Konum: Anasayfa » Fıkıh » Namaz Hocası » Tilavet Secdesi Nedir? & Nasıl Yapılır? (Resimli Anlatımı)

Tilavet Secdesi Nedir? & Nasıl Yapılır? (Resimli Anlatımı)

yolculuk-banner
 

Kuranı Kerimde 14 yerde secde ayeti vardır.Bu secde ayetlerini okuyan ve duyan mükellef (aklı başında ve buluğa ermiş) Müslümanların yapmaları gereken vacip bir secdedir . Yani bu ayetler okunduğu zaman secde yapılması vaciptir.Bu secdeyi yapmayan bir vacibi terk ettiği için günaha girer.

İçindeki Konular:

  • Tilavet Secdesi Nasıl Yapılır?
  • Tilavet Secdesinin Farzları
  • Tilavet Secdesinin Sünnetleri
  • Tilavet Secdesinin Müstehabları
  • Namazın İçinde ve Dışında Tilavet Secdesi
  • Tilavet Secdesinin Hükmü Nedir?
  • Tilavet Secdesi İle İlgili Bilgiler

 

Tilavet Secdesi Nasıl Yapılır?

Namaz Başlangıcı (Niyet)

Niyet (Erkek)

Namaz Başlangıcı (Kadın)

Niyet (Kadın)

Niyet

Tilavet secdesi yapacak kişi abdestli, üstünün başının temiz ve avret yerlerininde örtülü olarak secdeye döner.

“Niyet ettim Allah rızası için tilavet secdesi yapmaya“

diyerek niyet edilir.

Niyette hangi ayet için yapılıyorsa o ayet ismi geçirilebilir. Niyet sünnettir.

Eller kaldırılmadan  Allahu Ekber denilerek (ruku yapmaksızın) doğrudan secdeye varılır.

Secdeye Varılır

Secde (Erkek)

Secdeye Varılır

Secde (Kadın)

Secde

Secdeye inerken önce dizler, sonra eller, daha sonra da burun ve alın yere konur. Secdede baş iki elin arasında ve hizâsında bulunur. El parmakları birbirine bitişiktir. Secdede iken ayaklar kaldırılmaz. Secdede gözler kapalı olmaz.

Burada üç kere Sübhâne rabbiye’l-a’lâ veya bir defa Sübhane Rabbena in kâne vadü Rabbina lemef’ulâ denilir.

Ayağa Kalkılır (Erkek)

Ayağa Kalkılır (Erkek)

Ayağa Kalkılır (Kadın)

Ayağa Kalkılır (Kadın)

Ayağa Kalkılır

  Allahu Ekber denilerek ayağa kalkılır.

Doğrulunca “Gufraneke Rabbena ve ileyke’l-masîr” denilmesi müstahabdır.

 

Böylece tilavet secdesi yapılmış olur.

Not: Tilavet secdesi için illa ayağa kalkmak şart değildir. Kişi oturup Kuran okuduğu sırada secde ayetine rast gelse hiç ayağa kalkmadan  Allahu Ekber deyip secdeye gider. Secdede üç defa Sübhâne rabbiye’l-a’lâ deyip oturduğu yere doğrulur. Bu şekilde de secdesi kabul olur.

Tilavet Secdesinin Farzları

1-Tilavet Secdesinin farzı(rüknü) alını bir kez yere koymaktır.

2-Hasta için Tilavet Secdesinin farzı(rüknü) işaret(ima)ile secde yapmaktır.

3-Namaz kılan kişi ,namaz içinde rukuya gider.Böylece Tilavet Secdesinin farzını yerine getirmiş olur.

Tilavet Secdesinin Sünnetleri

1-Tilavet secdesine namazın dışında dil ile niyet etmek sünnettir.

2-Namazın dışında Okuma Secdesi yapacağımız zaman hem dil ile hem kalp ile niyet sünnettir.

a-Bazı din bilginlerine göre namaz kılarken Okuma Secdesine niyet edilmesi veya edilmemesi birdir.Yaptığımız Okuma Secdesi geçerlidir.Vacip olan Okuma Secdesini yerine getirmiş sayılırız.

3-Okuma Secdesi yaparken ,secdede üç defa “Sübhane Rabbiyel Ala “demek sünnettir.(Okuma Secdesi yaparken bir defa “Subhane Rabbena İn Kane Vadü Rabbina Lemef’ula” da denebilir.)

Tilavet Secdesinin Müstehabları

1-Secdeden kalkarken ”Gufraneke Rabbena Ve İleykel Masir” (Senin Gufanını dilerim.Dönüş ancak sanadır.)demektir.

2-Secdeye giderken ve secdeden kalkarken ”Allahu Ekber” demektir.

3-Secde yapacak kişinin; Secde yapmadan önce ayağa kalkıp dikilmesi ve hemen secde yapması müstehabdır.

4- Secde yaptıktan sonra ayağa kalkıp dikilmesidir.

Namazın İçinde ve Dışında Tilavet Secdesi

1-Namazın Dışında: Namazın dışında secde ayetlerini okuduğumuz zaman tilavet secdesini hemen yapabildiğimiz gibi daha sonrada yapabiliriz. Hemen yapılması daha faziletlidir. Yukarıda anlattığımız şekilde yapabilirsiniz.

2-Namazın İçinde:

a-Namazın içinde secde ayetini okuduktan sonra üç ayetten az ayet okursak ayrıca secde yapılması gerekmez. Yaptığımız rüku secde yerine geçer.

b-Secde ayetinden sonra üç veya daha fazla ayet okursak secde ayetini okur okumaz “Allahü Ekber” diyerek secdeye gideriz.Secde yaptıktan sonra tekrar ayağa kalkarak kaldığımız yerden okumaya devam ederiz.

Namazda kıyam halinde secde ayeti okununca, bakılır: Eğer bundan sonra üç ayetten çok okunmazsa, yapılacak rükû veya secde ile bu tilavet secdesi de yerine getirilmiş olur. Gerek buna niyet edilmiş olsun ve gerek olmasın. Fakat tercih edilen görüşe göre, rükû ile olabilmesi için tilavet secdesine niyet etmek lazımdır. Fakat üç ayetten çok okunacaksa, bu secde ayetinden dolayı hemen sadece onun için rükû veya secde edilmesi gerekir. Secde yapılması daha faziletlidir. Namazın rükû ve secdesi ile bu secde yapılmış olmaz. Yalnız üç ayet okunacağı zaman ihtilaf vardır. Tercih edilen görüşe göre, bu secdenin hemen yapılma hükmü kalkmaz, namazın rükû ve secdesi ile bu tilavet secdesi yapılmış olur.

Secde ayetini namaz içinde okuyan kimse, dilerse okuyacağı ayetlerin sayısına bakmaksızın hemen “Allahü Ekber” diye tilavet secdesine varır. Tilavet secdesi niyeti ile yalnız rükûa varması da yeterlidir. Ondan sonra tekrar ayağa kalkar ve birkaç ayet daha okur. Ondan sonra namazın rükû ve secdelerini yapar, namazına devam eder. Eğer bir sureyi bitirmiş ise, diğer bir sureden birkaç ayet okur; çünkü tilavet secdesinden kalkar kalkmaz böyle birkaç ayet okumadan namazın rükû ve secdesine gidilmesi mekruhtur.

| Büyük İslam İlmihali, Ömer Nasuhi Bilmen, Dört Mezhebe Göre İslam Fıkhı, A. Ceziri

Tilavet Secdesinin Hükmü Nedir?

Aşağıdaki şartlar dâhilinde secde ayetini okuyanın ve dinleyenin secde etmesi, Hanefiler dışındaki üç mezhebin ittifakıyla sünnettir.

Hanefiler: Tilavet secdesinin hükmü, okuyana ve dinleyene vacip olmasıdır. Secde ayetini okuyan ve dinleyenlerden, secde etmeyen günahkâr olur.

Hanefîler bu hükme varırken şu ayetleri delil kılarlar: ” “Ve kendilerine Kur’ân okunduğu zaman, secde etmiyorlar!”

| İnşikak Suresi, 21. Ayeti Meali

Sonra bu vücub bazen geniş süreli bazen de dar süreli olur. Secdenin mûcib sebebi, yani secde ayetinin okunuşu namaz dışında vuku’ bulmuş ise bu vücûb geniş süreli olur. Hayatın sonuna kadar ertelense ve hatta yükümlüsü secde etmeden ölse bile günahkâr olmaz. Ama geciktirmek tenzihen mekruhtur. Secdenin mûcib sebebi namazda vuku’ bulmuşsa, yani bir kişi secde ayetini namazdayken okumuşsa, bu durumda derhal secde yapması vacip olur.

Secde ayetini işitenin, dinleme kastı olmalıdır. Böyle bir kastı olmayan kişinin secde etmesi, Malikilerle Hanbelilere göre vacip değildir. Hanefilerle Şafiilerin bu husustaki görüşleri şöyledir: “Secde ayetini işitenin, dinleme kastı olması şart değildir. Aksine, dinleme kastı bulunmasa bile her işitenin secde etmesi gerekir.”

Bunlardan ayrı olarak mezheplere göre tafsilatlı bazı şartlar daha vardır:

Hanefilere göre:

Namazın, iftitah tekbiriyle vaktin belirtilmesi niyeti dışındaki bütün şartları, tilavet secdesi için de şarttır. Bu ikisi, tilavet secdesi için şart koşulmamıştır.

Müslüman olmak, baliğ olmak, akıllılık, hayız ve nifastan temizlik gibi namaz için gerekli olan vücub şartları, aynı şekilde tilavet secdesi için de vücub şartlarıdır. Şu halde dinlemek veya okumak durumunda çocuğa, deliye, kâfire, hayızlı ve nifaslıya tilavet secdesi vacip olmamaktadır. Ama bunlardan birinin okuduğu secde ayetini duyan biri, eda olsun kaza olsun, secdeyle yükümlü olmaya ehil ise, secde etmek mecburiyetinde olur.

Bu ayetleri duyanlar, sarhoş veya cünüp olsalar da secdeyle yükümlü olurlar. Çünkü bunlar, secdeyi kaza olarak yerine getirmekle mükelleftirler. Yalnız, secde ayetini deli bir kimse okumuşsa, duyanların secde etmeleri vacip olmaz. Mümeyyiz olmayan çocuk ta deli hükmüne tabidir. Çünkü tilavetin (Kuran-ı Kerim okumanın) sahih olabilmesi için mümeyyizlik şarttır. Yine bu cümleden olmak üzere, secde ayetini nakleden teyp gibi bir aletten veya papağandan işiten kimsenin de tilavet secdesi yapması gerekmez. Zira bu ikisinde, tilavetin sahih olabilmesi için gerekli mümeyyizlik şartı mevcud değildir.

