Related Articles

3 Comments

  1. 1

    Reşîd Demir

    Bu terkip, şeyin sebebine izafetidir ki ,tilâvet sebebiyle olan sücud demektir. Maksut, Kur’ânı kerimdeki, secde âyetlerinden birinin okun ması sebebiyle, vâcip olan secdedir.

    İşitmek dahi, tilâvet gibi, secdeyi mucip ise de, secde sebebinin ancak, tilâvet olduğunu muhtar olduğuna, ve bir de işitmenin dahi sebebi, tilâvet olacağına mebni, onun zikri – min vechin – sem’in zikrini dahi müştemil olmakla, onunla iktifa olunmuştur (3).

    Tilâvet, okumak demek olduğu gibi, sem’ dahi işitmektir. Okuyana tâli ve işidene, sâmî diyeceğiz.

    Tilâvet secdesinin, şartı, rüknü, hükmü, sıfatı, sebebi, keyfiyeti vardır.

    Şartı: Tahrîme ve tâyin niyyeti, müstesna olmak üzere, salâtın şartlarıdır (4).

    Rüknü: Tâzim vechi üzere, alın koymak yahut rükû eylemek (5), veyahut bunlar makamına kaim olacak, îmâyı (6), etmektir.

    Hükmü: Dünyada vâcibin sukûtu, ve ukbada sevaba nailiyyettir.

    Sıfatı: Namaz içinde hemen (7) ve namaz dışında teenni üzere (8) vâcip olmaktır.

    Tilâvet secdesi vâciptir. Çünkü, secde âyetleri üç kısımdır. Bir kısım sarîhan, secde emridir. Ve bir kısmı, küffarın, hakka secdeden istinkâflarını mütezammindir. Ve bir kısmı, Enbiya (aleyhimüs-selâm) hazeratının sücud emrine, imtisallerini hikâyedir. Bunlardan her biri ise, yâni gerek emre imtisal ve gerek enbiyaya iktida ve gerek küffara muhalefet, vâciptir (9).

    Sebebi: Tilâvet eden hakkında – ittifaka – ve işiten hakkında – alessahih – (10) secde âyetinin tilâvetidir (11).

    Secde âyetleri, Kur’ânı kerîmin: Ârâf, Raad, Nahl, İsrâ, Meryem. Hacc, Furkan, Nemil, Secde, Sâd, Ha mim es-secde, Necim, İnşikak, Alâk sûrelerinde olmak üzere, on dört âyeti celîlededir.

    Onlardan birini — namaz ile mükellef olan — okuyana ve işitene tilâvet secdesi vâcip olur. Okuyan hakkında anlama, ve işiten hakkında işitme kasdi şart değildir,. Okuyan, secde âyeti olduğunu, gerek anlasın gerek anlamasın, secde ile mükellef olduğu gibi, işiten dahi, işitme kendi sinin maksadı, gerek olsun gerek olmasın, işitmekle secde etmek lâzım gelir.

    Secde âyeti, tercümeden okunmak sûretinde dahi, okuyan anlasa da anlamasa da — ittifaka — ona ve — itimaden — anlayana veya ihbar şartiyle, işitene, secde vâcip olur.

    Secde harfim yâni secde âyetinden, ona delâlet eden kelimeyi üst yanından veya alt tarafından, bir kelime ile beraber okumak, — kavli sahihte — tamamen okunan secde âyeti gibi, secdeyi mucip olur (12).

    Secde âyetini yazmak ve — telâffuz etmeden — secde âyetini nazar etmek ile secde vâcip olmaz. Çünkü, yazan ve bakan kimse, secde âyetinin ne, okuyanı ne de işitenidir.

    Hecelemek dahi böyledir. Ne onu heceleyene ve ne hecesini, işitene, secde vâcip olmaz, çünkü, hecelemek, harfleri tâdâd etmektir, kıraet değildir (13).

    Keyfiyyeti: El kaldırmaksızın «Allahu ekber» diye secdeye varıp üç kere «sübhâne rabbiyel âlâ» demek ve yine Allahü ekber diye kalkmaktır.

    Bunda teşehhüd ve selâm yoktur. Tekbîr ve tesbîhler sünnettir. Secde vâciptir. Ve sücûdu-sehiv gibi iki değildir.

    Oturmakta olana göre, tilâvet secdesi için kalkmak, mendup olup secdeden sonra dahi, kıyam etmek müstahap olur.

    Üzerinde müteaddit secde bulunan kimse dahi, her secdede kıyam eyler.

    Âyeti, cemaat içinde okunarak, topluca secde edilmek lâzım geldikte okuyan ileri durmak ve işitenler, saf bağlamak, lâzım değildir. Herkes bulunduğu mevzide, kıbleye yönelerek, secde eder. Şu kadar ki, işiten, okuyandan evvel secdeden kalkmamak mendup olur.

    Secde için hazır olmayanların bulunduğu bir mecliste, secde âyetini gizli okumak menduptur.

    Secdenin vücubu, namazla mükellef olana göre, olduğundan, adetli ve lohusa bulunan kadın, secde âyetini işitmek veya tilâvet eylemek ile, ona secde vâcip olmaz.

    Cünüp, namaz ehli olmakla, ona işiterek ve okuyarak, ve ondan, âdetliden, lohusadan, kâfirden, temyiz edici sabiden secde âyetini işitene, secde vâcip olur.

    Deliden yahut uyuyandan işitene, secde vâcip olmaz.

    Sarhoşun tilâveti, hem kendisine ve hem işitene, secdeyi muciptir.

    Secde âyetini yazana, onu yazmakla, secde vâcip olmadığı gibi, dilsize ve sağıra dahi, secde edeni görmekle, secde vâcip olmaz. Sağıra ve secde âyetini yazana, secdenin vücubu ancak, tilâvet iledir.

    Secde mukallitlere değil, tilâvete terettüp edeceğinden, secde âyetini, kuştan ve maymundan ve sadâdan (14) işitene dahi, secde vâcip olmaz.

    Musâllî, namazda okuduğu secde âyetinin, secdenin namazda etmek lâzım gelir.

    Kıraet uzayacak ise, secde âyetinden sonra, müstakil sücud veya rükû olunur ki, derhal sücuda tilâvet secdesi kasdiyle, rükûa varılıp kalkılır ve kıraete devam olunur.

