijner woorden bevestigen, niettegenstaande den tegenzin der zondaren.
Farsi / فارسی / Farsça
و خداوند با کلمات خود ، حق را (ثابت و) پایدار می کند گرچه مجرمان کراهت داشته باشند» .
Finnish / Suomi / Fince
Jumala on vahvistava totuuden sanainsa voimalla, vastoin syntisten tahtoakin.
French / Français / Fransızca
Et par Ses paroles, Allah fera triompher la Vérité, quelque répulsion qu'en aient les criminels".
German / Deutsch / Almanca
Gott setzt durch Seine Worte die Wahrheit durch, auch wenn es den Frevlern zuwider ist."
Hausa / Hausa Dili
"Kuma Allah Yanã tabbatar da gaskiya da kalmõminSa, kõ dã mãsu laifi sun ƙi."
Indonesian / Bahasa Indonesia / Endonezce
Dan Allah akan mengokohkan yang benar dengan ketetapan-Nya, walaupun orang-orang yang berbuat dosa tidak menyukai(nya).
Italian / Italiano / Italyanca
Allah conferma il vero con le Sue parole, a dispetto dei perversi.
Japanese / 日本語 / Japonca
罪深い者たちが仮令好まなくても,アッラーは御言葉で真理を立証される。
Korean / 한국어 / Korece
하나님께서 진리를 말씀으로예중하사 죄인은 증오하니라
Malay / Bahasa Melayu / Malayca
"Dan Allah juga sentiasa menetapkan perkara yang benar dengan kalimah-kalimah perintahNya, walaupun yang demikian dibenci oleh orang-orang yang melakukan dosa".
Malayalam / മലയാളം / Malayalam Dili
സത്യത്തെ അവന്‍റെ വചനങ്ങളിലൂടെ അവന്‍ യാഥാര്‍ത്ഥ്യമാക്കിത്തീര്‍ക്കുന്നതാണ്‌. കുറ്റവാളികള്‍ക്ക്‌ അത്‌ അനിഷ്ടകരമായാലും ശരി.
Maranao / mәranaw
"Na thanton o Allah so bnar sabap ko manga katharo Iyan, apiya miyagowad so manga rarata i ongar!"
Norwegian / Norsk / Norveççe
Gud realiserer sannheten ved Sitt ord, selv om det er synderne imot.
Polski / Polish / Polonya Dili
Bóg potwierdza prawdę przez Swoje słowa, chociażby to było nienawistne dla grzeszników."
Portuguese / Português / Portekizce
Deus estabelece a verdade com as Suas palavras, ainda que isto desgoste os pecadores.
Romanian / Română / Rumence
Şi i-a crezut lui Moise doar o seminţie din poporul său în ciuda fricii de Faraon şi de căpeteniile sale că îi vor pune la cazne. Faraon a fost semeţ pe pământ. Da, el a fost dintre cei necumpătaţi.
Russian / Россия / Rusça
Аллах утвердит истину Своими Словами, даже если это ненавистно грешникам".
Somali / Somalice
wuxuuna ku sugaa Eebe xaqa kalimadiisa haba naceen Dambiilayaashuye.
Spanish / Español / Ispanyolca
Y Alá hace triunfar la Verdad con Sus palabras, a despecho de los pecadores».
Swahili / Kiswahili / Swahili Dili
Na Mwenyezi Mungu huhakikisha Haki kwa maneno yake, hata wanga chukia wakosefu
Svenska / Swedish / Isveççe
Med Sina ord visar Gud att sanningen är sanning, hur förhatlig denna än är för de obotfärdiga syndarna."
Tatarça / Tatarish / Tatarca
Аллаһу тәгалә хак эшнең хаклыгын дөресләр үзенең сүзе белән, гәрчә кәферләр мәкрүһ күрсәләр дә.
Thai / ภาษาไทย / Tai Dili
“และอัลลอฮ์จะทรงให้สัจธรรมยืนหยัดอยู่ ด้วยคำกล่าวของพระองค์ และแม้ว่าบรรดาคนชั่วจะเกลียดชังก็ตาม
Urdu / اردو / Urduca
اور خدا اپنے حکم سے سچ کو سچ ہی کردے گا اگرچہ گنہگار برا ہی مانیں
Uzbek / Ozbekcha / Özbekçe
Ва Аллоҳ Ўз калимаси ила, гарчи жиноятчилар ёқтирмаса ҳам, ҳақни рўёбга чиқарур», деди. (Kиссанинг тафсилоти бошқа сураларда келган. Бу сурада эса, сиёқига мос равишда баъзи ҳолатлар баён қилинмоқда. Чунки Аллоҳ томонидан берилган мўъжизага соҳиб бўлган Пайғамбар сеҳрни осонликча билиши ажабланарлик эмас. У киши қалби Аллоҳга иймон ила тўла, ўз ишининг ҳақлигига, бошқаларнинг иши ботиллигига ишончи комил зотдирлар. Дарҳақиқат, шундай бўлди ҳам. Аллоҳнинг «Бўл!» деган калимаси ила ҳар нарса бўлиши турган гап. Сеҳргарларнинг сеҳри ботил бўлди. Аллоҳ ҳақни рўёбга чиқарди.)
Bengali / বাংলা / Bengalce
আল্লাহ সত্যকে সত্যে পরিণত করেন স্বীয় নির্দেশে যদিও পাপীদের তা মনঃপুত নয়।
Tamil / தமிழர் / Tamilce
இன்னும், குற்றவாளிகள் வெறுத்த போதிலும், அல்லாஹ் தன் வாக்குகளைக் கொண்டு சத்தியத்தை நிலை நாட்டியே தீருவான் (என்றும் கூறினார்).