Hanbelilere göre:

Tilavet secdesinin sahih olabilmesi için okuyanın ve dinleyenin hadesten taharet, necasetten uzak durmak, kıbleye yönelmek, niyet ve namazın sıhhati için gerekli diğer şartları taşımaları şarttır. Secde ayetini dinleyenlerin ayrıca şu iki şartı daha taşımaları gerekir:

1-Ayeti okuyanın, dinleyene, nafile namazda olsa bile imamlık yapmaya yetkili olması gereklidir. Mesela bu ayeti bir kadından dinleyen kişinin secde etmesi sünnet olmaz. Yine bu ayeti, insandan başka bir varlıktan, mesela teypten veya papağandan işiten kişinin secde etmemesi daha iyi olur. Secde ayetini kendisine imamlık etmeye ehil olmayan bir ümmiden veya kötürümden işiten kişinin secde etmesi sünnet olur.

2-Secde ayetini okuyanın da secde etmesi gerekir. Secde etmediği takdirde bu ayeti kendisinden işiten kişinin de secde etmesi sünnet olmaz. Eğer secde ayetini okuyan kimsenin sağ tarafı boşsa, sol tarafında veya önünde secde etmesi sahih olmaz. Sessiz kıraatli bir namazda imamın secde ayetini okuması mekruhtur. Okuyup da secde etmesi halinde, cemaatin kendisiyle birlikte secde etmesi gerekmez. Ama sesli kıraatli namazlarda durum bunun tersinedir. İmama secde ettiği takdirde, cemaatin de kendisine uyarak secde etmesi sünnet olur. Şunu da kaydedelim ki: secde ayeti bir defadan fazla okunur ve duyulursa, tilavet secdesinin de o nisbette tekrar edilmesi sünnet olur.

Malikilere göre:

Tilavet secdesinin sahih olabilmesi için, okuyanın veya işitenin hadesten taharet, necasetten taharet, kıbleye yönelme, setr-i avret ve namazın sıhhati için gerekli diğer şartları taşımaları gerekir. Okuyan, fasık olsa veya kadın gibi imamlığa yetkili olmadığı halde, okumakla halka sesinin güzel olduğunu duyurmayı kasdetmiş olsa bile tilavet secdesi yapar. Farz da olsa, namazda secde ayetini okuyan kişi, bu secdeyi namazda eda etmelidir. Ancak farz namazdayken kasıtlı olarak secde ayetini okumak mekruhtur.

Bu anlatılanlar, namaz kılan kişinin imam veya münferit olmasıyla ilgiliydi. İmama tabi olarak namaz kılmakta olan kişiye gelince; bu kişi, imamına tabi olarak secde eder. Secde etmediği takdirde namazı batıl olmaz. Çünkü bu, namazın parçalarından biri değildir. Secde ayetini imamdan ayrı olarak okuyan kişinin secde etmemesi gerekir. Secde ettiği takdirde, davranışı imamınkine zıt olduğu için namazı batıl olur.

Tilavet secdesi hususunda, secde ayetini okuyan kimse açısından üç şart daha gereklidir:

1-Secde ayetini okuyan kimsenin farz namazda farz namazda imamlığa yetkili olması gerekir. Delinin, kafirin veya abdestsiz olan bir kimsenin secde ayeti okuması halinde, ne kendisi ne de dinleyen secde etmezler. Aynı şekilde dinleme kasdı olmaksızın işiten de, secde etmez. Okuyan kadın veya çocuk ise, kendisi secde eder, ama dinleyen secde etmez.

2-Secde ayetini okuyan kişi, sesinin güzelliğini halka duyurmak kastıyla okumuş olmamalıdır. Maksadı bu ise dinleyenler secde etmezler.

3-Secde ayetini dinleyenin kastı, okuyucudan kıraat ve izhar, idgam, med, kasır ve benzeri şeyler gibi kıraatle ilgili hükümleri veya sözgelimi Verş’in ve diğerlerinin rivayetleri gibi kıraatle ilgili bir rivayeti öğrenmek olmalı, yada okuyucunun maksadı, bu hususları öğretmek olmalıdır.
Secde ayetini işiten kişi bu şartlara haiz olduğu takdirde secde eder. Okuyan secde etmese bile kendisi secde eder. Ancak namazda imam, secde ayetini okuyup secde etmezse, cemaat ondan ayrı olarak secde etmez. Kuran-ı Kerim okumakta olan kişinin abdesti yoksa, sırada gelen secde ayetini okumaz ve kıraat tertibini bozmamak için sadece kalbiyle bu ayeti mülahaza eder ve öylece bir sonraki ayete geçer. Hoca ve öğrencisi, secde ayetini birkaç kez tekrar ederlerse, her birinin sadece ilk okuyuşta bir defa secde etmeleri sünnet olur. Okuyucu bir veya iki ayet gibi kısa bir fasıla ile sadece mahallini geçerse, secde ayetini tekrar iade etmeksizin secde etmesi istenir. Ama aradan daha uzun bir fasıla geçmişse, farz namazda olsa bile secde ayetini yeniden okuyarak secde etmelidir. Yalnız, farz namazda rüku’ edilmediği takdirde secde eder. İkinci rek’atte rüku’a vardıktan sonra secde zamanı kaçırılmış olur.

Şafiilere göre:

Tilavet secdesi için gerekli bazı şartlar vardır:

1-Kıraat, meşru bir kıraat olmalıdır. Cünüp kimsenin okuması gibi haram, veya namaz kılmakta olan kişinin, sözgelimi rüku’ halinde okuması gibi mekruh bir kıraat ise, ne okuyanın ne de dinleyenin secde etmeleri sünnet olmaz.

2-Secde ayeti, okuma kastıyla okunmuş olmalıdır. Secde ayetini unutarak okumaktan veya papağan (ve fonoğraf) gibi unutmuş kimse hükmünde olanların okumasından dolayı secde etmek meşru’ olmaz.

3-Secde ayetinin tamamı okunmuş olmalıdır. Bir kısmı okunduğu takdirde secde gerekli olmaz.

4-Secde ayeti, Fatiha’yı okumaktan aciz biri tarafından Fatiha yerine okunmuş olmamalıdır. Fatiha yerine okunursa secde gerekmez.

5-Secde ayetinin okunmasıyla, secde arasındaki fasıla uzun sürmemeli ve ondan yüz çevrilmemelidir. Aksi takdirde secde gerekmez. Fasılanın uzunluğu, normal kılışla iki rek’at namaz kılma süresinden fazla olan bir zamanla takdir edilmiştir.

6-Secde ayetinin tamamını bir kişi okumuş olmalıdır.

7-Taharet, kıbleye yönelme gibi namaz için şart olan hususlar, tilâvet secdesi için de şarttır. Bu şartlar genelde hem namaz kılanda, hem de diğerlerinde aranır. Ancak, namaz kılan için iki şart daha gereklidir:

Birincisi: Secde ayetini secde etmek kasdıyla okumamalıdır. Bu maksatla okur da kasıtlı olarak ve aynı zamanda hükmünü bilerek secde ederse namazı batıl olur. Ancak, Cuma günü sabah namazında secde suresini okumak bundan istisna edilmiş olup sünnettir. Dolayısıyla bu namazda secde etmek de sünnettir. Ama Cuma sabahında bundan başka secde ayetlerini okuyup da namazdayken secde edilirse namaz batıl olur. Tabiî bu hüküm kasıtlı olarak ve hükmünü bilerek böyle yapıldığı takdirde geçerlidir. Ama bunun yanında, sözgelimi Perşembe günü sabah namazında Secde sûresini bile bile okuyup namazdayken secde edenin namazı batıl olur.
İmamın secdesi meşru olduğu takdirde, ardında namaz kılmakta olanın kendisine tâbi olarak secde etmesi vâcib olur. Hükmünü bilerek ve kasıtlı olarak bu hususta imama uymayanın namazı batıl olur.

İkincisi: Namaz kılmakta olanın, secde ayetini de bizzat kendisi okumuş olmalıdır. Secde ayetini başkası okuyup secde etse bile, kendisi secde etmez. Hükmünü bilerek ve kasıtlı olarak secde ederse namazı batıl olur. Cenaze namazını kılmakta olan kişi, secde ayetini okusa bile secde etmez. Hutbe okuyan kişiyse, secde ayetini okumakla secde eder. Etmesi de sünnettir. Ama dinleyiciler, secde ettikleri takdirde hutbeden yüz çevirmiş olacaklardır. Böyle olunca da secde etmeleri haram olur.

Secde ayetler mahiyet itibariyle şu üç muhtevadan birini taşır:
* Ya secdeyi emretmektedir, bu emri yerine getirmek için secde edilir.
* Yahut secdeye teşvik ve secde edene övgü ifade edilmektedir, bu ayetlerde de secde edilir ki fazilete erilsin.
* Yahut secdeyi medh edici bir sîga ile bahsedilir. Kâfirlerin secde etmediği ifade edilir. Kâfirlere muhalefet etmek için de bu ayetlerde secde edilir.

| Kütüb-i Sitte

Ebû Hureyre (ra) anlatıyor: “Resûlullah (asm) buyurdular ki: “Âdemoğlu secde ayeti okur ve secde ederse şeytan ağlayarak ayrılır ve: “Yazık bana, insanoğlu secdeyle emredildi ve secde etti, mukabilinde ona cennet var. Ben de secdeyle emr olundum ama ben itiraz ettim, benim için de ateş var” der.”

Ebû Saîd’den (ra): O, rüyasında secde suresini yazdığını, secde ayetini okuyunca da, kalemin, hokkanın ve her şeyin secdeye kapandıklarını gördü. Dedi ki: “Bunu Allah Resulü’ne (asm) anlattım. Ondan sonra devamlı olarak (okudukça) o ayetin secdesini yapmaya başladı.” (Büyük Hadis Külliyatı)

İbnu Ömer (ra) anlatıyor: “Resûlullah (asm), içerisinde secde ayeti olan sureyi okur, (ayetler geldikçe) secde ederdi, biz de secde ederdik. Öyle ki (izdiham sebebiyle) namaz dışı vakitlerde alnımızı koyacak secde yeri bulamadığımız olurdu.” (Buhari)

Müteakip cumada da (aynı şekilde) aynı sureyi okumuş, secde ayetine gelince:”Ey insanlar, biz secde ayetlerine uymuyoruz. (Bunlar okununca) kim secde ederse isabet eder, kim de secde etmezse üzerine günah yoktur” der ve Hz. Ömer (ra) secde etmez.”

Rebî’a İbnu Abdillah’ın (ra) anlattığına göre: “Hz. Ömer (ra) cuma günü, minber üzerinde (hutbe verirken) Nahl suresini okumuş, secde ayetine gelince;

“Ey insanlar, biz secde âyetlerine uymuyoruz. (Bunlar okununca) kim secde ederse isabet eder, kim de secde etmezse üzerine günah yoktur” der ve Hz. Ömer (ra) secde etmez.”

Buhârî’nin bir rivayetinde şöyle denmiştir: “Allah, secdeyi dilemezsek farz etmemiştir.”

Hadisin son kısmından, âlimler tilâvet secdesinin farz olmadığı hükmünü çıkarmış ise de Hanefîler: “Vâcib olmasına mâni değil” diye cevap vermişlerdir. Hanefîler “dilemezsek” kaydını “okumazsak vacib olmaz, ama okuduk mu vacib olur” diye açıklayarak, bu ifadeye dayanarak “vacib değildir” diyenlere cevap verirler.