    Kıraet uzamayacak ise, secde âyetini veya ondan bir veya iki yahut üç âyet sonrayı, müteakip (15) edilen salât rükûu (niyyetle) ve salât sücudu (niyyetsiz), onun secdesi makamına kaim olur.

    Namaz dışında okunan secde âyetinin, secdesi — genişlikle — vâcip olduğu halde vakit mekruh olmadıkça, tehir edilmek, uzun zaman unutulmak ihtimaline mebni, tenzîhen mekruh olduğu gibi, namazda okunan secde âyetinin secdesi — fevriyyen — vâcip olduğuna mebni, kıraeti uzatarak, onu tehir etmek dahi, kazâya bırakmak gibi olduğundan, tahrîmen mekruhtur. Sehven gecikirse — velev selâmdan sonra — münâfî vuku bulmayarak, salâtın hürmeti bâkî oldukça, kazâ olunur. Namaz dışında kazâ olunmaz. Çünkü namazın parçası olmuş ve ruçhan kesbeylemiştir. Nakıs olarak edâ olunamaz, namaz dışındaki secde, namaz içindeki secdeye müsavî olamaz. Onun bu suretle tarikine, – amden vâcibi terk ederek, günahkâr olduğu için – tövbe lâzım gelir.

    Namazda kıraetin rüknü, kıyamın rüknüne has olduğundan, musâllî kıyam halinin gayride, tilâvetten memnûdur. Mahcurun (memnuun) tasarrufu ise, hükümsüz olmakla, rükû veya sücud halinde, yahut teşehhüdde ve yahut kavmede, secde âyeti tilâvet etmekle, ona secde vâcip olmadığı gibi, muktedi dahi, iktida halinde kıraetten mahcur iken, secde âyetini tilâvet etmiş olmakla, ne kendine ve ne imamına, ne de kendisiyle beraber, namaza müşarik bulunan, diğer muktediye, secde vâcip olmaz. Amma, onunla namazda müşarik olmayan kimse, mahcuriyyet dışında olmakla, gerek diğer cemaatten ve gerek münferit ve yahut namazdan külliyen hariç olsun, secde âyetini, o muktediden işitmekle, ona secde vâcip olur.

    Namazda olmayanın, namazda olandan işittiği, secde âyetinin secdesini, hariçte etmek lâzım geldiği gibi, namazda olanın dahi, hariçten işittiği, secde âyetinin secdesini, namazdan sonra, etmesi lâzım gelir.

    Eğer namazdakiler, onu namaz içinde ederlerse, namazla münasebeti olmayanı, namaza ithal etmiş olmaları, noksanına mebni, o secde kendileri için, kifayet etmez (16). Ve, bununla beraber namaz cinsinden olmak hasebiyle, namazları onunla, vâcip olmaz.

    Namazda okunan, secde âyetinin secdesi, namaz dışında (17) olmaz ise de , namaz dışında olan kimse, imamdan secde âyetini işitip, ona iktida etmemek imamın secdesinden sonra, diğer rekâtta, ona iktida eylemek suretinde, secdeyi namaz, dışında eder ki, bu suretle, hem secdeyi ziyadan, hem salâtı ziyadeden, siyanet etmiş olur.

    Eğer o kimse, imamın sücudundan evvel, ona iktida ederse, onunla beraber secde eyler. Ve eğer imam tilâvet secdesini ettikten sonra, o rekâtta ona iktida etmiş olursa, muktedi secdeye, hükmen yetişmiş olmakla, tilâvet için, artık secde etmez.

    Namaz dışında bir, secde âyeti okuyup veya işitip, secdesini ettikten sonra, yine o mecliste, namaza durup, o âyeti okusa, namazda okuyanın rüçhanına mebni, hariçtekine tâbiiyyeti olamayacağından, yine secde eder. Eğer evvelce secdesini etmemiş idiyse, namazdaki secde, ona iki tilâvet için, kifayet eder.

    Bir mecliste, ayni âyeti tekrar eden gibi olur ki, ona da, bir secde, kâfidir (18). Gerek tilâvetin başında, gerek tilâvet esnasında ve gerek tilâvetten sonra, edilmiş olsun.

    İşiten hakkında, meclisin ihtilâf ve ittihadı, okuyanın değil, kendinin, meclisi tebdil edip etmemesiyledir.

    Hatip minberde secde âyetini okusa, inip secde eder. Cemaat dahi beraberce secde ederler.

    Rüknünde, ifade olunduğu üzere, sücud maraz ve rükûb halinde, îmâ ile dahi olur.

    Tilâvet secdesi vâcip olduğuna mebni, onun özürsüz, binek üzerinde îmâen ifası, kâfi olmamak, kıyas muktazası ise de, tilâvet, tetavvû gibi, dâimî bir iş olduğundan, onun secdesi için, nüzulü, şart kılmak, külfet olacağına mebni, îmâyı istihsan etmişlerdir.

    Âyeti yerde okunarak, nazilen vâcip olan secde, râkiben îfâ edilemez.

    Âyeti hayvan üzerinde okunarak, râkiben vâcip olan secde, hem râkiben, hem nâzilen, olur.

    Binek üzerinde, secde âyetini okuyup, yere indikten sonra tekrar binse ve secdeyi binekte îmâ ile etse dahi olur.

    Secdesi olan sûre veya âyâtı okuyup ta, secde âyetini geçmek, âyetin nazmını bozmakla beraber, secdeden istinkâf gibi, olduğu için, mekruhtur.

    Bunun aksi, yâni yalnız secde âyetinin kıraeti, secdeye mübaderet demek olduğu için, mekrûh değildir. Ve lâkin tafdil tevehhümünü, defi için, tilâvette, ona ya evvel veya sonra, bir veya daha ziyade, âyet zam etmek, mendup olur.

    Cuma ve bayram namazlarında, kıraet sonuna gelmedikçe, secde âyetini okumak, imama mekrûh olduğu gibi, salât-ı sırriyyede dahi mekrûhtur.

    Amden hades, kelâm ve kahkaha gibi, salâtı müfsit olan şeyler, tilâvet secdesini dahi müfsit olup, iâde lâzım gelir. Şu kadar ki, kahkahada abdest almak lâzım gelmez. Müştehatın muhazatı dahi, cenaze namazında olduğu gibi, onu ifsat eylemez.