Hz. Ömer’in, “Kim secde etmezse üzerine günah yoktur” sözünden, bazı âlimler tilâvet secdesinin vâcib olmadığına delil çıkarmışlardır.

Zeyd İbnu Sâbit (ra) anlatıyor: “Resûlullah’a (asm) Ve’nnecmi sûresini okudum, bunda secde etmedi.”

Bu bahsin baş kısmındaki açıklamada da belirtildiği üzere, secde gereken ayetler bahsi ihtilaflı bir mevzudur.

Sadedinde olduğumuz rivayet, Necm sûresinde secde olmadığını ifade etmektedir. Mâlikîler bu rivayetle amel ederek “Mufassal sûrelerde secde yoktur” demişlerdir. Ebû Sevr gibi değerlendirenler de “Necm sûresinde secde yoktur” demiştir.

İbnu Hacer: “Bu halde Necm sûresinde secdenin terki, mutlak olarak o sûrede secdeyi terketmek ma’nâsına gelmez” der ve ilave eder: “O sırada secdenin terkedilmiş olması, Efendimiz’in abdestsiz olmasından veya vaktin mekruh vakitlerinden biri olmasından ileri gelebilir. Bu, ihtimalden uzak değildir. Yahut okuyanın secde etmemiş olmasındandır. Mamafih, Resûlullah (asm), secdeyi terk etmenin cevazını göstermek için de secde etmeyi terk etmiş olabilir,”der.

Meseleye eğilen imamlar bu sonuncu ihtimali en kuvvetli ihtimal olarak değerlendirirler. Şâfiî bu hususta cezmeder, yani kesin kanaat beyan eder. Ona göre, “Necm sûresinde secde vâcib olsaydı bilahare de olsa secde etmeyi emrederdi.”

| Kütüb-i Sitte

Tilavet Secdesi İle İlgili Bilgiler

Kur’an’daki bir secde âyetini okuyan veya dinleyen müslümanın yapması vacib olan secde.

Tilavet, arapça bir mastar olup; okuma, özellikle Kur’an-ı Kerîm’i okuma anlamına gelir. Kur’an’daki bir secde âyetini okuyan veya dinleyen âkıl, bâliğ bir müslümanın bir defa secde yapması vacibtir. Secde âyetinin tercemesini okuyan veya dinleyen kimse de secde yapmalıdır.

Kur’an-ı Kerîm’de şöyle buyurulur: “Onlara ne oluyor ki iman etmiyorlar ve kendilerine Kur’an okunduğu zaman secde etmiyorlar” (el-İnşikâk, 84/21). Bir kimse ancak vacib olan işi yapmamaktan ötürü kötülenir. Diğer yandan bu secde namazda yapılan secde olup, namaz secdesi gibi vacib hükmüne tabi olur.

Allah elçisi şöyle buyurmuştur: “Kur’an’ı okuyan ve dinleyene secde etmek vacibtir” (Buhârî, Sücûd, 10; Zeylaî bu hadis için garîb demiştir. bk. Nasbu’r-Râye, II, 178). Hadisin anlamı mutlak olup, dinlemek isteyeni de istemeyeni de kapsar.

Hanefiler dışındaki üç mezhebe göre tilâvet secdesi sünnettir. Zeyd b. Sabit (r.a) şöyle demiştir: “Hz. Peygamber’e Necm Süresi’ni okudum ve bizden hiçbir kimse secde yapmadı” (Buhârî, Sücûd 6; Müslim, Mesâcid,106; Tirmizî, Cum’a, 52; Nesâî, İftitah, 50; eş-Şevkânî, Neylül-Evtâr, III, 101). Diğer yandan Hz. Ömer’in, en-Nahl süresindeki secde âyetini okuduktan sonra cemaatı secde yapıp yapmamakta serbest bırakmıştır. O, şöyle demiştir: Allah bize secde yapmayı farz kılmamıştır. Ancak kendiliğimizden dilersek yaparız” (eş-Şevkânî, a.g.e., III, 102).

Tilâvet secdesi şu sebeplerle vacib olur:

1. Secde âyetini okumak. Okuyanın kulakları duymasa bile secde gerekli olur.

2. Okunan secde âyetini işitmek veya dinlemek. İşitmek kasıtsız, dinlemek ise kasıtlı olur.

3. Bir imama uymuş olmak, İmama uyan kimse imamın okuduğu secde âyetini duymasa bile tilâvet secdesi yapar. Çünkü öğle namazı gibi gizli okunan bir namazda imam okuduğu secde âyetinden dolayı secde yapsa cemaat de kendisine uyar.

Bu secdenin yapılışı şöyledir: Tilâvet secdesi niyetiyle eller kaldırılmaksızın “Allahu ekber” denilerek secdeye varılır, secdede üç kere “Sübhane Rabbîyel-a’lâ (Erı yüce olan Rabbimi bütün noksan sıfatlardan tenzih ederim)” denilir. Bundan sonra “Allahu ekber” denilerek secdeden kalkılır. Tilâvet secdesinin rüknü, Allah Teâlâ’yı ta’zîm için yüzü yere koymaktır. Ancak namaz hâlinde rükû ve hastalar için imâ da bu secde yerine geçer.

Bu secde için abdestli, temiz, avret yerleri örtülü ve kıbleye yönelmiş olmak şarttır.

Tilâvet secdesine ayaktan inilmesi ve bu secdeden kalkarken ayağa kalkılması ve bu şekilde ayağa kalkarken “Gufrâneke Rabbenâ ve İleykel masîr (Ey Rabbimiz! Senin bağışlamanı bekliyoruz. Son dönüş sanadır” denilmesi müstehaptır. Tilâvet secdesine varılırken ve kalkarken alınan tekbirler de müstehaptır. Asıl secde ise vacibtir.

Hanefilere göre namaz dışında okunan secde âyetinden dolayı yapılacak secdenin zamanı belirsiz olup geniş zaman içinde yapılabilir. Ancak özürsüz olarak geciktirmek mekruhtur. Ebû Yusuf’a göre bu secde namaz dışında da fevren vacibtir. Kur’an okuyanın insan olması, uyanık bulunması ve akıllı olması gerekir. Bu yüzden okuyanın cünüp, hayızlı ve nifas halinde olması, kâfir veya mümeyyiz çocuk bulunması yahut sarhoş olması bu hükmü değiştirmez: Çünkü bunların bu okuyuşları sahih bir okuyuştur. Müslüman olan bir cünüp veya sarhoş da okuyacağı veya işiteceği bir secde âyetinden dolayı secde ile yükümlü olur. Temizlik ve ayık halinde bu secdeyi yapmaları gerekir.

Ancak bir kimse secde âyetini papağan gibi öğretilmiş bir kuştan veya ses kayıt cihazının bantından yahut ses yankısı olarak dinlerse secde etmesi gerekmez. Yine secde âyeti uyuyan, baygın olan veya akıl hastası bulunan yahut mümeyyiz olmayan çocuktan işitilse, en sağlam görüşe göre tilâvet secdesi gerekmez. Bu sayılanlarda temyiz gücü bulunmadığı için bu okuyuş sıhhatli bir okuyuş sayılmaz. Ancak sağlam görülen bir görüşe göre, kendisine secde âyetinin okunduğu haber verilen uyuyan kimseye de tilâvet secdesi vacib olur.

Fakat ay halinde ve lohusa bulunan bir kadına ne okuyacağı ve ne de işiteceği bir secde âyetinden dolayı tilâvet secdesi vacib olmaz. Çünkü bunlar bu halde namaz ile yükümlü değildirler.

Secde âyetini hoparlörden dinlemek, okuyucudan dinlemek gibidir. Radyo ve televizyondan dinlenen secde âyeti de hoparlörden dinlemeye benzer. Çünkü sesin tel aracılığı ile ulaşması ile ses dalgaları aracılığı ile telsiz olarak anında ulaşması arasında bir fark bulunmamaktadır. Sadece okuyanla dinleyen arasında bir mekân farkı söz konusudur. Ulaşan ses aks-ı sada niteliğinde değildir. Bant yayınında da ihtiyaten secde edilmelidir. Çünkü çoğu kere bant veya canlı yayını ayırmakta güçlük vardır.

Namaz sırasında okunacak secde âyeti için tilâvet secdesi derhal vacib olur. Çünkü bu namazdan bir parça olmuştur, namaz dışında kaza olunamaz.

Secde âyeti namazda kıyam halinde okunsa, eğer bundan sonra üç âyetten fazla okunmayacaksa namaz için yapılacak rukû veya secdelerle, bu tilâvet secdesi de yerine getirilmiş olur. Tilâvet secdesine niyet edilip edilmemesi, sonucu değiştirmez. Ancak üç âyetten fazla okunacak ise bu secde âyetinden dolayı hemen bağımsız olarak rukû veya secde edilmesi gerekir. Secde edilmesi daha faziletlidir. Bu durumda namazın rukû ve secdeleriyle bu tilâvet secdesi düşmez.

Secde âyetini namazın içinde okuyan kimse, dilerse okuyacağı âyetlerin miktarına bakmaksızın derhal “Allahu ekber” diyerek tilâvet secdesine varır. Tilâvet secdesi niyetiyle yalnız rükûya varması da yeterlidir. Bundan sonra yeniden ayağa kalkar, bir kaç âyet daha okur, ondan sonra namazın rükuuna ve secdelerine gider. Namazına devam eder. Eğer bir süreyi bitirmiş ise, başka bir süreden bir kaç âyet okur. Çünkü tilâvet secdesinden kalkar kalkmaz bu şekilde bir kaç âyet okumadan rukû ve secdeye varmak mekruhtur.

Namazın dışında ise yalnız rukû etmek suretiyle tilâvet secdesi eda edilmiş olmaz. Çünkü Allah’a ta’zîm namaz dışında rukû ile yapılmış olamaz.

Cemaatle namazda imam da rukû ile tilâvet secdesine niyet etmemelidir. Çünkü cemaat, farkında olmayarak, bu niyeti terkeder ve tilâvet secdesi onlardan düşmez. Bu durumda, imamın selâmından sonra cemaatin tilâvet secdesi yapıp, bundan sonra tekrar teşehhütte bulunmaları gerekir ki, bunu herkes yapamaz.

Secde âyeti bir namazda birden fazla yerde okunsa sağlam görüşe göre bir tilâvet secdesi yeterlidir. Çünkü meclis birdir. Ayrı ayrı rekâtlarda secde âyetinin tekrarlanması da hükmü değiştirmez. Bu görüş Ebû Yusuf’a göredir. İmam Muhammed’e göre, değişik rekâtlarda okunursa meclis değişmiş sayılacağı için secde âyeti sayısınca tilâvet secdesi gerekir.

İmam secde âyetini okuyup, secdeye varınca, cemaat imamın rukû ve secdeye vardığını sanarak rukû ve secdeye varsalar, bununla namazları bozulmaz, fakat bir secde daha yaparlarsa fasit olur.

İmamın cuma ve bayram namazları ile gizli okunan namazlarda secde âyetini okuması mekruhtur. Çünkü cemaatin yanılmasına yol açabilir. Ancak secde âyeti kıraatın sonuna rastlarsa bu sakınca kalkar. Bu durumda da imamın bu namazın ruküu ile tilâvet secdesine niyet etmemesi gerekir.

Bir kimse namaz kılarken rukû, secde veya oturuş halinde secde âyetini okusa yahut imama uymuş olduğu halde onun arkasında secde âyetini tilâvet etse ne kendisine ve ne de imama uyan diğer cemaata tilâvet secdesi vacib olmaz. Çünkü namaz kılanlar bu yerlerde kıraattan men edilmişlerdir, bunların kıraati hükümsüzdür. Fakat bu okuyuşu dışarıdan duyanlara tilâvet secdesi lâzım gelir.

Secde âyetini, hazır olanlar secde için hazırlıklı iseler açıktan, hazır değil iseler gizlice okumak müstehaptır. Bunda cemaata karşı bir şefkat vârdır.

Bir süre okunup, içinden secde âyetinin atlanması mekruhtur. Yalnız secde âyetinin okunup, diğer âyetlerin okunmamasında ise bir kerahet yoktur. Ancak secde âyetiyle birlikte bir veya bir kaç âyetin de okunması müstehaptır. Secde âyeti okununca, hemen secde yapılması mümkün olmadığı takdirde okuyan ve dinleyenin “Semi’nâ ve eta’nâ, gufrâneke Rabbenâ ve ileykel-masîr” demeleri müstehaptır.

Secde âyetinin tekrarlanması:

Bir mecliste secde âyetinin birden fazla tekrarlanması hâlinde bir tilâvet secdesi yeterlidir. Secdeyi ilk okuyuştan sonra yapmak daha iyidir. Başka bir görüşe göre, bu secdeyi tehir etmek daha uygundur.

Yine bir kimse çeşitli yer ve meclislerde bir secde âyetini tekrarlarsa, secdenin de tekrarlanması gerekir.

Bir kaç secdenin bulunduğu çeşitli âyetleri okuyan kimsenin, meclis bir olsun farklı bulunsun, her bir âyet için ayrı bir tilâvet secdesi yapması vacib olur.

Açık arazide ve yoldaki meclis birliği üç adım yürümekle, yani o yerden başka yere geçmekle; ağaç üzerinde bulunan için ağacın bir dalından başka bir dalına geçmekle; veya bir nehirde yüzmekle değişmiş olur. Küçük bir evde bir köşeden diğerine geçmekle veya büyük bir camide mekân değişikliği gerçekleşmez. Ancak okuyan sabit bir yerde bulunmakla birlikte dinleyen meclis değişirse secdenin vücûbu da tekrarlanır (İbn Âbidîn, Reddül-Muhtâr, I, 726-728).

Secde âyetlerinin bulunduğu süreler:

Kur’an-ı Kerîm’de on dört yerde secde âyeti bulunmaktadır. Bu süre ve âyet numaraları şunlardır: el-A’raf, 7/206; er-Ra’d, 13/15; en-Nahl, 16/49; el-İsrâ, 17/107; Meryem,19/58; el-Hac, 22/18; el-Furkân, 25/60; en-Neml, 27/25; es-Secde, 32/15; Sâd, 38/24; Fussilet, 41/37; en-Necm, 53/62; el-İnşikâk, 84/21 ve Alak, 96/19.

Şâfiî ve Hanbelîlere göre de sayı on dört olup, ancak onlar Sâd süresindeki secdeyi “şükür secdesi”sayarken; el-Hac süresinde iki tane secde âyeti kabul ederler. Mâlikîlere göre ise sayı on birdir. Onlar en-Necm, el-İnşikak ve Alak sürelerindeki secdeleri bağlayıcı saymazlar (el-Meydânî, el-Lübâb, I, 103; eş-Şürünbülâlî, Merakîl-Felâh, 84 vd.).

Bu on dört secde âyetini bir mecliste okuyup, her biri için okudukça ayrıca bir secde yapan veya hepsini okuduktan sonra tamamına birden on dört secdede bulunan kimsenin dünyevî ve uhrevî istek, sıkıntı ve kederleri konusunda Allah Teâlâ’nın yeterli olacağı rivayet edilmiştir.

Tilâvet secdesini bozan haller: Namazı bozan her şey tilâvet secdesini de bozar. Daha tilâvet secdesinden kalkmadan abdestin bozulması, konuşma veya kahkaha ile gülme gibi. Ancak bu secdede, kahkaha ile gülmek abdesti bozmaz, kadınlarda bir hizada bulunmak da bu secdeyi ifsat etmez (el-Kâsânî, Bedâyiu’s Sanayi, I, 179 vd.; İbnü’I-Hümâm, Fethu’l-Kadir, I, 380-392; İbn Âbidîn, a.g.e. I, 715 vd.; el-Meydânî, a.g.e., I, 103 vd.; İbn Kudâme, el-Muğnî, I, 6l6 vd.; eş-Şirbinî, Muğni’l-Muhtâç, Mısır, t.y. 1, 214; Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam İlmihali, İstanbul 1991, . 371 vd.)

| Hamdi DÖNDÜREN

Yazar Hakkında

Yazı Sayısı : 127

Yorum (3)

  • Reşîd Demir

    Bu terkip, şeyin sebebine izafetidir ki ,tilâvet sebebiyle olan sücud demektir. Maksut, Kur’ânı kerimdeki, secde âyetlerinden birinin okun ması sebebiyle, vâcip olan secdedir.

    İşitmek dahi, tilâvet gibi, secdeyi mucip ise de, secde sebebinin ancak, tilâvet olduğunu muhtar olduğuna, ve bir de işitmenin dahi sebebi, tilâvet olacağına mebni, onun zikri – min vechin – sem’in zikrini dahi müştemil olmakla, onunla iktifa olunmuştur (3).

    Tilâvet, okumak demek olduğu gibi, sem’ dahi işitmektir. Okuyana tâli ve işidene, sâmî diyeceğiz.

    Tilâvet secdesinin, şartı, rüknü, hükmü, sıfatı, sebebi, keyfiyeti vardır.

    Şartı: Tahrîme ve tâyin niyyeti, müstesna olmak üzere, salâtın şartlarıdır (4).

    Rüknü: Tâzim vechi üzere, alın koymak yahut rükû eylemek (5), veyahut bunlar makamına kaim olacak, îmâyı (6), etmektir.

    Hükmü: Dünyada vâcibin sukûtu, ve ukbada sevaba nailiyyettir.

    Sıfatı: Namaz içinde hemen (7) ve namaz dışında teenni üzere (8) vâcip olmaktır.

    Tilâvet secdesi vâciptir. Çünkü, secde âyetleri üç kısımdır. Bir kısım sarîhan, secde emridir. Ve bir kısmı, küffarın, hakka secdeden istinkâflarını mütezammindir. Ve bir kısmı, Enbiya (aleyhimüs-selâm) hazeratının sücud emrine, imtisallerini hikâyedir. Bunlardan her biri ise, yâni gerek emre imtisal ve gerek enbiyaya iktida ve gerek küffara muhalefet, vâciptir (9).

    Sebebi: Tilâvet eden hakkında – ittifaka – ve işiten hakkında – alessahih – (10) secde âyetinin tilâvetidir (11).

    Secde âyetleri, Kur’ânı kerîmin: Ârâf, Raad, Nahl, İsrâ, Meryem. Hacc, Furkan, Nemil, Secde, Sâd, Ha mim es-secde, Necim, İnşikak, Alâk sûrelerinde olmak üzere, on dört âyeti celîlededir.

    Onlardan birini — namaz ile mükellef olan — okuyana ve işitene tilâvet secdesi vâcip olur. Okuyan hakkında anlama, ve işiten hakkında işitme kasdi şart değildir,. Okuyan, secde âyeti olduğunu, gerek anlasın gerek anlamasın, secde ile mükellef olduğu gibi, işiten dahi, işitme kendi sinin maksadı, gerek olsun gerek olmasın, işitmekle secde etmek lâzım gelir.

    Secde âyeti, tercümeden okunmak sûretinde dahi, okuyan anlasa da anlamasa da — ittifaka — ona ve — itimaden — anlayana veya ihbar şartiyle, işitene, secde vâcip olur.

    Secde harfim yâni secde âyetinden, ona delâlet eden kelimeyi üst yanından veya alt tarafından, bir kelime ile beraber okumak, — kavli sahihte — tamamen okunan secde âyeti gibi, secdeyi mucip olur (12).

    Secde âyetini yazmak ve — telâffuz etmeden — secde âyetini nazar etmek ile secde vâcip olmaz. Çünkü, yazan ve bakan kimse, secde âyetinin ne, okuyanı ne de işitenidir.

    Hecelemek dahi böyledir. Ne onu heceleyene ve ne hecesini, işitene, secde vâcip olmaz, çünkü, hecelemek, harfleri tâdâd etmektir, kıraet değildir (13).

    Keyfiyyeti: El kaldırmaksızın «Allahu ekber» diye secdeye varıp üç kere «sübhâne rabbiyel âlâ» demek ve yine Allahü ekber diye kalkmaktır.

    Bunda teşehhüd ve selâm yoktur. Tekbîr ve tesbîhler sünnettir. Secde vâciptir. Ve sücûdu-sehiv gibi iki değildir.

    Oturmakta olana göre, tilâvet secdesi için kalkmak, mendup olup secdeden sonra dahi, kıyam etmek müstahap olur.

    Üzerinde müteaddit secde bulunan kimse dahi, her secdede kıyam eyler.

    Âyeti, cemaat içinde okunarak, topluca secde edilmek lâzım geldikte okuyan ileri durmak ve işitenler, saf bağlamak, lâzım değildir. Herkes bulunduğu mevzide, kıbleye yönelerek, secde eder. Şu kadar ki, işiten, okuyandan evvel secdeden kalkmamak mendup olur.

    Secde için hazır olmayanların bulunduğu bir mecliste, secde âyetini gizli okumak menduptur.

    Secdenin vücubu, namazla mükellef olana göre, olduğundan, adetli ve lohusa bulunan kadın, secde âyetini işitmek veya tilâvet eylemek ile, ona secde vâcip olmaz.

    Cünüp, namaz ehli olmakla, ona işiterek ve okuyarak, ve ondan, âdetliden, lohusadan, kâfirden, temyiz edici sabiden secde âyetini işitene, secde vâcip olur.

    Deliden yahut uyuyandan işitene, secde vâcip olmaz.

    Sarhoşun tilâveti, hem kendisine ve hem işitene, secdeyi muciptir.

    Secde âyetini yazana, onu yazmakla, secde vâcip olmadığı gibi, dilsize ve sağıra dahi, secde edeni görmekle, secde vâcip olmaz. Sağıra ve secde âyetini yazana, secdenin vücubu ancak, tilâvet iledir.

    Secde mukallitlere değil, tilâvete terettüp edeceğinden, secde âyetini, kuştan ve maymundan ve sadâdan (14) işitene dahi, secde vâcip olmaz.

    Musâllî, namazda okuduğu secde âyetinin, secdenin namazda etmek lâzım gelir.