    (Mühimmeten lidef’i külli mühimmetin): Secde âyetlerini cümleten bir oturmada okuyup, her biri için, başka başka veyahut hepsine birden on dört defa secde eyleyenin, dünya ve ahîret işlerinden kendine mühim olana, Cenab-ı Hak kâfi olur.

    ——————

    (3) Tilâvet tâbirinde, secde âyetini yazan veya heceleyen kimseye, secde vâcibolmadığını, îmâ vardır. Secde âyetine, yalnız bakmak dahi, secdeyi mûcipdeğildir.

    (4) Hadesten, taharet, necasetten taharet, setri avret ve — indelihtiyâr — kıbleyi istikbal, bunda dahi şarttır. Salâtiyye olanında onun vakti, salâtın müddeti,yahut salâtın — münafîden evvel olan — mâbâdi ve salâtiyye olmayanında ömürmüddetidir. Mekrûh olan üç vaktin birinde dahi olmamak meşruttur. Meğer ki,onda tilâvet olunacak, edâ edilmiş ola. Niyyette dahi, onun hangi âyetin secdesi olduğunu tâyin, lâzım olmayıp, secdenin, şükür ve sehv için, olan mezahimine mebni,tilâvet için olduğunu tâyinde, söz yoktur.

    (5) Secde âyeti namazda okunduğuna göredir. Nitekim, malûm olur.

    (6) Hastaya ve binek üzerinde olduğuna göredir.

    (7) Yâni âyetini — kıraetten sonra — secdesi üç âyetten sonraya bırakılmamak üzere, hemen îfa edilmek.

    (8) Yâni imkânın ilk vaktinde olmakla mukayyet olmayıp, müsait zamandaîfâ olunmak.

    (9) Ayetini okuyup veya işitip te, kendisine secde mümkün olmayan kimseye,müstahap olan:

    $

    demektir. Secdeyi sonra kazâ eder.

    (10) Alâ kavlin işiten hakkında, secde sebebi işitmedir. Sahih olan kavle göre,işitme, okuyanın ve muktedînin gayri hakkında, şart olmakla sağır olup ta, okuduğunu işitmeyene, secde lâzım olur. Sağıra diğerinin tilâveti sebebiyle, secde etmek,her ne kadar, edeni görse bile, lâzım olmaz.

    (11) Tilâvet secdesinin sebebi, Bahirde mezkûr olduğu veçhile, üç emrin biriolmak zahirdir: Ya kendi okumak, yahut başkasının okuduğunu işitmek ve yahutokuyan işitmezse dahi, muktedi bulunmaktır. Hakikatte sebep, tilâvettir.

    (12) Alâ kavlin, secde âyetinin çoğu okunmadıkça, secde vâcip olmaz, çoğu,gerek sücud kelimesinden evvel ve gerek sonra olsun ve yahut secde kelimesi ortadabulunsun. Bu imam Muhammedden rivayettir. Zeylei, bunu ihtiyâr etti. Dür sahibidahi, ona tâbî oldu.

    (13) Buna mebni, namazda hecelemek, kıraet yerine geçmez ve o harfler, Kur’ândamevcut olduğu için, namaz onunla fâsit de olmaz. Bir kimse, secde âyetini, herbirinden bir harf olmak üzere, bir cemaatten işitse, harfler müteferrik olduğu vetilâvet tahakkuk etmediği için, ona secde vâcip olmaz.

    (14) Sadâ, aksi sadâdır. Bunlar hep muhâkâttır (takliddir). Temyiz sahibi olmadıkları için okumaları tilâvet değildir.

    (15) Malûm olsun ki, fevr (vakit geçirmemek), secde âyetinden sonra bir yahutiki âyet ile — ittifaka — munkati olmaz. Dört âyetle — ittifaka — münkati olur. Üçâyette ihtilâf olunmuştur. Münkati olmamak râcihtir. Bedayide, bu bapta takdirolmayıp, müçtehidin reyine tefvîz olduğu yahut tavîl sayılana itibar olunacağı dahimezkûrdur. İnşikak sûresinin secdesinden sonra, mevcut olan dört kısa âyet kavliâhirde, fevre mânî değil, sayılmıştır.

    (16) Kâmil olarak, tediye edilmiş olabilmek için, onu iâde ederler.

    (17) Meğer ki, namaz secdeden evvel — âdetin gayri — bir sebeple fâsid olacaktır. O halde, yalnız tilâvet kalmış olmakla, namaz dışında secde edilir. İfsat dahi.fesat gibidir. Salâtı ifsat eden âdet olduğuna göre, tilâvet secdesi, kadından sâkıtolur.

    (18) Meclis müttehit olmazsa, bir secde kifayet etmez. Meclis dışında, velev bez çözmek suretiyle olsun, üç adım atmakla ve ağaç üzerinde, bir daldan bir dala geçmekle, nehir veya büyük havuzda yüzmek, ve hayvan üstünde gitmekle, ve harman döğmek ve değirmen etrafını dolaşmakla, tebeddül eder. Odanın ve — büyük dahi olsa — mescidin köşelerine varmakla ve gemi yürümekle ve bir veya iki rekât namaz kılmak, ve bir veya iki yudum bir şey içmek veya bir iki lokma yemek ve bir iki adım atmakla, kıyam ve kuud ile ve tilâvet mahallinde rükûp ve nüzül ile ve musâllî olarak, binek seyri ile, tebeddül etmez.

    Reply
  2. 2

    Reşîd Demir

    Tilavet secdesi

    Sual: Secde âyetleri hangi surelerdedir?
    CEVAP
    Aşağıdaki surelerdedir. Yanlarında âyet numaraları da belirtilmiştir:

    Araf 206
    Rad 15

    Nahl 49
    İsra 107

    Meryem 58
    Hac 18

    Furkan 60
    Neml 25

    Secde 15
    Sad 24

    Fussilet 37
    Necm 62

    İnşikak 21
    Alak 19

    Sual: Tilavet secdesi nedir, ne zaman ve nasıl yapılır?
    CEVAP
    Kolay anlaşılması için maddeler halinde bildirelim:
    1- Tilavet, Kur’an okumak demektir. Secde âyeti okununca yapılan secdeye tilavet secdesi denir.

    2- Namaz kılması farz olan bir kimse, Kur’an-ı kerimde bulunan 14 yerdeki, secde âyetinden birini okusa veya işitse, manasını anlamasa da, bir secde yapması vaciptir.