    Kıraet uzayacak ise, secde âyetinden sonra, müstakil sücud veya rükû olunur ki, derhal sücuda tilâvet secdesi kasdiyle, rükûa varılıp kalkılır ve kıraete devam olunur.

    Kıraet uzamayacak ise, secde âyetini veya ondan bir veya iki yahut üç âyet sonrayı, müteakip (15) edilen salât rükûu (niyyetle) ve salât sücudu (niyyetsiz), onun secdesi makamına kaim olur.

    Namaz dışında okunan secde âyetinin, secdesi — genişlikle — vâcip olduğu halde vakit mekruh olmadıkça, tehir edilmek, uzun zaman unutulmak ihtimaline mebni, tenzîhen mekruh olduğu gibi, namazda okunan secde âyetinin secdesi — fevriyyen — vâcip olduğuna mebni, kıraeti uzatarak, onu tehir etmek dahi, kazâya bırakmak gibi olduğundan, tahrîmen mekruhtur. Sehven gecikirse — velev selâmdan sonra — münâfî vuku bulmayarak, salâtın hürmeti bâkî oldukça, kazâ olunur. Namaz dışında kazâ olunmaz. Çünkü namazın parçası olmuş ve ruçhan kesbeylemiştir. Nakıs olarak edâ olunamaz, namaz dışındaki secde, namaz içindeki secdeye müsavî olamaz. Onun bu suretle tarikine, – amden vâcibi terk ederek, günahkâr olduğu için – tövbe lâzım gelir.

    Namazda kıraetin rüknü, kıyamın rüknüne has olduğundan, musâllî kıyam halinin gayride, tilâvetten memnûdur. Mahcurun (memnuun) tasarrufu ise, hükümsüz olmakla, rükû veya sücud halinde, yahut teşehhüdde ve yahut kavmede, secde âyeti tilâvet etmekle, ona secde vâcip olmadığı gibi, muktedi dahi, iktida halinde kıraetten mahcur iken, secde âyetini tilâvet etmiş olmakla, ne kendine ve ne imamına, ne de kendisiyle beraber, namaza müşarik bulunan, diğer muktediye, secde vâcip olmaz. Amma, onunla namazda müşarik olmayan kimse, mahcuriyyet dışında olmakla, gerek diğer cemaatten ve gerek münferit ve yahut namazdan külliyen hariç olsun, secde âyetini, o muktediden işitmekle, ona secde vâcip olur.

    Namazda olmayanın, namazda olandan işittiği, secde âyetinin secdesini, hariçte etmek lâzım geldiği gibi, namazda olanın dahi, hariçten işittiği, secde âyetinin secdesini, namazdan sonra, etmesi lâzım gelir.

    Eğer namazdakiler, onu namaz içinde ederlerse, namazla münasebeti olmayanı, namaza ithal etmiş olmaları, noksanına mebni, o secde kendileri için, kifayet etmez (16). Ve, bununla beraber namaz cinsinden olmak hasebiyle, namazları onunla, vâcip olmaz.

    Namazda okunan, secde âyetinin secdesi, namaz dışında (17) olmaz ise de , namaz dışında olan kimse, imamdan secde âyetini işitip, ona iktida etmemek imamın secdesinden sonra, diğer rekâtta, ona iktida eylemek suretinde, secdeyi namaz, dışında eder ki, bu suretle, hem secdeyi ziyadan, hem salâtı ziyadeden, siyanet etmiş olur.

    Eğer o kimse, imamın sücudundan evvel, ona iktida ederse, onunla beraber secde eyler. Ve eğer imam tilâvet secdesini ettikten sonra, o rekâtta ona iktida etmiş olursa, muktedi secdeye, hükmen yetişmiş olmakla, tilâvet için, artık secde etmez.

    Namaz dışında bir, secde âyeti okuyup veya işitip, secdesini ettikten sonra, yine o mecliste, namaza durup, o âyeti okusa, namazda okuyanın rüçhanına mebni, hariçtekine tâbiiyyeti olamayacağından, yine secde eder. Eğer evvelce secdesini etmemiş idiyse, namazdaki secde, ona iki tilâvet için, kifayet eder.

    Bir mecliste, ayni âyeti tekrar eden gibi olur ki, ona da, bir secde, kâfidir (18). Gerek tilâvetin başında, gerek tilâvet esnasında ve gerek tilâvetten sonra, edilmiş olsun.

    İşiten hakkında, meclisin ihtilâf ve ittihadı, okuyanın değil, kendinin, meclisi tebdil edip etmemesiyledir.

    Hatip minberde secde âyetini okusa, inip secde eder. Cemaat dahi beraberce secde ederler.

    Rüknünde, ifade olunduğu üzere, sücud maraz ve rükûb halinde, îmâ ile dahi olur.

    Tilâvet secdesi vâcip olduğuna mebni, onun özürsüz, binek üzerinde îmâen ifası, kâfi olmamak, kıyas muktazası ise de, tilâvet, tetavvû gibi, dâimî bir iş olduğundan, onun secdesi için, nüzulü, şart kılmak, külfet olacağına mebni, îmâyı istihsan etmişlerdir.

    Âyeti yerde okunarak, nazilen vâcip olan secde, râkiben îfâ edilemez.

    Âyeti hayvan üzerinde okunarak, râkiben vâcip olan secde, hem râkiben, hem nâzilen, olur.

    Binek üzerinde, secde âyetini okuyup, yere indikten sonra tekrar binse ve secdeyi binekte îmâ ile etse dahi olur.

    Secdesi olan sûre veya âyâtı okuyup ta, secde âyetini geçmek, âyetin nazmını bozmakla beraber, secdeden istinkâf gibi, olduğu için, mekruhtur.

    Bunun aksi, yâni yalnız secde âyetinin kıraeti, secdeye mübaderet demek olduğu için, mekrûh değildir. Ve lâkin tafdil tevehhümünü, defi için, tilâvette, ona ya evvel veya sonra, bir veya daha ziyade, âyet zam etmek, mendup olur.

    Cuma ve bayram namazlarında, kıraet sonuna gelmedikçe, secde âyetini okumak, imama mekrûh olduğu gibi, salât-ı sırriyyede dahi mekrûhtur.

    Amden hades, kelâm ve kahkaha gibi, salâtı müfsit olan şeyler, tilâvet secdesini dahi müfsit olup, iâde lâzım gelir. Şu kadar ki, kahkahada abdest almak lâzım gelmez. Müştehatın muhazatı dahi, cenaze namazında olduğu gibi, onu ifsat eylemez.

    (Mühimmeten lidef’i külli mühimmetin): Secde âyetlerini cümleten bir oturmada okuyup, her biri için, başka başka veyahut hepsine birden on dört defa secde eyleyenin, dünya ve ahîret işlerinden kendine mühim olana, Cenab-ı Hak kâfi olur.

    ——————

    (3) Tilâvet tâbirinde, secde âyetini yazan veya heceleyen kimseye, secde vâcibolmadığını, îmâ vardır. Secde âyetine, yalnız bakmak dahi, secdeyi mûcipdeğildir.

    (4) Hadesten, taharet, necasetten taharet, setri avret ve — indelihtiyâr — kıbleyi istikbal, bunda dahi şarttır. Salâtiyye olanında onun vakti, salâtın müddeti,yahut salâtın — münafîden evvel olan — mâbâdi ve salâtiyye olmayanında ömürmüddetidir. Mekrûh olan üç vaktin birinde dahi olmamak meşruttur. Meğer ki,onda tilâvet olunacak, edâ edilmiş ola. Niyyette dahi, onun hangi âyetin secdesi olduğunu tâyin, lâzım olmayıp, secdenin, şükür ve sehv için, olan mezahimine mebni,tilâvet için olduğunu tâyinde, söz yoktur.

    (5) Secde âyeti namazda okunduğuna göredir. Nitekim, malûm olur.

    (6) Hastaya ve binek üzerinde olduğuna göredir.

    (7) Yâni âyetini — kıraetten sonra — secdesi üç âyetten sonraya bırakılmamak üzere, hemen îfa edilmek.

    (8) Yâni imkânın ilk vaktinde olmakla mukayyet olmayıp, müsait zamandaîfâ olunmak.

    (9) Ayetini okuyup veya işitip te, kendisine secde mümkün olmayan kimseye,müstahap olan:

    $

    demektir. Secdeyi sonra kazâ eder.

    (10) Alâ kavlin işiten hakkında, secde sebebi işitmedir. Sahih olan kavle göre,işitme, okuyanın ve muktedînin gayri hakkında, şart olmakla sağır olup ta, okuduğunu işitmeyene, secde lâzım olur. Sağıra diğerinin tilâveti sebebiyle, secde etmek,her ne kadar, edeni görse bile, lâzım olmaz.

    (11) Tilâvet secdesinin sebebi, Bahirde mezkûr olduğu veçhile, üç emrin biriolmak zahirdir: Ya kendi okumak, yahut başkasının okuduğunu işitmek ve yahutokuyan işitmezse dahi, muktedi bulunmaktır. Hakikatte sebep, tilâvettir.

    (12) Alâ kavlin, secde âyetinin çoğu okunmadıkça, secde vâcip olmaz, çoğu,gerek sücud kelimesinden evvel ve gerek sonra olsun ve yahut secde kelimesi ortadabulunsun. Bu imam Muhammedden rivayettir. Zeylei, bunu ihtiyâr etti. Dür sahibidahi, ona tâbî oldu.

    (13) Buna mebni, namazda hecelemek, kıraet yerine geçmez ve o harfler, Kur’ândamevcut olduğu için, namaz onunla fâsit de olmaz. Bir kimse, secde âyetini, herbirinden bir harf olmak üzere, bir cemaatten işitse, harfler müteferrik olduğu vetilâvet tahakkuk etmediği için, ona secde vâcip olmaz.

    (14) Sadâ, aksi sadâdır. Bunlar hep muhâkâttır (takliddir). Temyiz sahibi olmadıkları için okumaları tilâvet değildir.

    (15) Malûm olsun ki, fevr (vakit geçirmemek), secde âyetinden sonra bir yahutiki âyet ile — ittifaka — munkati olmaz. Dört âyetle — ittifaka — münkati olur. Üçâyette ihtilâf olunmuştur. Münkati olmamak râcihtir. Bedayide, bu bapta takdirolmayıp, müçtehidin reyine tefvîz olduğu yahut tavîl sayılana itibar olunacağı dahimezkûrdur. İnşikak sûresinin secdesinden sonra, mevcut olan dört kısa âyet kavliâhirde, fevre mânî değil, sayılmıştır.

    (16) Kâmil olarak, tediye edilmiş olabilmek için, onu iâde ederler.

    (17) Meğer ki, namaz secdeden evvel — âdetin gayri — bir sebeple fâsid olacaktır. O halde, yalnız tilâvet kalmış olmakla, namaz dışında secde edilir. İfsat dahi.fesat gibidir. Salâtı ifsat eden âdet olduğuna göre, tilâvet secdesi, kadından sâkıtolur.

    (18) Meclis müttehit olmazsa, bir secde kifayet etmez. Meclis dışında, velev bez çözmek suretiyle olsun, üç adım atmakla ve ağaç üzerinde, bir daldan bir dala geçmekle, nehir veya büyük havuzda yüzmek, ve hayvan üstünde gitmekle, ve harman döğmek ve değirmen etrafını dolaşmakla, tebeddül eder. Odanın ve — büyük dahi olsa — mescidin köşelerine varmakla ve gemi yürümekle ve bir veya iki rekât namaz kılmak, ve bir veya iki yudum bir şey içmek veya bir iki lokma yemek ve bir iki adım atmakla, kıyam ve kuud ile ve tilâvet mahallinde rükûp ve nüzül ile ve musâllî olarak, binek seyri ile, tebeddül etmez.

    Cevapla
  • Reşîd Demir

    Tilavet secdesi

    Sual: Secde âyetleri hangi surelerdedir?
    CEVAP
    Aşağıdaki surelerdedir. Yanlarında âyet numaraları da belirtilmiştir:

    Araf 206
    Rad 15

    Nahl 49
    İsra 107

    Meryem 58
    Hac 18

    Furkan 60
    Neml 25

    Secde 15
    Sad 24

    Fussilet 37
    Necm 62

    İnşikak 21
    Alak 19

    Sual: Tilavet secdesi nedir, ne zaman ve nasıl yapılır?
    CEVAP
    Kolay anlaşılması için maddeler halinde bildirelim:
    1- Tilavet, Kur’an okumak demektir. Secde âyeti okununca yapılan secdeye tilavet secdesi denir.

    2- Namaz kılması farz olan bir kimse, Kur’an-ı kerimde bulunan 14 yerdeki, secde âyetinden birini okusa veya işitse, manasını anlamasa da, bir secde yapması vaciptir.

    3- Tilavet secdesi yapmak için, niyet edilir. Niyet şarttır. Niyetsiz sahih olmaz. Abdestli olarak, kıbleye karşı ayakta durup, ellerini kulaklara kaldırmadan, Allahü ekber der ve secdeye gider. Secdede üç defa Sübhâne rabbiyel-a’lâ der. Sonra, Allahü ekber der ve ayağa kalkar. Böylece secde-i tilavet tamam olur.

    4- Secde âyetini işiten cünüp veya abdestsiz kimse, temizlendikten sonra tilavet secdesi yapar. Fakat hayzlıya ve nifaslıya [lohusaya] temizlendikten sonra da tilavet secdesi gerekmez.

    5- Bir oturumda, bir secde âyetini birkaç defa okuyan veya işiten, hepsi için bir secde eder.

    6- Bir oturumda ne kadar secde âyeti okunmuşsa, o kadar tilavet secdesi gerekir. Mesela üç secde âyeti okunursa, üç secde gerekir.

    7- Namaz kılarken, dışardan birinin okuduğu secde âyetini işiten, namazdan sonra tilavet secdesi yapar.

    8- Namazda okuyunca, hemen ayrıca rüku veya bir secde yapıp ayağa kalkar. Okumasına devam eder. Secde âyetini okuduktan iki üç âyet sonra namazın rükuuna eğilirse ve tilavet secdesine niyet ederse, namazın rüku veya secdeleri, tilavet secdesi yerine geçer.

    9- Secde-i tilavetin kazası, acele değildir. Gecikirse günah olmaz. Fakat sebepsiz, zaruretsiz tehir etmek tenzihen mekruhtur.

    10- Secde âyetini mubah vakitte okuyup, namaz kılmak mekruh olan üç vakitte tilavet secdesi yapmak caiz değildir. Secde âyeti mekruh vakitte okunursa, bu vakitte secde etmek caiz diyen âlimler olduğu gibi mekruh diyen âlimler de vardır. Mekruh olmayan vakte tehir edilirse bütün âlimlere uyulmuş olur. (Hindiyye)

    11- Kur’an-ı kerim okunan yerde bulunduğu halde, işitmeyen kimse, secde etmez.

    12- Secde âyetini yazan ve heceleyen, secde yapmaz.

    13- Birkaç kişiden her biri, secde âyetinden birer kelime okusalar, bunu işitenlere tilavet secdesi yapmak gerekmez. Çünkü, secde âyetini bir kişi okuyunca, bunu işitenlerin secde yapması vacip olur.
    Çeşitli kimselerin okudukları kelimeler toplanarak, bir kişi bütün âyeti okumuş gibi yapılamaz. Çünkü, Kur’an-ı kerim okumak için, kimse başkası yerine vekil yapılamaz. (Dürr-ül-muhtar)

    14- Secde âyetinin tercümesini okuyan veya işiten, bunun secde âyeti olduğunu anlarsa, secde yapar.

    15- Yaptığını anlayacak yaşta olan çocuğun okuması ile, işitenlerin secde etmesi gerekir. Daha küçük yaşta ise gerekmez.

    16- Ara sıra deliren, deli iken secde âyetini okursa, secde gerekmez. Akıllı iken okursa gerekir.

    17- Dağdan, çölden ve bir yerden aksedip, yansıyıp geri gelen sedayı işiten ve papağandan veya başka kuştan işiten secde etmez. İnsan sesi olması gerekir. (Dürr-ül-münteka)

    18- Radyodan işitilen ses, hafızın sesine benzeyen, cansız alet sesidir. Bunun için, fonografta [gramofonda, teypte, radyoda. tv’de ve benzeri vasıtalarda] okunan secde âyeti işiten, tilavet secdesi yapmaz. (Mezahib-i erbea)

    Elmalılı Hamdi Yazır, Arâf suresinin 204. âyetinin tefsirinde diyor ki:
    Kıraet, bir ihtiyari iştir ki, akıllı ve konuşan bir insanın ağzından çıkanı anlamaya ve anlatmaya yönelik bir maksat taşıyan sesli olarak okumak demektir. Akıllı olmayandan ve cansız varlıklardan çıkan seslere kıraet denilemeyeceği gibi, aks-i sadâdan, sesin yankılanmasından meydana gelen şeye de kıraet denilemez. Bunun içindir ki, fakihler bir kıraetin yankılanmasından hasıl olan yankıya kıraet ve tilavet hükmü terettüp etmeyeceğini ve mesela tilavet secdesi lazım gelmeyeceğini beyan etmişlerdir. Bir kitabı sessiz olarak okumaya kıraet denilemeyeceği gibi, çalan veya çınlayan, yankı yapan bir sesi dinlemek de kıraet değildir, bir çınlamayı dinlemektir. Kur’an okuyanın sesini aksettiren gramofondan [teypten] veya radyodan gelen sese de kıraet denilemez. Bunun gibi sesler bir kıraet değil, bir kıraetin yankısı ve yansımasıdır, bunlara dinleme ve susma emrinin hükmü terettüp etmez. (s.2361)

    19- Kâfirin okuduğunu işiten müslümanların secde etmesi vacip olur.

    20- İmam-ı Nesefi, Kâfi kitabında buyuruyor ki:
    Sıkıntıdan kurtulmak için, Allahü teâlâya kalbinden yalvararak, 14 secde âyetini [ezberden, ayakta] okuyup, her birinden sonra, hemen secde edeni, Allahü teâlâ, o dert ve beladan korur. (Dürr-ül-muhtar, Nur-ül-izah)

    Son secdeden kalkınca, ayakta ellerini uzatıp, kendinin ve bütün müslümanların dünya ve dinlerine gelen beladan, sıkıntıdan kurtulmaları, korunmaları için dua etmelidir.

    21- Secde âyeti üç mekruh vakitte okunursa, tilavet secdesini bu vakitlerde yapmak, bir kavle göre caiz ise de, mekruh olmayan vakte tehir etmek evlâdır. (Dürer, Tahtavi)

    Sual: Yalnız başına namaz kılarken, zammı sure olarak secde âyetini okuyan kimse, hemen rükuya gitse, tilavet secdesini yapmış olur mu?
    CEVAP
    Bir kimse, namaz içinde secde âyeti okuyunca, hemen ayrıca rüku veya bir secde yapıp ayağa kalkar. Okumasına devam eder. Secde âyetini okuduktan iki üç âyet sonra namazın rükuuna eğilirse ve tilavet secdesine niyet ederse, namazın rüku veya secdeleri, tilavet secdesi yerine geçer. Fakat, secde âyetinden sonra üç âyetten fazla okumuşsa, tilavet secdesi, namaz için yapmış olduğu rüku veya secdeler ile kendisinden sakıt olmaz.

    Bu durumda, namaz içinde, tilavet için ayrıca secde etmesi gerekir. Yalnız başına namaz kılarken, tilavet secdesi, namaz içinde eda edilmezse, artık namaz dışında kaza edilmez. (Halebi)

    Secde âyetini namaz içinde okuyan kimse, dilerse okuyacağı âyetlerin sayısına bakmaksızın hemen Allahü ekber diyerek tilavet secdesine varır. Tilavet secdesi niyeti ile yalnız rükuya varması da kâfidir. Ondan sonra tekrar ayağa kalkar ve birkaç âyet daha okuyup, namazın rüku ve secdelerini yapar, namazına devam eder.

    Eğer bir sureyi bitirmiş ise, diğer bir sureden birkaç âyet okur; çünkü tilavet secdesinden kalkar kalkmaz, böyle birkaç âyet okumadan namazın rüku ve secdesine gitmek mekruhtur.

    Sual: TV’de mukabele okunuyor. Secde âyetlerini dinleyince, secde-i tilavet gerekir mi?
    CEVAP
    Gerekmez. Fakat Kur’an-ı kerimi takip ederken veya dinlerken, sesli olarak okuyana, secde-i tilavet gerekir. TV’den, radyodan ve teypten duyulan secde âyeti için secde-i tilavet gerekmez. (M.Erbea)

    Sual: Yapılmayan secdelerin kazası nasıl yapılır?
    CEVAP
    Okuduğum ilk secde âyetinin secde-i tilavetini diye niyet edilir.

    Sual: Bir kitapta tilavet secdesinin yedisi farz, üçü vacip, dördü sünnet diye yazıyor. Böyle bir rivayet de var mı?
    CEVAP
    Vardır.

    Sual: Secde-i tilavetten sonra, tilavete başlansa, Euzü lazım mı?
    CEVAP
    Hayır.

    Sual: Bir kağıda yazılı 14 secde âyeti okununca bir secde etmek yeter mi?
    CEVAP
    Evet.

    Sual: Tilavet secdesi için abdestli olmak şart mıdır?
    CEVAP
    Evet.

    Sual: Secde âyetini göz ile okusak secde gerekir mi?
    CEVAP
    Hayır. Çünkü göz ile okumak, tilavet sayılmaz.

    Sual: Secde âyetinin mealini okuyanın, işitenin veya hoparlörden işitenin tilavet secdesi yapması gerekir mi?
    CEVAP
    Kur’an-ı kerimde 14 yerde bulunan secde âyetinden birini okuyan veya işiten, manasını anlamasa da, bir secde yapması vacibdir. Meal okumak uygun değil ise de, mealini okuyan veya işiten, bunun secde âyeti olduğunu anlarsa, tilavet secdesi yapar. Hoparlörden, kasetten, teypten, TV veya radyodan işitenin, secde-i tilavet yapması gerekmez. (M.Erbaa, Elmalı tefsiri)

    Sual: Güneş doğduktan işrak vaktine kadar, tilavet secdesi ve şükür secdesi caiz midir?
    CEVAP
    Tilavet secdesi mekruh, şükür secdesi mekruh değildir.