    3- Tilavet secdesi yapmak için, niyet edilir. Niyet şarttır. Niyetsiz sahih olmaz. Abdestli olarak, kıbleye karşı ayakta durup, ellerini kulaklara kaldırmadan, Allahü ekber der ve secdeye gider. Secdede üç defa Sübhâne rabbiyel-a’lâ der. Sonra, Allahü ekber der ve ayağa kalkar. Böylece secde-i tilavet tamam olur.

    4- Secde âyetini işiten cünüp veya abdestsiz kimse, temizlendikten sonra tilavet secdesi yapar. Fakat hayzlıya ve nifaslıya [lohusaya] temizlendikten sonra da tilavet secdesi gerekmez.

    5- Bir oturumda, bir secde âyetini birkaç defa okuyan veya işiten, hepsi için bir secde eder.

    6- Bir oturumda ne kadar secde âyeti okunmuşsa, o kadar tilavet secdesi gerekir. Mesela üç secde âyeti okunursa, üç secde gerekir.

    7- Namaz kılarken, dışardan birinin okuduğu secde âyetini işiten, namazdan sonra tilavet secdesi yapar.

    8- Namazda okuyunca, hemen ayrıca rüku veya bir secde yapıp ayağa kalkar. Okumasına devam eder. Secde âyetini okuduktan iki üç âyet sonra namazın rükuuna eğilirse ve tilavet secdesine niyet ederse, namazın rüku veya secdeleri, tilavet secdesi yerine geçer.

    9- Secde-i tilavetin kazası, acele değildir. Gecikirse günah olmaz. Fakat sebepsiz, zaruretsiz tehir etmek tenzihen mekruhtur.

    10- Secde âyetini mubah vakitte okuyup, namaz kılmak mekruh olan üç vakitte tilavet secdesi yapmak caiz değildir. Secde âyeti mekruh vakitte okunursa, bu vakitte secde etmek caiz diyen âlimler olduğu gibi mekruh diyen âlimler de vardır. Mekruh olmayan vakte tehir edilirse bütün âlimlere uyulmuş olur. (Hindiyye)

    11- Kur’an-ı kerim okunan yerde bulunduğu halde, işitmeyen kimse, secde etmez.

    12- Secde âyetini yazan ve heceleyen, secde yapmaz.

    13- Birkaç kişiden her biri, secde âyetinden birer kelime okusalar, bunu işitenlere tilavet secdesi yapmak gerekmez. Çünkü, secde âyetini bir kişi okuyunca, bunu işitenlerin secde yapması vacip olur.
    Çeşitli kimselerin okudukları kelimeler toplanarak, bir kişi bütün âyeti okumuş gibi yapılamaz. Çünkü, Kur’an-ı kerim okumak için, kimse başkası yerine vekil yapılamaz. (Dürr-ül-muhtar)

    14- Secde âyetinin tercümesini okuyan veya işiten, bunun secde âyeti olduğunu anlarsa, secde yapar.

    15- Yaptığını anlayacak yaşta olan çocuğun okuması ile, işitenlerin secde etmesi gerekir. Daha küçük yaşta ise gerekmez.

    16- Ara sıra deliren, deli iken secde âyetini okursa, secde gerekmez. Akıllı iken okursa gerekir.

    17- Dağdan, çölden ve bir yerden aksedip, yansıyıp geri gelen sedayı işiten ve papağandan veya başka kuştan işiten secde etmez. İnsan sesi olması gerekir. (Dürr-ül-münteka)

    18- Radyodan işitilen ses, hafızın sesine benzeyen, cansız alet sesidir. Bunun için, fonografta [gramofonda, teypte, radyoda. tv’de ve benzeri vasıtalarda] okunan secde âyeti işiten, tilavet secdesi yapmaz. (Mezahib-i erbea)

    Elmalılı Hamdi Yazır, Arâf suresinin 204. âyetinin tefsirinde diyor ki:
    Kıraet, bir ihtiyari iştir ki, akıllı ve konuşan bir insanın ağzından çıkanı anlamaya ve anlatmaya yönelik bir maksat taşıyan sesli olarak okumak demektir. Akıllı olmayandan ve cansız varlıklardan çıkan seslere kıraet denilemeyeceği gibi, aks-i sadâdan, sesin yankılanmasından meydana gelen şeye de kıraet denilemez. Bunun içindir ki, fakihler bir kıraetin yankılanmasından hasıl olan yankıya kıraet ve tilavet hükmü terettüp etmeyeceğini ve mesela tilavet secdesi lazım gelmeyeceğini beyan etmişlerdir. Bir kitabı sessiz olarak okumaya kıraet denilemeyeceği gibi, çalan veya çınlayan, yankı yapan bir sesi dinlemek de kıraet değildir, bir çınlamayı dinlemektir. Kur’an okuyanın sesini aksettiren gramofondan [teypten] veya radyodan gelen sese de kıraet denilemez. Bunun gibi sesler bir kıraet değil, bir kıraetin yankısı ve yansımasıdır, bunlara dinleme ve susma emrinin hükmü terettüp etmez. (s.2361)

    19- Kâfirin okuduğunu işiten müslümanların secde etmesi vacip olur.

    20- İmam-ı Nesefi, Kâfi kitabında buyuruyor ki:
    Sıkıntıdan kurtulmak için, Allahü teâlâya kalbinden yalvararak, 14 secde âyetini [ezberden, ayakta] okuyup, her birinden sonra, hemen secde edeni, Allahü teâlâ, o dert ve beladan korur. (Dürr-ül-muhtar, Nur-ül-izah)

    Son secdeden kalkınca, ayakta ellerini uzatıp, kendinin ve bütün müslümanların dünya ve dinlerine gelen beladan, sıkıntıdan kurtulmaları, korunmaları için dua etmelidir.

    21- Secde âyeti üç mekruh vakitte okunursa, tilavet secdesini bu vakitlerde yapmak, bir kavle göre caiz ise de, mekruh olmayan vakte tehir etmek evlâdır. (Dürer, Tahtavi)

    Sual: Yalnız başına namaz kılarken, zammı sure olarak secde âyetini okuyan kimse, hemen rükuya gitse, tilavet secdesini yapmış olur mu?
    CEVAP
    Bir kimse, namaz içinde secde âyeti okuyunca, hemen ayrıca rüku veya bir secde yapıp ayağa kalkar. Okumasına devam eder. Secde âyetini okuduktan iki üç âyet sonra namazın rükuuna eğilirse ve tilavet secdesine niyet ederse, namazın rüku veya secdeleri, tilavet secdesi yerine geçer. Fakat, secde âyetinden sonra üç âyetten fazla okumuşsa, tilavet secdesi, namaz için yapmış olduğu rüku veya secdeler ile kendisinden sakıt olmaz.