    Sual: Bir kimse, cünüp veya abdestsiz iken yahut hayzlı ve nifaslı iken secde âyetini dinlese tilavet secdesi gerekir mi?
    CEVAP
    Secde âyetini işiten cünüp veya abdestsiz kimsenin, temizlendikten sonra tilavet secdesi yapması gerekir; fakat hayzlı ile nifaslıya [lohusaya] temizlendikten sonra da tilavet secdesi yapmak gerekmez.

    Sual: Bir kimse, namazda, sonunda secde âyeti olan bir sureyi mesela Alak suresini okusa, namaz içinde veya namaz dışında tilavet secdesi yapması gerekir mi?
    CEVAP
    Gerekmez. Bir kimse, namazda secde âyetini okuyup rükûa gitse, rükû yaparken tilâvet secdesine niyet etse de, etmese de, bundan sonra secde etmekle, o kimseden tilâvet secdesi sakıt olur. Yani ayrıca tilavet secdesi yapması gerekmez. (Halebî)

    Eğer secde âyetinden sonra, birkaç âyet daha okumaya devam ederse, tilavet secdesine niyet etmesi gerekir.

    Namazda secde âyeti okunduktan 2-3 âyet sonra rükûa eğilip tilavet secdesine niyet edilse, namazın rükû veya secdeleri, tilavet secdesi yerine geçer. (S. Ebediyye)

    Secde âyetinden sonra, üç âyetten fazla okunursa, hemen ayrıca rükû veya bir secde yapılıp ayağa kalkılır. Okumaya devam edilir. (S. Ebediyye)

    Tilavet secdesi namaz içinde yapılmazsa, namazdan sonra yapılmalıdır.

    Sağır ve secde âyeti

    Sual: Bir ortamda, secde âyeti okunsa, oradakiler, tilavet secdesi yapsalar, orada olup da sağır olduğu için duymayan kimse, secde âyeti okunduğunu anlasa veya işitenler ona söyleseler, onun da, tilavet secdesi yapması vacib olur mu?
    CEVAP
    Evet, vacib olduğunu bildiren kitaplar olduğu gibi, vacib olmayacağını bildiren kitaplar da var. Vacib olduğunu bildirenlerin kavli, ihtiyata daha uygundur. Bunların gerekçeleri şöyledir:
    Sağır olmayanlar arasında, secde âyetinin okunduğunu duymayan çıkabilir. Eğer oradakiler, secde âyeti okunduğunu söylüyorlar ve kendileri de secde ediyorlarsa, duymamış olanların, duyanlara uyarak secde etmeleri vacib olur.

    Sağır, secde âyetinin okunduğu yerde hazır olsa, orada bulunan cemaatle beraber tilavet secdesi yapar. (Mecmua-i Zühdiyye)

    Okunan secde âyetini dinleyen kimse, anlasa da, anlamasa da, kendisine secde âyetinin okunduğu haber verilince, secde etmesi gerekir. İmam, secde âyetini okuduğu zaman, cemaat duysun veya duymasın, cemaate de, tilâvet secdesi vacib olur. Tilavet secdesi yapmak için, namazda, kıraatin açık veya gizli olması arasında da bir fark yoktur. Yani açık okunsa da, gizli okunsa da tilavet secdesi gerekir. (Hindiyye)

    Başkalarının okuduğu secde âyetini duymayan sağıra, secde etmek gerekmez. (Nimet-i İslâm)