    Bu durumda, namaz içinde, tilavet için ayrıca secde etmesi gerekir. Yalnız başına namaz kılarken, tilavet secdesi, namaz içinde eda edilmezse, artık namaz dışında kaza edilmez. (Halebi)

    Secde âyetini namaz içinde okuyan kimse, dilerse okuyacağı âyetlerin sayısına bakmaksızın hemen Allahü ekber diyerek tilavet secdesine varır. Tilavet secdesi niyeti ile yalnız rükuya varması da kâfidir. Ondan sonra tekrar ayağa kalkar ve birkaç âyet daha okuyup, namazın rüku ve secdelerini yapar, namazına devam eder.

    Eğer bir sureyi bitirmiş ise, diğer bir sureden birkaç âyet okur; çünkü tilavet secdesinden kalkar kalkmaz, böyle birkaç âyet okumadan namazın rüku ve secdesine gitmek mekruhtur.

    Sual: TV’de mukabele okunuyor. Secde âyetlerini dinleyince, secde-i tilavet gerekir mi?
    CEVAP
    Gerekmez. Fakat Kur’an-ı kerimi takip ederken veya dinlerken, sesli olarak okuyana, secde-i tilavet gerekir. TV’den, radyodan ve teypten duyulan secde âyeti için secde-i tilavet gerekmez. (M.Erbea)

    Sual: Yapılmayan secdelerin kazası nasıl yapılır?
    CEVAP
    Okuduğum ilk secde âyetinin secde-i tilavetini diye niyet edilir.

    Sual: Bir kitapta tilavet secdesinin yedisi farz, üçü vacip, dördü sünnet diye yazıyor. Böyle bir rivayet de var mı?
    CEVAP
    Vardır.

    Sual: Secde-i tilavetten sonra, tilavete başlansa, Euzü lazım mı?
    CEVAP
    Hayır.

    Sual: Bir kağıda yazılı 14 secde âyeti okununca bir secde etmek yeter mi?
    CEVAP
    Evet.

    Sual: Tilavet secdesi için abdestli olmak şart mıdır?
    CEVAP
    Evet.

    Sual: Secde âyetini göz ile okusak secde gerekir mi?
    CEVAP
    Hayır. Çünkü göz ile okumak, tilavet sayılmaz.

    Sual: Secde âyetinin mealini okuyanın, işitenin veya hoparlörden işitenin tilavet secdesi yapması gerekir mi?
    CEVAP
    Kur’an-ı kerimde 14 yerde bulunan secde âyetinden birini okuyan veya işiten, manasını anlamasa da, bir secde yapması vacibdir. Meal okumak uygun değil ise de, mealini okuyan veya işiten, bunun secde âyeti olduğunu anlarsa, tilavet secdesi yapar. Hoparlörden, kasetten, teypten, TV veya radyodan işitenin, secde-i tilavet yapması gerekmez. (M.Erbaa, Elmalı tefsiri)

    Sual: Güneş doğduktan işrak vaktine kadar, tilavet secdesi ve şükür secdesi caiz midir?
    CEVAP
    Tilavet secdesi mekruh, şükür secdesi mekruh değildir.

    Sual: Bir kimse, cünüp veya abdestsiz iken yahut hayzlı ve nifaslı iken secde âyetini dinlese tilavet secdesi gerekir mi?
    CEVAP
    Secde âyetini işiten cünüp veya abdestsiz kimsenin, temizlendikten sonra tilavet secdesi yapması gerekir; fakat hayzlı ile nifaslıya [lohusaya] temizlendikten sonra da tilavet secdesi yapmak gerekmez.

    Sual: Bir kimse, namazda, sonunda secde âyeti olan bir sureyi mesela Alak suresini okusa, namaz içinde veya namaz dışında tilavet secdesi yapması gerekir mi?
    CEVAP
    Gerekmez. Bir kimse, namazda secde âyetini okuyup rükûa gitse, rükû yaparken tilâvet secdesine niyet etse de, etmese de, bundan sonra secde etmekle, o kimseden tilâvet secdesi sakıt olur. Yani ayrıca tilavet secdesi yapması gerekmez. (Halebî)

    Eğer secde âyetinden sonra, birkaç âyet daha okumaya devam ederse, tilavet secdesine niyet etmesi gerekir.

    Namazda secde âyeti okunduktan 2-3 âyet sonra rükûa eğilip tilavet secdesine niyet edilse, namazın rükû veya secdeleri, tilavet secdesi yerine geçer. (S. Ebediyye)

    Secde âyetinden sonra, üç âyetten fazla okunursa, hemen ayrıca rükû veya bir secde yapılıp ayağa kalkılır. Okumaya devam edilir. (S. Ebediyye)

    Tilavet secdesi namaz içinde yapılmazsa, namazdan sonra yapılmalıdır.

    Sağır ve secde âyeti

    Sual: Bir ortamda, secde âyeti okunsa, oradakiler, tilavet secdesi yapsalar, orada olup da sağır olduğu için duymayan kimse, secde âyeti okunduğunu anlasa veya işitenler ona söyleseler, onun da, tilavet secdesi yapması vacib olur mu?
    CEVAP
    Evet, vacib olduğunu bildiren kitaplar olduğu gibi, vacib olmayacağını bildiren kitaplar da var. Vacib olduğunu bildirenlerin kavli, ihtiyata daha uygundur. Bunların gerekçeleri şöyledir:
    Sağır olmayanlar arasında, secde âyetinin okunduğunu duymayan çıkabilir. Eğer oradakiler, secde âyeti okunduğunu söylüyorlar ve kendileri de secde ediyorlarsa, duymamış olanların, duyanlara uyarak secde etmeleri vacib olur.