    Cevapla
  • Reşîd Demir

    364- Kur’an-i Kerim’in surelerinde ondört secde ayeti vardir ki, bunlardan birini okuyan veya isiten her mükellef için bir secde gerekir. Söyle ki:
    Tilavet secdesi niyeti ile, eller kaldirilmaksizin “Allahü Ekber” denilerek secdeye varilir. Üç kere “Sübhane Rabbiye’l-ala” veya bir kere: “Sübhane Rabbena in kâne vadü Rabbina lemef’ulâ” denilir. Ondan sonra “Allahü Ekber” denilerek kalkilir.
    365- Tilavet secdesinin rüknü, yüce Allah’a saygi ve tevazu gösterip secdeden kaçinanlara aykiri davranmak için alni yere koymaktir. Fakat namaz için rükû ve hasta olan için ima da ayni maksadi yerine getirdiginden tilavet secdesi yerine geçer. Bunlar asagida açiklanacaktir.
    366- Tilavet secdesine ayaktan yere inilmesi ve bu secdeden bas kaldirirken ayaga kadar kalkilmasi ve böyle kalkarken: “Gufraneke Rabbena ve ileyke’l-masîr” denilmesi müstahabdir. Bu secdeye gidilirken veya bundan kalkilirken alinan tekbirlerde müstahabdir. Asil secde ise, vacibdir.
    (Üç Imama göre, Tilavet Secdesi sünnettir.)
    367- Tilavet secdesini yapacak kimsenin abdestsizlikten ve pisliklerden temiz, avret yerlerinin örtülü ve kibleye yönelik bulunmasi sarttir.
    368- Tilavet secdesi, secde ayetini okuyan bir mükellef için vacib oldugu gibi, bunu dinleyen bir mükellef için de vacibdir. Ister dinlemeyi kasdetmis olsun, ister olmasin, bu secdeyi yapar ve bu secdeyi yapmakla sevaba erer. Yapmayan da vacibi terk ettiginden günaha girer.
    369- Mümeyyiz bir çocugun (henüz bülug çagina ermeyen yetiskin bir çocugun), cünübün, hayiz veya nifas halinde olan kadinin, bir sarhosun veya müslüman olmayan birinin okuyacagi bir secde ayetini isiten her mükellefe de tilavet secdesi vacib olur. Çünkü bunlarin bu okuyuslari, sahih bir okuyustur. Müslüman olan bir cünüb veya sarhos da, okuyacagi veya isitecegi bir secde ayetinden dolayi secde ile mükellef olur. Bunlar temizlendigi ve akillari baslarina geldigi zaman bu secdeyi yapmalari gerekir. Fakat hayiz ve nifas halinde bulunan bir kadinin ne okuyacagi, ne de isitecegi bir secde ayetinden dolayi ona tilavet secdesi gerekmez. Çünkü bunlar bu halde namaz ile mükellef degillerdir.
    370- Uyuyanin ve deli olanin okuyacaklari secde ayetindcn dolayi isitenlere, sahih olan görüse göre tilavet secdesi gerekmez. Kendileri de bu secde ile mükellef olmazlar. Çünkü bunlarin okumalari ve isitmeleri bir niyete ve tayine bagli degildir. Fakat sahih kabul edilen diger bir görüse göre, uyku halinde secde ayetini okuyana, sonradan secde ayeti okudugu haber verilince, ona tilavet secdesi vacib olur. Ihtiyat olan da budur.
    371- Ögretilen kuslardan veya ses yansimasindan veya sesleri ileten fonograf ve teyp gibi cihazlardan isitilen bir secde ayetinden dolayi tilavet secdesi vacib olmaz. Fakat sahih görülen diger bir görüse göre, kuslardan isitilen secde ayetinden dolayi tilavet secdesi gerekir. Çünkü isitilen Allah kelamidir. Ihtiyata uygun olan da budur.
    Radyoya, gelince, bu sesi yansitmaktan ziyade nakil sayilmaktadir. Kasde bagli olarak okunan seylerin hemen aynini nakletmektedir. Bundan isitilen sesler, ses yansimasi gibi, sade bir benzeyisten ibaret degildir. Bunun için radyo araciligi ile isitilen bir secde ayetinden dolayi secde edilmesi vacib olsa gerektir. Vacib olmasa bile, secde edilmesinde bir sakinca olmadigindan her halde secde edilmesi ihtiyata uygundur ve Kur’an-i Kerime bir saygi ve hürmeti gösterir.
    (Safiîlere göre, tilavetin mesru ve kasde bagli olmasi sarttir. Bunun için cünübün okumasindan dolayi veya rükû halinde Kur’an okumak mesru olmadigi için burada Tilavet secdesini gerektiren ayeti okumakla ne okuyana, ne de dinleyene tilavet secdesi sünnet olmaz. Yine yanilarak meydana gelen veya ögretilmis kuslardan veya bir aletten isitilen bir tilavetten dolayi da, niyete bagli olmadigi için, secde edilmesi sünnet degildir.)
    372- Tilavet secdesi ayetinin hecelenerek okunmasi ile veya yalniz yazilmasi ile veya telaffuz edilmeksizin yalniz yazisina bakmakla tilavet secdesi gerekmez. Çünkü bu hallerde okuyus yoktur.
    373- Bir secde ayetinin secdeyi gösteren ile, bunun evvelinden veya sonundan bir kelime daha eklenip beraberce okunsa veya dinlenmis olsa, sahih olan görüse göre secde gerekir. Diger bir görüse göre, secde ayetinin çogu okunmadikça secde vacib olmaz.
    374- Secde ayetini isitmeyen bir mükellefe tilavet secdesi vacib olmaz. Ayet, bulundugu mecliste okunmus olsa bile hüküm aynidir.
    375- Bir secde ayeti oldugu gibi Arabça okunursa, her isiten mükellefe bunun secde ayeti oldugu bildirilince, secde etmesi ittifakla vacibdir. Fakat bir secde ayetinin Farsça olan tercümesi okunacak olsa, bunu isittigi halde anlamayan kimseye sadece bildirmekle tilavet secdesi vacib olmaz. Bu hüküm iki Imama göredir. Imami Azam’a, göre, bunun bir secde ayeti tercümesi oldugu haber verilirse, tilavet secdesi vacib olur. Imami Azam’in bu meselede iki Imamin görüsüne döndügü rivayet ediliyor. Itimat da bunun üzerinedir. Fakat bu secde ayetinin tercümesini okuyana secde etmesi ittifakla ihtiyat yönünden vacib olur. Bunu anlasin, anlamasin fark etmez.
    376- Bir secde ayeti gerçekten veya hüküm bakimindan bir sayilan bir mecliste tekrarlanarak okunsa, bir defa secde edilmesi yetisir. Fakat baska baska secde ayetleri okunursa veya meclis hakikaten veya hükmen degisirse, her okunan ayet için baska bir secde gerekir.
    Bir mescid gibi muayyen bir yerde iki defa okunan bir secde ayetinin meclisi gerçekten bir bulunmus olur. Gelenek bakimindan bir mekan sayilan yerlerin cüzleri arasinda beraberlik de hüküm bakimindan bir birliktir. Meclisin gerçekte degismesi de, bir odadan diger bir odaya geçmis olmak, gibidir. Hüküm bakimindan degisiklik ise, mescid veya bir oda gibi bir yerde secde ayeti okunduktan sonra orada baska bir ise baslamakla meydana gelir. Secde ayeti okunduktan sonra, üç kelime kadar konusulmasi veya üç adim kadar yürünülmesi veya bir seyden üç lokma yenilmesi veya bir sudan üç yudum içilmesi gibi…
    Meclisin degisikligi, okuyucuya göre, kendisinin meclisi degistirmesiyle, dinleyiciye göre de, onun meclisi degistirmesiyle meydana gelir. Dogru olan budur. Bunun için bir meclis, bir sahsa göre bir sayildigi halde, diger bir sahsa göre degismis olabilir.
    377- Tilavet secdesi hususunda gemi, bir oda gibidir. Yürümekte olan araba veya bir hayvan üzerinde bulunuluyorsa, meclis daima degismis sayilir. Bunun için araba veya hayvan üzerinde namaz halinde olmaksizin tekrarlanacak bir secde ayetinden dolayi tekrar sayisinca tilavet secdesi vacib olur.
    378- Tilavet secdesi yapmak için, okuyanin öne geçirilmesi, dinleyenlerinde onun arkasinda saf tutmalari ve ondan önce secdeye varmayip secdeden de kalkmamalari müstahabdir. Buna aykiri olarak bulunduklari yerlerde secdeye varmalari ve secdeden daha önce kalkmalari da mekruh degildir. Çünkü bunlarin hepsi tek basina secde etmekle sorumludur.
    379- Tilavet secdesi için niyet etmek sarttir; fakat tayin sart degildir. Bu bakimdan birkaç secde ayetini okumus veya dinlemis olan bir kimse, bunlarin sayisinca tilavet secdesi niyeti ile secde eder, fakat hangi secdenin hangi secde ayetine ait oldugunu belirlemez. Bu tilavet secdesine namaz içinde yalniz kalb ile niyet edilir. Namaz disinda ise dil ile de niyet edilmesi sünnettir.
    380- Vacib olan tilavet secdesini hemen yerine getirmek zorunlugu yoktur. Secde ayeti okunur okunmaz hemen secde edilmesi gerekmez. Bu secde uzun bir zaman sonra da yapilabilir. Yine eda olur, kaza sayilmaz. Kabul edilen hüküm budur. Bununla beraber, bir zaruret olmadikça geciktirilmesi tenzihen mekruhtur. Namaz içinde ise, hemen yapilmasi vacibtir; çünkü bu, artik namazdan bir cüz olmustur. Namaz disinda kaza edilemez. Bunu, secde ayeti okunduktan sonra üç ayetten sonraya birakmamak gerekir. Bu mesele, asagidaki meselelerden açikliga kavusacaktir. Imam Ebû Yusuf’a göre, tilavet secdesi namazin disinda da hemen yapilmasi vacibdir.
    381- Secde ayeti okununca, hemen secde edilmesi mümkün olmadigi zaman okuyan ve dinleyenlerin: “Semi’nâ ve eta’nâ gufraneke Rabbena ve ileyke’l-masîr” demeleri müstahabdir.
    382- Namazda kiyam halinde secde ayeti okununca, bakilir: Eger bundan sonra üç ayetten çok okunmazsa, yapilacak rükû veya secde ile bu tilavet secdesi de yerine getirilmis olur. Gerek buna niyet edilmis olsun ve gerek olmasin. Fakat tercih edilen görüse göre, rükû ile olabilmesi için tilavet secdesine niyet etmek lazimdir. Fakat üç ayetten çok okunacaksa, bu secde ayetinden dolayi hemen sadece onun için rükû veya secde edilmesi gerekir. Secde yapilmasi daha faziletlidir. Namazin rükû ve secdesi ile bu secde yapilmis olmaz. Yalniz üç ayet okunacagi zaman ihtilaf vardir. Tercih edilen görüse göre, bu secdenin hemen yapilma hükmü kalkmaz, namazin rükû ve secdesi ile bu tilavet secdesi yapilmis olur.
    383- Secde ayetini namaz içinde okuyan kimse, dilerse okuyacagi ayetlerin sayisina bakmaksizin hemen “Allahü Ekber” diye tilavet secdesine varir. Tilavet secdesi niyeti ile yalniz rükûa varmasi da yeterlidir. Ondan sonra tekrar ayaga kalkar ve birkaç ayet daha okur. Ondan sonra namazin rükû ve secdelerini yapar, namazina devam eder. Eger bir sureyi bitirmis ise, diger bir sureden birkaç ayet okur; çünkü tilavet secdesinden kalkar kalkmaz böyle birkaç ayet okumadan namazin rükû ve secdesine gidilmesi mekruhtur.
    Namazin disinda ise, yalniz rükûda bulunarak tilavet secdesi yapilmis olmaz. Çünkü tilavet secdesi bir tazim ifadesidir, bir emri yerine getirmenin alametidir. Bunlar, namaz içinde rükû ile yerine getirilmis olursa da, namaz disinda rükû ile yapilmis olamazlar.
    384- Cemaatle namaz kilindigi zaman, imam olan zat, yukardaki meselede açiklandigi gibi, öyle rükû ile tilavet secdesine niyet etmemelidir. Çünkü cemaat bunun farkina varamayacaklarindan, böyle bir niyette bulunmamis olurlar. Bu takdirde de tilavet secdesi onlardan düsmez. Bu durumda imamin selamindan sonra cemaatin tilavet secdesi yaparak ondan sonra tekrar tesehhüdde bulunmalari gerekir ki, bunu da herkes yapamaz.
    385- Secde ayeti bir namazda tekrarlansa, sahih olan görüse göre, yalniz bir tilavet secdesi gerekir. Bu tekrarlanma ister bir rekatta ve ister baska baska rekatlarda olsun fark etmez. Çünkü meclis birdir.
    Bu mesele Imam Ebû Yusuf’a göredir. Imam Muhammed’e göre, baska baska rekatlarda tekrarlansa, tilavet secdesi de tekrarlanir, meclis degismis sayilir.
    386- Imam secde ayetini okuyup secdeye varmakla cemaat, imamin rükû ve secdeye vardigini sanarak rükû ve secdeye varsalar, bununla namazlari bozulmaz; fakat bir secde daha yapsalar bozulur.
    387- Imamin cuma ve bayram namazlarinda ve emsali cemaatin kalabalik oldugu namazlarda ve gizlice kiraat yapilacak namazlarda secde ayetinin okunmasi mekruhtur. Çünkü cemaatin sasirmasina sebebiyet verilebilir. Ancak secde ayeti okunan surenin sonuna raslamis olursa kerahet olmaz. O zaman namazin secdeleri ile tilavet secdesi eda edilmis ve engel kalkmis olur. Bu durumda imama uygun düsen, bu namazin rükû ile tilavet secdesine niyet etmemektir.Ta ki, bu vecibe namazin secdeleri ile bütün cemaat tarafindan da yerine getirilmis olsun.
    388- Mesbuk ayaga kalktiktan sonra imam tilavet secdesini hatirlayarak yapacak olsa, bakilir: Eger mesbuk henüz secdeye varmamis ise, tilavet secdesi için imama uyar, secdeye varir. Ondan sonra ayaga kalkarak kalan namazini tamamlar. Eger imama uymazsa, namazi bozulur. Fakat secdeye varmis ise, artik imama uymaz. Eger uyarsa, namazi bozulur.
    389- Misafire uyan bir mukîm, misafirin yapacagi tilavet secdesine istirak eder. Sonra kalkip namazini tamamlar. Eger kendi basina kilacagi rekatlarda da bir secde ayeti okuyacak olursa, bundan dolayi da ayrica secde etmesi gerekir.
    390- Bir kimse namaz kilarken rükû, secde veya kade (oturus) halinde veya imama uymus oldugu halde onun arkasinda secde ayetini okusa, ne kendisine, ne imama ve ne de bu imama uyan diger cemaata tilavet secdesi vacib olmaz. Çünkü namaz kilanlar, bu halde Kur’an okumaktan menedilmislerdir. Bunlarin okuyusu hükümsüzdür. Fakat bu okuyusu disardan duyanlara tilavet secdesi gerekir. Bunlar gerek baska bir namazda tek basina veya topluca bulunmus olsunlar ve gerek olmasinlar. Çünkü bunlar o yasaklilik ve engel disinda kalmis olurlar.
    391- Namaz içinde okunan secde ayetinden dolayi, namazi bitirdikten sonra secde edilemez. Çünkü bu secde, yukarida da isaret olundugu üzere namazin bir cüz’ü olmustur, artik ondan ayrilamaz. Fakat namazda bulunan kimse, namazda bulunmayan bir kimsenin okudugu secde ayetini isitecek olsa, namazini kildiktan sonra secde eder. Daha namazda iken secde etmesi yeterli olmaz. Bununla beraber secde etse, bununla namazi bozulmaz.
    Nitekim namazda okunan bir secde ayetini, disardan isiten bir mükellef için de, namaz disinda secde etmek gerekir. Su kadar var ki, bu mükellef, o secde ayetini okuyan kisiye uyar, onunla beraber bu secdeyi yaparsa, bu görevi yapmis olur. Eger o secde yapildiktan sonra, o rekatta uyarsa bu secdeyi o imamla beraber hükmen yapmis sayilir. Artik ne namazin içinde, ne de disinda tilavet secdesi yapmasi gerekmez.
    392- Hasta iken veya bir arabaya veya bir hayvana binmis iken secde ayetini okuyan veya dinleyen bir mükellefin isaret sureti (ima) ile tilavet secdesi yapmasi caizdir. Fakat bir mükellefin binici olmadigi halde, okudugu veya dinledigi bir secde ayetinden dolayi bir özrü bulunmadikça, binici oldugu halde isaret (ima) ile secde etmesi caiz olmaz.
    393- Secde ayetini, hazir olanlar secde için hazirlikli iseler asikare olarak, hazirlikli degillerse gizli okumak müstahabdir. Bunda cemaata karsi bir sefkat vardir.
    394- Bir süre okunup da, içindeki secde ayetinin birakilmasi mekruhtur. Çünkü bu, secdeden bir nevi kaçirmak demektir. Yalniz secde ayetinin okunup da suredeki diger ayetlerin okunmamasinda ise, kerahet yoktur. Fakat müstahab olan, fazilet ve tercih kuruntusunu kaldirmak için, secde ayeti ile beraber bir veya birkaç ayetin de okunmasidir.
    395- On dört secde ayetini bir mecliste okuyup her biri için okudukça ayri bir secde yapan ve hepsini okuduktan sonra umumuna birden ondört secdede bulunan zatin dünya ve ahiret islerinde kendisine üzüntü ve keder verecek hususta, Yüce Allah’in onu koruyacagi rivayet olunmustur.
    396- Namazi bozan seyler, tilavet secdesini de bozar. Daha tilavet secdesinden kalkmadan meydana gelen abdestsizlik ve konusma veya kahkaha ile gülme gibi… Ancak bu secdedeki kahkaha ile abdest bozulmus olmaz ve kadinlarin da erkeklerle ayni hizada bulunmalari bu secdeyi bozmaz.

    Cevapla

Yorum yaz

Close
Bu sadece siteye ilk girişinizde çıkar.
Beğenerek bize destek çıkabilirsiniz.

Facebook Sayfalarımız
Twitter
Youtube Kanalımız




Yukari