    Sağır, secde âyetinin okunduğu yerde hazır olsa, orada bulunan cemaatle beraber tilavet secdesi yapar. (Mecmua-i Zühdiyye)

    Okunan secde âyetini dinleyen kimse, anlasa da, anlamasa da, kendisine secde âyetinin okunduğu haber verilince, secde etmesi gerekir. İmam, secde âyetini okuduğu zaman, cemaat duysun veya duymasın, cemaate de, tilâvet secdesi vacib olur. Tilavet secdesi yapmak için, namazda, kıraatin açık veya gizli olması arasında da bir fark yoktur. Yani açık okunsa da, gizli okunsa da tilavet secdesi gerekir. (Hindiyye)

    Başkalarının okuduğu secde âyetini duymayan sağıra, secde etmek gerekmez. (Nimet-i İslâm)

    Reply
  3. 3

    Reşîd Demir

    364- Kur’an-i Kerim’in surelerinde ondört secde ayeti vardir ki, bunlardan birini okuyan veya isiten her mükellef için bir secde gerekir. Söyle ki:
    Tilavet secdesi niyeti ile, eller kaldirilmaksizin “Allahü Ekber” denilerek secdeye varilir. Üç kere “Sübhane Rabbiye’l-ala” veya bir kere: “Sübhane Rabbena in kâne vadü Rabbina lemef’ulâ” denilir. Ondan sonra “Allahü Ekber” denilerek kalkilir.
    365- Tilavet secdesinin rüknü, yüce Allah’a saygi ve tevazu gösterip secdeden kaçinanlara aykiri davranmak için alni yere koymaktir. Fakat namaz için rükû ve hasta olan için ima da ayni maksadi yerine getirdiginden tilavet secdesi yerine geçer. Bunlar asagida açiklanacaktir.
    366- Tilavet secdesine ayaktan yere inilmesi ve bu secdeden bas kaldirirken ayaga kadar kalkilmasi ve böyle kalkarken: “Gufraneke Rabbena ve ileyke’l-masîr” denilmesi müstahabdir. Bu secdeye gidilirken veya bundan kalkilirken alinan tekbirlerde müstahabdir. Asil secde ise, vacibdir.
    (Üç Imama göre, Tilavet Secdesi sünnettir.)
    367- Tilavet secdesini yapacak kimsenin abdestsizlikten ve pisliklerden temiz, avret yerlerinin örtülü ve kibleye yönelik bulunmasi sarttir.
    368- Tilavet secdesi, secde ayetini okuyan bir mükellef için vacib oldugu gibi, bunu dinleyen bir mükellef için de vacibdir. Ister dinlemeyi kasdetmis olsun, ister olmasin, bu secdeyi yapar ve bu secdeyi yapmakla sevaba erer. Yapmayan da vacibi terk ettiginden günaha girer.
    369- Mümeyyiz bir çocugun (henüz bülug çagina ermeyen yetiskin bir çocugun), cünübün, hayiz veya nifas halinde olan kadinin, bir sarhosun veya müslüman olmayan birinin okuyacagi bir secde ayetini isiten her mükellefe de tilavet secdesi vacib olur. Çünkü bunlarin bu okuyuslari, sahih bir okuyustur. Müslüman olan bir cünüb veya sarhos da, okuyacagi veya isitecegi bir secde ayetinden dolayi secde ile mükellef olur. Bunlar temizlendigi ve akillari baslarina geldigi zaman bu secdeyi yapmalari gerekir. Fakat hayiz ve nifas halinde bulunan bir kadinin ne okuyacagi, ne de isitecegi bir secde ayetinden dolayi ona tilavet secdesi gerekmez. Çünkü bunlar bu halde namaz ile mükellef degillerdir.
    370- Uyuyanin ve deli olanin okuyacaklari secde ayetindcn dolayi isitenlere, sahih olan görüse göre tilavet secdesi gerekmez. Kendileri de bu secde ile mükellef olmazlar. Çünkü bunlarin okumalari ve isitmeleri bir niyete ve tayine bagli degildir. Fakat sahih kabul edilen diger bir görüse göre, uyku halinde secde ayetini okuyana, sonradan secde ayeti okudugu haber verilince, ona tilavet secdesi vacib olur. Ihtiyat olan da budur.
    371- Ögretilen kuslardan veya ses yansimasindan veya sesleri ileten fonograf ve teyp gibi cihazlardan isitilen bir secde ayetinden dolayi tilavet secdesi vacib olmaz. Fakat sahih görülen diger bir görüse göre, kuslardan isitilen secde ayetinden dolayi tilavet secdesi gerekir. Çünkü isitilen Allah kelamidir. Ihtiyata uygun olan da budur.
    Radyoya, gelince, bu sesi yansitmaktan ziyade nakil sayilmaktadir. Kasde bagli olarak okunan seylerin hemen aynini nakletmektedir. Bundan isitilen sesler, ses yansimasi gibi, sade bir benzeyisten ibaret degildir. Bunun için radyo araciligi ile isitilen bir secde ayetinden dolayi secde edilmesi vacib olsa gerektir. Vacib olmasa bile, secde edilmesinde bir sakinca olmadigindan her halde secde edilmesi ihtiyata uygundur ve Kur’an-i Kerime bir saygi ve hürmeti gösterir.
    (Safiîlere göre, tilavetin mesru ve kasde bagli olmasi sarttir. Bunun için cünübün okumasindan dolayi veya rükû halinde Kur’an okumak mesru olmadigi için burada Tilavet secdesini gerektiren ayeti okumakla ne okuyana, ne de dinleyene tilavet secdesi sünnet olmaz. Yine yanilarak meydana gelen veya ögretilmis kuslardan veya bir aletten isitilen bir tilavetten dolayi da, niyete bagli olmadigi için, secde edilmesi sünnet degildir.)
    372- Tilavet secdesi ayetinin hecelenerek okunmasi ile veya yalniz yazilmasi ile veya telaffuz edilmeksizin yalniz yazisina bakmakla tilavet secdesi gerekmez. Çünkü bu hallerde okuyus yoktur.
    373- Bir secde ayetinin secdeyi gösteren ile, bunun evvelinden veya sonundan bir kelime daha eklenip beraberce okunsa veya dinlenmis olsa, sahih olan görüse göre secde gerekir. Diger bir görüse göre, secde ayetinin çogu okunmadikça secde vacib olmaz.
    374- Secde ayetini isitmeyen bir mükellefe tilavet secdesi vacib olmaz. Ayet, bulundugu mecliste okunmus olsa bile hüküm aynidir.
    375- Bir secde ayeti oldugu gibi Arabça okunursa, her isiten mükellefe bunun secde ayeti oldugu bildirilince, secde etmesi ittifakla vacibdir. Fakat bir secde ayetinin Farsça olan tercümesi okunacak olsa, bunu isittigi halde anlamayan kimseye sadece bildirmekle tilavet secdesi vacib olmaz. Bu hüküm iki Imama göredir. Imami Azam’a, göre, bunun bir secde ayeti tercümesi oldugu haber verilirse, tilavet secdesi vacib olur. Imami Azam’in bu meselede iki Imamin görüsüne döndügü rivayet ediliyor. Itimat da bunun üzerinedir. Fakat bu secde ayetinin tercümesini okuyana secde etmesi ittifakla ihtiyat yönünden vacib olur. Bunu anlasin, anlamasin fark etmez.
    376- Bir secde ayeti gerçekten veya hüküm bakimindan bir sayilan bir mecliste tekrarlanarak okunsa, bir defa secde edilmesi yetisir. Fakat baska baska secde ayetleri okunursa veya meclis hakikaten veya hükmen degisirse, her okunan ayet için baska bir secde gerekir.
    Bir mescid gibi muayyen bir yerde iki defa okunan bir secde ayetinin meclisi gerçekten bir bulunmus olur. Gelenek bakimindan bir mekan sayilan yerlerin cüzleri arasinda beraberlik de hüküm bakimindan bir birliktir. Meclisin gerçekte degismesi de, bir odadan diger bir odaya geçmis olmak, gibidir. Hüküm bakimindan degisiklik ise, mescid veya bir oda gibi bir yerde secde ayeti okunduktan sonra orada baska bir ise baslamakla meydana gelir. Secde ayeti okunduktan sonra, üç kelime kadar konusulmasi veya üç adim kadar yürünülmesi veya bir seyden üç lokma yenilmesi veya bir sudan üç yudum içilmesi gibi…
    Meclisin degisikligi, okuyucuya göre, kendisinin meclisi degistirmesiyle, dinleyiciye göre de, onun meclisi degistirmesiyle meydana gelir. Dogru olan budur. Bunun için bir meclis, bir sahsa göre bir sayildigi halde, diger bir sahsa göre degismis olabilir.
    377- Tilavet secdesi hususunda gemi, bir oda gibidir. Yürümekte olan araba veya bir hayvan üzerinde bulunuluyorsa, meclis daima degismis sayilir. Bunun için araba veya hayvan üzerinde namaz halinde olmaksizin tekrarlanacak bir secde ayetinden dolayi tekrar sayisinca tilavet secdesi vacib olur.
    378- Tilavet secdesi yapmak için, okuyanin öne geçirilmesi, dinleyenlerinde onun arkasinda saf tutmalari ve ondan önce secdeye varmayip secdeden de kalkmamalari müstahabdir. Buna aykiri olarak bulunduklari yerlerde secdeye varmalari ve secdeden daha önce kalkmalari da mekruh degildir. Çünkü bunlarin hepsi tek basina secde etmekle sorumludur.
    379- Tilavet secdesi için niyet etmek sarttir; fakat tayin sart degildir. Bu bakimdan birkaç secde ayetini okumus veya dinlemis olan bir kimse, bunlarin sayisinca tilavet secdesi niyeti ile secde eder, fakat hangi secdenin hangi secde ayetine ait oldugunu belirlemez. Bu tilavet secdesine namaz içinde yalniz kalb ile niyet edilir. Namaz disinda ise dil ile de niyet edilmesi sünnettir.
    380- Vacib olan tilavet secdesini hemen yerine getirmek zorunlugu yoktur. Secde ayeti okunur okunmaz hemen secde edilmesi gerekmez. Bu secde uzun bir zaman sonra da yapilabilir. Yine eda olur, kaza sayilmaz. Kabul edilen hüküm budur. Bununla beraber, bir zaruret olmadikça geciktirilmesi tenzihen mekruhtur. Namaz içinde ise, hemen yapilmasi vacibtir; çünkü bu, artik namazdan bir cüz olmustur. Namaz disinda kaza edilemez. Bunu, secde ayeti okunduktan sonra üç ayetten sonraya birakmamak gerekir. Bu mesele, asagidaki meselelerden açikliga kavusacaktir. Imam Ebû Yusuf’a göre, tilavet secdesi namazin disinda da hemen yapilmasi vacibdir.
    381- Secde ayeti okununca, hemen secde edilmesi mümkün olmadigi zaman okuyan ve dinleyenlerin: “Semi’nâ ve eta’nâ gufraneke Rabbena ve ileyke’l-masîr” demeleri müstahabdir.
    382- Namazda kiyam halinde secde ayeti okununca, bakilir: Eger bundan sonra üç ayetten çok okunmazsa, yapilacak rükû veya secde ile bu tilavet secdesi de yerine getirilmis olur. Gerek buna niyet edilmis olsun ve gerek olmasin. Fakat tercih edilen görüse göre, rükû ile olabilmesi için tilavet secdesine niyet etmek lazimdir. Fakat üç ayetten çok okunacaksa, bu secde ayetinden dolayi hemen sadece onun için rükû veya secde edilmesi gerekir. Secde yapilmasi daha faziletlidir. Namazin rükû ve secdesi ile bu secde yapilmis olmaz. Yalniz üç ayet okunacagi zaman ihtilaf vardir. Tercih edilen görüse göre, bu secdenin hemen yapilma hükmü kalkmaz, namazin rükû ve secdesi ile bu tilavet secdesi yapilmis olur.
    383- Secde ayetini namaz içinde okuyan kimse, dilerse okuyacagi ayetlerin sayisina bakmaksizin hemen “Allahü Ekber” diye tilavet secdesine varir. Tilavet secdesi niyeti ile yalniz rükûa varmasi da yeterlidir. Ondan sonra tekrar ayaga kalkar ve birkaç ayet daha okur. Ondan sonra namazin rükû ve secdelerini yapar, namazina devam eder. Eger bir sureyi bitirmis ise, diger bir sureden birkaç ayet okur; çünkü tilavet secdesinden kalkar kalkmaz böyle birkaç ayet okumadan namazin rükû ve secdesine gidilmesi mekruhtur.
    Namazin disinda ise, yalniz rükûda bulunarak tilavet secdesi yapilmis olmaz. Çünkü tilavet secdesi bir tazim ifadesidir, bir emri yerine getirmenin alametidir. Bunlar, namaz içinde rükû ile yerine getirilmis olursa da, namaz disinda rükû ile yapilmis olamazlar.
    384- Cemaatle namaz kilindigi zaman, imam olan zat, yukardaki meselede açiklandigi gibi, öyle rükû ile tilavet secdesine niyet etmemelidir. Çünkü cemaat bunun farkina varamayacaklarindan, böyle bir niyette bulunmamis olurlar. Bu takdirde de tilavet secdesi onlardan düsmez. Bu durumda imamin selamindan sonra cemaatin tilavet secdesi yaparak ondan sonra tekrar tesehhüdde bulunmalari gerekir ki, bunu da herkes yapamaz.
    385- Secde ayeti bir namazda tekrarlansa, sahih olan görüse göre, yalniz bir tilavet secdesi gerekir. Bu tekrarlanma ister bir rekatta ve ister baska baska rekatlarda olsun fark etmez. Çünkü meclis birdir.
    Bu mesele Imam Ebû Yusuf’a göredir. Imam Muhammed’e göre, baska baska rekatlarda tekrarlansa, tilavet secdesi de tekrarlanir, meclis degismis sayilir.
    386- Imam secde ayetini okuyup secdeye varmakla cemaat, imamin rükû ve secdeye vardigini sanarak rükû ve secdeye varsalar, bununla namazlari bozulmaz; fakat bir secde daha yapsalar bozulur.
    387- Imamin cuma ve bayram namazlarinda ve emsali cemaatin kalabalik oldugu namazlarda ve gizlice kiraat yapilacak namazlarda secde ayetinin okunmasi mekruhtur. Çünkü cemaatin sasirmasina sebebiyet verilebilir. Ancak secde ayeti okunan surenin sonuna raslamis olursa kerahet olmaz. O zaman namazin secdeleri ile tilavet secdesi eda edilmis ve engel kalkmis olur. Bu durumda imama uygun düsen, bu namazin rükû ile tilavet secdesine niyet etmemektir.Ta ki, bu vecibe namazin secdeleri ile bütün cemaat tarafindan da yerine getirilmis olsun.
    388- Mesbuk ayaga kalktiktan sonra imam tilavet secdesini hatirlayarak yapacak olsa, bakilir: Eger mesbuk henüz secdeye varmamis ise, tilavet secdesi için imama uyar, secdeye varir. Ondan sonra ayaga kalkarak kalan namazini tamamlar. Eger imama uymazsa, namazi bozulur. Fakat secdeye varmis ise, artik imama uymaz. Eger uyarsa, namazi bozulur.
    389- Misafire uyan bir mukîm, misafirin yapacagi tilavet secdesine istirak eder. Sonra kalkip namazini tamamlar. Eger kendi basina kilacagi rekatlarda da bir secde ayeti okuyacak olursa, bundan dolayi da ayrica secde etmesi gerekir.
    390- Bir kimse namaz kilarken rükû, secde veya kade (oturus) halinde veya imama uymus oldugu halde onun arkasinda secde ayetini okusa, ne kendisine, ne imama ve ne de bu imama uyan diger cemaata tilavet secdesi vacib olmaz. Çünkü namaz kilanlar, bu halde Kur’an okumaktan menedilmislerdir. Bunlarin okuyusu hükümsüzdür. Fakat bu okuyusu disardan duyanlara tilavet secdesi gerekir. Bunlar gerek baska bir namazda tek basina veya topluca bulunmus olsunlar ve gerek olmasinlar. Çünkü bunlar o yasaklilik ve engel disinda kalmis olurlar.
    391- Namaz içinde okunan secde ayetinden dolayi, namazi bitirdikten sonra secde edilemez. Çünkü bu secde, yukarida da isaret olundugu üzere namazin bir cüz’ü olmustur, artik ondan ayrilamaz. Fakat namazda bulunan kimse, namazda bulunmayan bir kimsenin okudugu secde ayetini isitecek olsa, namazini kildiktan sonra secde eder. Daha namazda iken secde etmesi yeterli olmaz. Bununla beraber secde etse, bununla namazi bozulmaz.
    Nitekim namazda okunan bir secde ayetini, disardan isiten bir mükellef için de, namaz disinda secde etmek gerekir. Su kadar var ki, bu mükellef, o secde ayetini okuyan kisiye uyar, onunla beraber bu secdeyi yaparsa, bu görevi yapmis olur. Eger o secde yapildiktan sonra, o rekatta uyarsa bu secdeyi o imamla beraber hükmen yapmis sayilir. Artik ne namazin içinde, ne de disinda tilavet secdesi yapmasi gerekmez.
    392- Hasta iken veya bir arabaya veya bir hayvana binmis iken secde ayetini okuyan veya dinleyen bir mükellefin isaret sureti (ima) ile tilavet secdesi yapmasi caizdir. Fakat bir mükellefin binici olmadigi halde, okudugu veya dinledigi bir secde ayetinden dolayi bir özrü bulunmadikça, binici oldugu halde isaret (ima) ile secde etmesi caiz olmaz.
    393- Secde ayetini, hazir olanlar secde için hazirlikli iseler asikare olarak, hazirlikli degillerse gizli okumak müstahabdir. Bunda cemaata karsi bir sefkat vardir.
    394- Bir süre okunup da, içindeki secde ayetinin birakilmasi mekruhtur. Çünkü bu, secdeden bir nevi kaçirmak demektir. Yalniz secde ayetinin okunup da suredeki diger ayetlerin okunmamasinda ise, kerahet yoktur. Fakat müstahab olan, fazilet ve tercih kuruntusunu kaldirmak için, secde ayeti ile beraber bir veya birkaç ayetin de okunmasidir.
    395- On dört secde ayetini bir mecliste okuyup her biri için okudukça ayri bir secde yapan ve hepsini okuduktan sonra umumuna birden ondört secdede bulunan zatin dünya ve ahiret islerinde kendisine üzüntü ve keder verecek hususta, Yüce Allah’in onu koruyacagi rivayet olunmustur.
    396- Namazi bozan seyler, tilavet secdesini de bozar. Daha tilavet secdesinden kalkmadan meydana gelen abdestsizlik ve konusma veya kahkaha ile gülme gibi… Ancak bu secdedeki kahkaha ile abdest bozulmus olmaz ve kadinlarin da erkeklerle ayni hizada bulunmalari bu secdeyi bozmaz.

    Reply

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir